Gavs kutup nedir? Tarikatlardaki gavs ve kutup sapıklığı. Şirk nedir?

☰ Menü

Abdülaziz Bayındır - Kutup ve Gavs Nedir?

Neml
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

62. Sıkıntıya düşmüş olanın duasına cevap veren kim? Kendisine dua edilip, kötülüğü kaldıran kim? Ve sizi yeryüzünde, öncekilerin yerlerine geçenler/halifeler/varisler yapan kim? Allah ile beraber başka bir ilâh mı? Ne de az öğüt alıp düşünüyorsunuz!

Bir Yerde Kurtarıcılık Varsa Onlar Şeytandır

Gavsın dünyada kazalarda, darda kalınca, son nefeste gelip insanı kurtarıyorsa herhalde ahirette de bir yardımı olacaktır diye düşünülüyor olsa gerek. Böyle düşünenler için.

Cübbeli Ahmet'in Kuran Dışı Hayali Gavs Tarifi

GAVS KİMDİR VE KUTUB KİME DENİR : Velilerden bir kısmına irşad görevi verilmiş, bir kısmına bu görev verilmemiştir. İrşadın en üstün mertebesi Gavsiyyef'tir. Gavs, manevî mertebelerin en yükseğinde bulunan zattır. Bu zata "Kutub" da denir. Bir başka deyişle Kutbül Aktab, yani kutuplar kutbu demektir. Gavs dünyadan göçünce onun yerine kutublardan Sâhib-i Şimal geçer. Ondan bir geride bulunan Sâhib-i Yemin ise Sâhib-i Şimal olur. Onun yerine Dörtlerden biri Sâhib-i Yemin olur, Onun yerine Kırklardan biri Evtâd olur. Yedilere alınır. Onun yerine Üçyüzlerden" biri Kırklara alınır. Onun yerine Birler"den biri Üçyüzlere alınır. Onun yerine sâlih kullardan biri Binlere alınır. Üçler, yediler ve kırklar denilen erenlere Gayb Erenleri denilir. Bunlar Yüce Allah tarafından belli görevlerle görevlendirilmiş Allah dostlarıdırlar. Derece itibariyle aralarında farklılıklar bulunur. Bu manevî derecelerin en üstünü Kutubluk derecesidir. En üst derecede ise Kutbiyyet-i Kübrâ denilen "Gavsiyyet" derecesi vardır. Bu makamda bulunan zat Allah Rasulü (s.a.v.)'nün gerçek temsilcisi, gerçek halifesidir. "Üçyüzler"den her biri bir nebi (peygamber) meşrebindedir. Üçyüzlerden kırkı, Âdem Aleyhisselam'ın meşrebindedir. Bunlara "Abdal" denir. Yetmişi Nuh Aleyhisselam'ın meşrebindedir. Bunlara "Nükeba" denir. Yedisi Allah Rasulü (s.a.v.)'in meşrebindedir. Bunların dördüne "Evtâd", ikisine "İmâmân" denir. İşte bunlardan biri "Gavsül A'zam"dır (Kasri Arifan dan)

Evliya denen insanlar boşuna aracı yapılmıyor baksana tarife. Yukarıda ki tarife göre haşa peygamberlerin hiçbir kıymeti yoktur, onlar bize kitapları getirmiş görevlerini tamamlamış gitmişler. Bu tarife göre asıl mesele gavs-kutup olmakta. Diyor ki “velilerden bir kısmına irşat görevi verilmiş” bunu nasıl ispatlayacaksın? Falanca alimin, evliyanın kitabında böyle yazıyor dersen bu delil olur mu?, insan yazması hiçbir kitap bunun delili olamaz. Şimdi elimizde kuran var, bunun neresinde gavs, kutup, kırklar, üç yüzler falan geçiyor?

Cübbeli Ahmet'in Abdülkâdir Geylânî'yi yardıma çağırması

“Bir mürşide bağlanman gerek” sözünün neye mâl olduğunu gördün mü? Allah duaları duymaz mı? Yardım etmez mi? Yardım etmeyeceğinden şüphen mi var? O zaman bu ayetlerin ne anlamı olur?

Mümin
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

60. Rabbiniz buyurmuştur ki: “Bana dua edin, size (duanızın karşılığı ile) cevap vereyim. Kibire saplanarak Bana ibadetten uzaklaşan kimseler, aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir.”

Araf
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

55. Rabbinize için için yalvararak, başka nazarlardan uzak, gizlice dua edin. Gerçekten O, haddi aşanları hiç sevmez.

180. En güzel isimler Allah'ındır, o halde bu isimlerle O'na dua edin. O'nun isimleri konusunda haktan sapanları terkedin. Onlar işlediklerinin cezasını çekeceklerdir.

"Aracıları kaldırıp direkt Allah'tan istemek gerekir" - Abdülaziz Bayındır

Cübbeli Ahmet’e orda dinleyenlerden bir kişi çıkıp da itiraz etmemiş. Neden dersin? Çünkü böyle tarikat gibi yerlere girenlere ilk söylenen şey “mürid şeyhinin elinde gassal elinde meyit gibi olmalıdır” telkinidir. Cübbeli Ahmet her ne kadar kendisine şeyh ve cemaatlerine de tarikat demiyorsa da sonuç değişmiyor. Abdülaziz Bayındır’a sapık diyorlar, şu ayete bak.

Ahkaf
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

5. Allah’ı bırakarak kıyamet gününe kadar, kendisine cevap veremeyeceklere dua edenden/yalvarandan daha sapık kim olabilir? Oysa onlar (ölüler [yatırlar], heykeller); bunların yalvarışlarından habersizdirler!

Bu ayeti doğru tercüme etmiyorlar. Genelde buna benzer tercüme ediyorlar. “Allah’ı bırakıp da kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapık kim olabilir? (Oysa) onlar bunların tapmalarından habersizdirler.” Burada “şeyler” diye tercüme edilen “men” kelimesidir. Bu kelime Arapça’da akıllı varlıklar için kullanılır. Doğru manası “kimse” veya “kimseler” olmalıdır. “Bunlar” diye tercüme edilen de hum kelimesidir. O da akıllı varlıkları göstermek için kullanılır. “Habersizdirler” diye tercüme edilen de “gâfilun” kelimesidir. Cem’i müzekker salimdir ve akıllı varlıklar için kullanılır. Yanlış tercüme ile bu manalar da kayboluyor. Bugün bu ayetin karşılığı kabirlerde yatan evliya denen insanlar; Abdülkadir Geylani öldüğüne göre, onu yardıma çağırmak üstteki ayetin kapsamına giriyor. Allah ruhlara dua eden yardım isteyen isanların sapık olduğunu, yardım istenen ruhların kıyamete kadar cevap veremeyeceğini söylüyor.

Ya Gavs deyince Abdülkadir Geylani geliyorsa, yardım ediyorsa, bugün yardıma en çok ihtiyaç duyulan yer Gazze olsa gerek, neden kimse İsrail Gazze'yi bombalarken "ya gavs" deyip yardım istemiyor? Ya gavs deyince biri yardıma gelseydi Gazze bu videodaki gibi olur muydu?

Buradan ala ki Ya Gavs deyince kimse gelmiyor zaten ahkaf suresinin üstteki beşinci ayeti bunu söylüyor. Bir cemaat Abdülkâdir Geylânî'nin gelip uçağı kurtardığına inanıyorsa onlara Muhammed Mustafa'nı sallallahu aleyhi ve sellem getirdiği dini anlatamazsın çünkü bunların inandığı dinin yanında peygamberimizin öğrettiği din basit kalır. Peygamber uçan, kaçan, bir bakışta insanları müslüman yapan, karşısındakinin içinden geçenleri bilen bir peygamber olmayınca, senin benim gibi alçak gönüllü, kendisini "Kureyş'li kuru et yiyen kadının oğluyum" diyen bir peygamber bu ve benzeri cemaatlere yeterli gelmez. Peygamber normal bir insan olursa o zaman bunların efendileri, evliyaları kurtarıcılık yapamaz. Kuranda dua ve zikir ayetleriyle Allah kuluyla bire bir muhatap bir şekilde ne yapmamız istediğini söylüyor ama buradaki örneğimizde Cübbeli Ahmet’in dayanağı kuran değil imam Rabbani'nin Mektubat kitabı.

Bu insanlar akılların kullanmıyor. Halbuki kuran hep akla vurgu yapar. Bir insana bağlanmayı şart koştuğun zaman olacağı budur. Bu basit bir şey değildir efendi mürid ilişkisi sevgi üzerine kuruludur. İnsanların çok sevdikleri efendileri için “yanlış anlatıyor” dediğin zaman kavga çıkar “benim efendim yanlış anlatmaz” cevabını alırsın. Bir insana bağlanmayı şart koşmazsan ilim almak gerekir dersen, sohbetini dinlediğin kişiyi hoca olarak kabul edersen, o zaman yanlış anlattığını duyduğunda o kişiyi bırakırsın bir daha dinlemezsin. Seni uyaranlara da kızmak yerine teşekkür edersin. Sonuç Allah kitabını kendi açıklamıştır ve peygamberimiz de bunları uygulayarak göstermiştir çünkü peygamberimize kitapla beraber hikmet de verilmiştir. Hikmetin ne olduğuna buradan bakabilirsin. Kitap ve Hikmet - Süleymaniye Vakfı.pdf