Miraç Gerçeği. Miraç Zerdüştlükten alınmıştır. Miraç ve Zerdüştlük. Arda Viraf Name Tercümesi. Arda Viraf Kimdir? Arda Viraf Name Nedir?

Miraç Zerdüştlük'ten Alınma Bir Hikayedir


Sayfa Başlıkları

★★★

Zerdüşt inancında tıpkı Miraç hadisinde peygamberimizin yedinci kat göğe yükselip, Allah'ı gördüğü gibi Arda Viraf’ın göklere yükselmesi, tanrı Ahura Mazda’yla görüşmesi, cehennemdeki cezaların nasıl olacağını ve cenneti gördüğünü anlatan Ardavirafname adında bir metin var. Bu sayfada Miraç hadisiyle Arda Viraf Namen'in karşılaştırmasını göreceksin. İki metni okursan bir birinin hemen hemen aynısı olduğunu görebilirsin. Buradan şu çıkıyor; aslında peygamberimiz Miraç kandillerinde anlatıldığı gibi bir Miraç yaşamadı. Zerdüşt inancındaki Arda Viraf'ın göğe yükselme hikayesini bizim hadislere monte ederek Miraç kurgusu oluşturmuşlar. Bize anlatılan Miraç ile ilgili tutarsızlıkları bu sayfadan görebilirsin. İsra ve Miraç Gerçeği

Kısaca Zerdüştlük nasıl bir inanç bahsettikten sonra Miraç hadisi, peşine Aradavirafname'yi göstereceğim.

Zerdüştlük Basıl Bir İnançtır?

Bu bilgiyi Vikipedi’den derledim.

Zerdüştçülük, Zerdüştîlik ya da Mecûsîlik, günümüzden 3500 yıl önce Zerdüşt tarafından İran'da kurulan, yaklaşık MÖ 6. yüzyıldan MS 7. yüzyıla kadar 3 büyük Pers İmparatorluğu'nun dini olan, dünyanın en eski tek tanrıcı vahiy dini. Bu dine inananlar Zerdüştçü olarak adlandırılıyor olup bedenen öldükten sonra dirilip Ahura Mazda'nın huzuruna çıkacaklarına ve orada sorgulanacaklarına inanırlar. Zerdüştlüğün temelinde iyilik ve kötülüğün savaşı yatar. Zerdüşt, yeryüzündeki kavganın tanrının ruhu Spenta Mainyu ile şeytanın ruhu arasında olduğuna inanırdı. Zerdüştlükteki şeytan inancı ile batı dinlerindeki melek anlayışı arasında benzerlikler vardır. Zerdüştlük inancında Tanrı kabul edilen Ahura Mazda “Aklın Efendisi” ile sembolize edilir, Ehriman ise kötülüğün güçlerini temsil eder ve iyilik-kötülük mücadelesi bu noktada başlar.

Zerdüştlük felsefesinde su, toprak, ateş kutsal sayılır ve ateşe, aydınlığa veya Güneş'e bakılarak ibadet edilir. Işığın ve aydınlıkların, Tanrı Ahura Mazda’nın fiziksel temsili olduğuna inanılır. Bununla ilişkili olarak ateş, iyi ve kötüyü birbirinden ayıran Tanrısal bir güce sahiptir. Zerdüştiler ateşe tapmazlar, ancak ateşi yüceltirler onu kıble kabul ederek ateş önünde dua ederler. Ancak Zerdüştlükte asıl kıble Güneş'tir. Zerdüştiler dünyada bulunan elementlerin saf olduğuna ve ateşin tanrının ışığı veya irfanı olduğuna inanırlar. Ateş Ateşgede denilen tapınaklarda yakılır ve ateşe üflemek öldürülmeyi gerektirecek kadar büyük bir günahtır. Dini törenlere ya da ayinlere çok fazla önem vermeden, "iyi sözler, iyi düşünceler ve iyi hareketler" ilkelerine odaklanırlar. Zerdüştler günde birkaç sefer dua ederler. Zerdüştler'in dînî törenlerinde ateşin önünde ayinler yapmalarının sebebi, ateşin karanlığı önlemesidir, zîrâ Zerdüşt inancına göre, kötülük karanlıkla özdeşleşmiştir.

Miraç Hadisi

− Ben Kâbe’nin Hatîm kısmında uyku ile uyanıklık arasında idim… Yanıma merkepten büyük, katırdan küçük beyaz bir hayvan getirildi. Bu Burak’tı. Ön ayağını gözünün gördüğü en son noktaya koyarak yol alıyordu. Ben onun üzerine bindirilmiştim. Böylece Cibrîl -aleyhisselâm- beni götürdü. Dünyâ semâsına kadar geldik. Kapının açılmasını istedi.

− Gelen kim? denildi.

− Cibrîl! dedi.

− Berâberindeki kim? denildi.

− Muhammed -aleyhissalâtü vesselâm- dedi.

− Ona Mîrâc dâveti gönderildi mi? denildi.

− Evet! dedi.

− Hoş gelmişler! Bu geliş ne iyi geliştir!» denildi ve kapı açıldı. Kapıdan geçince, orada Hazret-i Âdem -aleyhisselâm-’ı gördüm. Bu babanız Âdem’dir! O’na selâm ver!» denildi. Ben de selâm verdim. Selâmıma mukâbele etti. Sonra bana: Sâlih evlât hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin!” dedi.Sonra Cebrâîl beni yükseltti ve ikinci semâya geldik. Burada Hazret-i Yahyâ ve Hazret-i Îsâ ile karşılaştım. Onlar teyzeoğullarıydı. Sonra Cebrâîl beni üçüncü semâya çıkardı ve orada Hazret-i Yûsuf ile karşılaştık. Dördüncü kat semâda Hazret-i İdrîs ile, beşinci kat semâda Hârûn ile, altıncı kat semâda ise Hazret-i Mûsâ ile karşılaştık. Sâlih kardeş hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin! dedi. Ben onu geçince, ağladı. O’na: Niye ağlıyorsun? denildi. Çünkü, benden sonra bir delikanlı peygamber oldu, O’nun ümmetinden Cennete girecek olanlar, benim ümmetimden Cennete girecek olanlardan daha çok!» dedi.Sonra Cebrâîl beni yedinci semâya çıkardı ve İbrâhîm ile karşılaştık. Cebrâîl Bu, baban İbrâhîm’dir; ona selâm ver! dedi. Ben selâm verdim; O da selâmıma mukâbele etti. Sonra: Sâlih oğlum hoş geldin, sâlih peygamber hoş geldin! dedi. Daha sonra bana: Yâ Muhammed! Ümmetine benden selâm söyle ve onlara Cennetin toprağının çok güzel, suyunun çok tatlı, arâzisinin son derece geniş ve dümdüz olduğunu bildir. Söyle de Cennete çok ağaç diksinler. Cennetin ağaçları “Sübhânallâhi ve’l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber!” demekten ibârettir dedi. Sonra Sidretü’l-Müntehâ’ya çıkarıldım. Bunun meyveleri (Yemen’in) Hecer testileri gibi iri idi, yaprakları da fil kulakları gibiydi. Cebrâîl -aleyhisselâm- bana: İşte bu, Sidretü’l-Müntehâ’dır!» dedi. Burada dört nehir vardı: İkisi bâtınî nehir, ikisi zâhirî nehir. Bunlar nedir, ey Cibrîl? diye sordum. Cebrâîl -aleyhisselâm-: Şu iki bâtınî nehir, Cennetin iki nehridir. Zâhirî olanların biri Nil, diğeri de Fırat’tır! dedi…” (Buhârî, Bed’ü’l-Halk, 6; Enbiyâ, 22, 43; Menâkıbu’l-Ensâr, 42; Müslim, Îman, 264; Tirmizî, Tefsîr 94, Deavât 58; Nesâî, Salât, 1; Ahmed, V, 418)

Sidretü’l-Müntehâ’da Cebrâîl : “Ey Allâh’ın Resûlü! Buradan öteye yalnız gideceksin!” dedi. Resûlullâh: “Niçin ey Cibrîl?” diye sordu. O da cevâben: “Cenâb-ı Hak bana buraya kadar çıkma izni vermiştir. Eğer buradan ileriye bir adım atarsam, yanar kül olurum!..” dedi. (Râzî, XXVIII, 251)

Efendimiz’e soruldu: “Yâ Resûlallâh! Sidre’yi kaplayan ne gördün?” Buyurdular ki: “Altundan pervânelerin onu bürüdüğünü ve her yaprağında bir meleğin oturup Allâh’ı tesbîh ettiğini gördüm.” (Taberî, XXVII, 75; Müslim, Îman, 279)

İbn-i Abbâs’tan gelen rivâyete göre Resûl-i Ekrem: “Ben, yüce Rabbimi gördüm!” buyurmuştur. (Ahmed, I, 285; Heysemî, I, 78)

Bir başka rivâyette Peygamber Efendimiz “Rabbini gördün mü?” sorusuna cevâben: “Bir nûr gördüm!” buyurmuşlardır. (Müslim, Îman, 292)

Arda Viraf Name Tercümesi

Ardavirafname’yi ingilizcen varsa www.avesta.org sitesinden okuyabilirsin. Türkçe kaynak olarak Nimet Yıldırım’ın tercümesini tavsiye ederim. Ben avesta.org sitesinden İngilizce metinden tercüme yapacağım. Çok iyi tercüme edemeyebilirim hatta bu amatör bir tercüme olacaktır çünkü Zerdüştlüğü çok iyi bilmiyorum ve tercüme etmeye çalışacağım metnin orijinali Pehlevice. Pehleviceden ingilizceye tercüme edilmiş metni Türkçeye tercüme etmek mutlaka anlam kaybına neden olur ama hiç değilse Arda Viraf'ın göklere çıkışı tanrı Ahura Mazda’nın yanına gidişi, cenneti ve cehennemi görmesi hakkında kabaca bilgi verir. Böylece bizdeki Miraç hadisiyle ve yine peygamberimizin Miraç’ta cenneti cehennemi gördüğü anlatan hadisle kıyaslama yapabilirsin Bir de metin İngilizce olduğu için bazı özel isimler Türkçe metinlerdekinden farklı olabilir. Bu metinde Ahura Mazda yerine Ohrmazd geçiyor. İki isim de aynı kişiyi gösteriyor. Ben Ohrmazd yerine Ahura Mazda yazacağım. Aradavirafname’nin nasıl yazılmaya başlandığına dair özet bilgi verip, Bölüm 4’ten itibaren tercüme yapacağım.

Ardavirafname Özet;

Ardavirafname’nin Birinci Bölümünde Zerdüşt’ün dini insanlara anlattığı, üç yüz yıl boyunca din saflığını koruduğu, daha sonra lanetlenmiş kötü ruh Ehrimen’in insanları dinden şüphe ettirmek ve uzaklaştırmak için Mısır'da yaşayan lanetli İskender'i kışkırtarak İran’ı işgal etmesine sebep olduğu, İskender’in de İran’ı işgal ettiği, herkesi öldürdüğü, yönetim sarayını yıktığı, asıl önemli olan burası Zerdüştlerin özenle koruduğu, kutsal kitapları olan Avesta’yı yok ettiği ve din adamlarını da öldürdüğü yazar. Halk din adamlarından ve kutsal kitaplarından mahrum kalınca İran’da kavgalar, ihtilaflar çıktı. Başka dinler oluştu. Azerbad Mihrespendan dünyaya gelene kadar kargaşa devam etti. Azerbad Mihrespendan insanların inançlarını düzeltmeye çalışır. Ona yardım eden başka din adamları da vardır ama bu yeterli olmaz. Bunun üzerine din adamları toplanıp eskiden olduğu gibi nasıl tekrar mutlu, huzurlu hayatlarına dönebilecekleri üzerine konuşur. Aralarından birini tanrı katına göndermeye, ruhlardan bilgeler alıp gelmesine karar verirler. Gidecek kişi aynı zamanda yapılan ibadetlerin tanrıya mı yoksa iblislere mi ulaştığına da bakacaktır. İran’daki bütün insanlar arasından yedi kişi, sonra bu yedi kişiden üçünü, bu üç kişiden de Arda Viraf'ı seçerler. Arda Viraf’ın gök katlarını geçip tanrının yanına gitme hikayesinin öncesi budur. Arda Viraf bu yolculuğu bedeniyle yapmadı. Ateşkede denilen Ahura Mazda’ya ibadet ettikleri özel bir mekanda şarap için uykuya daldı. Ruhu bedeninden çıktı Ahura Mazda’ya doğru yol almaya başladı. Yedi gün sonra geri geldi. Ruhu bedenine girdi. İnsanlara gördüklerini anlattı. Bölüm dörtten itibaren yaptığı yolculuk anlatılıyor.

Tercüme;

Ardavirafname Bölüm Dört

Arda Viraf ona şöyle yazmasını emretti: o ilk gece, dindar Srosh ve melek Azer benimle buluşmaya geldi ve bana “hoş geldin Arda Viraf ama henüz gelme zamanın değildi” dediler. Ben de "ben bir elçiyim" dedim ve sonra muzaffer Srosh ve melek Azer elimi tuttu. İyi düşünceyle ilk adım, iyi kelimeyle ikinci adımı ve iyi sözle üçüncü adımı atarak Ahura Mazda tarafından yaratılan çok geniş ve sağlam olan Chinvad Köprüsü geldim.

Oraya geldiğimde bir ruh gördüm. Ruh ilk üç gece bedeninin üstüne oturdu ve Gatha'nın şu sözlerini söyledi: “herkesin iyiliklerinin karşılık bulması ne güzel” Ve bu üç gecede, tıpkı dünyadayken mutlu ve neşeli olduğu gibi, dünyada elde ettiği tüm faydalar kadar fayda ve rahatlık ve keyif de geldi; Üçüncü şafakta, dindarların ruhu ağaçların tatlı kokusuna doğru yola çıktı; duyduğu bu kokuyu düşündü. Bu koku ve esinti güneyden Tanrı yönünden gelmekteydi.

Bölüm Altı - Araf

Bir yere geldim ve aynı pozisyonda kalan birkaç kişinin ruhlarını gördüm. Ve muzaffer Srosh'a dindarlara ve melek Azer'e sordum: "Kim bunlar ve neden burada kalıyorlar? " Dindar Srosh ve melek Azer şöyle dedi: "Bu yere Hamistagan (Araf) diyorlar; ve bu ruhlar gelecekteki bedene kadar bu yerde kalırlar; onlar sevapları ve günahları eşit olan erkeklerin ruhlarıdır. Böylece dünyaya seslenin: “para hırsı ve sıkıntılar sizin çok kolay bir işi yapmasını engellemesin, çünkü sevapları günahından üç fazla olan herkes cennete gider. Günahları daha çok olanlar cehenneme giderler. Günahı sevabına eşit olanlar gelecekteki bedenlerine kadar bu Hamistagan (Araf) arasında kalır. " Onların cezası atmosferin deviniminden kaynaklanan soğuk veya sıcaktır; başka sıkıntıları yoktur. “

Bölüm Yedi - Yıldızlara Yolculuk

Ve sonra, iyi düşüncelerin misafirperverlikle kabul edildiği yer olan Humat'ta, yıldız katına ilk adımını attım. Ve dindarlığı ışıl ışıl parıldayan ruhlarını gördüm; Tahtları ve koltukları ışıltılı, görkemli ve ihtişamlıydı. Dindar Srosh'a ve melek Azer'e sordum “burası neresi ve bu ruhlar kim?“ Dindar Srosh ve melek Azer şöyle dedi “Burası yıldız ülkesi ve bu insanlar dünyada dua etmeyen, Gataları okumayan ve akrabaları arasında evlilik yapamayan, aynı zamanda hükümdarlık veya başkanlık de yapmayan ruhlardır. Yaptıkları diğer iyi işler yoluyla dindar oldular. “

Not : Zerdüştlükte akraba evliliği yapmak sevap yapmamak günahtır. Akrabalarıyla evlenmeyenlerin ölüm sonrasında cezalandırılacağına inanılır. Bu yüzden üstte “akrabaları arasında evlilik yapamayan” ifadesi geçiyor.

Bölüm Sekiz - Ay’a Yolculuk

İkinci adımla iyi sözlerin misafirperverlikle kabul edildiği yer olan Ay katına geldim. Büyük bir dindar topluluğu gördüm. Dindar Srosh'a ve melek Azer'e sordum “burası neresi ve bu ruhlar kim?“ Dindar Srosh ve melek Azer şöyle dedi “Burası ay ülkesi ve bu insanlar dünyada dua etmeyen , Gataları okumayan ve akrabaları arasında evlilik yapamayan ruhlardır. Yaptıkları diğer iyi çalışmalar yoluyla buraya geldiler ve parlaklıkları ayın parlaklığına benzer. “

Bölüm Dokuz - Güneş’e Yolculuk

Üçüncü adımla iyi sözlerin misafirperverlikle kabul edildiği yere geldim. En yüksek parlaklıktaydı. Dindarları altından yapılmış tahtlar ve halılar üzerinde gördüm ve onların parlaklığı güneşin parlaklığına benzeyen insanlardı. Dindar Srosh'a ve melek Azer'e sordum “burası neresi ve bu ruhlar kim?“ Dindar Srosh ve melek Azer şöyle dedi “burası güneş ülkesi ve bunlar dünyada iyi hükümdarlık , yönetici ve şeflik yapan ruhlardır.”

Bölüm 10 - Cennet

Dördüncü adımı görkemli ve ışıltılı cennete attım. Ölülerin ruhları bizi karşılamaya geldi. Bize dua edip övgülerini sunuyorlardı. Ey dindar “o geçici kötü dünyadan bu ölümsüz dünyaya nasıl geldin?” diye sordular. “Şimdi ölümsüzlüğü ve ebedi zevki görün” dediler. Ve sonra, Ahura Mazda’nın ateşinin meleği Azer beni selamladı ve şöyle dedi “Mazdayasnalıların elçisi, yeşil ağaç sahibi, iyi tedarikçi Arda Viraf” Sonra ben de selamladım ve dedim ki; “Ey Melek Azer dünyadayken her zaman sana yedi yaşında ağaç ve güzel kokular koyan bendim ve sen bana yeşil ağaç için bağırıyorsun.”

Not : Zerdüştlükte ateşe yeşil ağaç koymak günah kabul ediyor. Arda Viraf’a yeşil ağaç sahibi diyerek ateşe yeşil ağaç koyduğunu söylüyorlar. Arda Viraf da dünyadayken her zaman ateşe yedi yıllık kuru odunları koyduğunu söylüyor. Sonra, Ahura Mazda’nın ateşinin meleği Azer “Gel sana üzerime konmuş yeşil ağacı ve suyunu göstereyim” dedi ve beni bir yere götürdü. Büyük bir depoda mavi suyu gösterdi ve dedi ki “bu üzerime koyduğun yaş ağacın çıkardığı su.”

Bölüm On Bir - Tanrı, Melekler ve Ruhani Liderler

Daha sonra baş melek Vohuman altından yapılmış bir tahttan çıktı ve elimi tuttu; beni İyi düşünce, iyi söz ve iyi işlerle beraber Ahura Mazda, baş melekler, kutsal ruhlar ve Zartosht Spitama'nın koruyucu melekleri, Kai-Vishtasp, Jamasp, Zartosht oğlu İsadvastar ve dini liderlerin yanına götürdü. Daha önce bu kadar görkemli ve mükemmel birini görmemiştim. Ve Vohuman dedi ki: “Bu Ahura Mazda.” Ben de ona ibadet etmek istedim. Ahura Mazda bana “selam sana Arda Viraf, o geçici sıkıntılı dünyadan bu saf ve aydınlık yere hoş geldin” dedi. Dindar Srosh'a ve melek Azer'e “Arda Viraf'ı al ve ona dindarın yerini ve ödülünü ve aynı zamanda kötülerin cezasını gösterin” dedi.

Peygamberimizin Ve Arda Viraf'ın Gördüğü Cehennem Azapları

Yaptığım tercümeden Arda Viraf’ın Tanrı Ahura Mazda’nın huzuruna yükselmesini, Ahura Mazda’nın Arda Viraf’a cenneti ve cehennemi göstermelerini söylediğini görüyorsun. Bundan sonra peygamberimizin Miraç’ta cehennemi ve azapları gördüğünü anlatan metinden cehennem azaplarıyla Arda Viraf'ın cehennemde gördüğü cehennem azaplarının benzerliğini göstereceğim. Aynı soru sorma, cevap verme şeklinden ve cezalardan iki metnin aynı olduğunu görebilirsin.

Miraç Hadisi : Zulüm Yapanlar

Bunlardan başka, cehennemde iki sınıf kimse gördüm; bunların bir sınıfı erkeklerden, bir sınıfı da kadınlardandı Bunların azabı gayet şiddetli idi. Bunlar kimlerdir diye sordum? Malik şöyle anlattı: Bu erkekler, beylerin (ağaların) önünde sopa ve kamçılarla gidip zavallı fakirlere vurup zulüm edenlerdir.

Ardavirafname Bölüm Yirmi Sekiz : Zulüm Yapanlar

Ayrıca baş aşağı asılmış bir adamın ruhunu gördüm. Elli yaratık vücudunun önünü ve arkasını yılanlarla kırbaçlıyordu. Ben de sordum “Böyle bir cezaya maruz kalan bu ruh hangi günah işlemişti?” Dindar Srosh ve melek Azer şöyle dedi “Bu, dünyada kötü bir hükümdar olan ve erkekler arasında acımasız, yıkıcı ve çeşitli türlerde işkence yapan ve ceza veren kötü adamın ruhudur.”

Miraç Hadisi : Zina Edip Çocuklarını Öldürenler

Bundan sonra, bir grup kadın gördüm; bunların kimisi göğsünden asılmışlar; kimisini de ayaklarından baş aşağı asmışlardı. Bunlar feryadı figan edip duruyorlardı. Bunlar kimlerdir dedim? Malik şöyle anlattı: Bunlar zina edenlerdir; ayrıca çocuklarını düşürüp katil işi işleyenlerdir

Ardavirafname Bölüm Altmış Dört : Zina Edip Çocuklarını Öldürenler

Ağlayıp inleyen bir kadının ruhunu gördüm. Başına dolu yağıyordu ve ayağının altından erimiş pirinç akıyordu. Ben de sordum “Böyle bir cezaya maruz kalan bu ruh hangi günah işlemişti?” Dindar Srosh ve melek Azer şöyle dedi “ Bu, gereksiz yere diğer erkeklerden hamile kalan kötü bir kadının ruhudur ve bebeğinin yok olmasına sebep oldu [Yani kürtaj veya çocuk öldürme]. Duyduğu acı yüzünden bebeğin sesini duyduğunu zanneder ve o tarafa doğru koşar. Ancak erimiş pirinç üstünde koşmaktadır. Beğin ağlamasını duydukça kafasını ve yüzünü bıçakla keser ve bebeğini ister. Ama bebeğini yeni dünya kurulana kadar göremez ve çekmesi gereken bu ceza yeni dünya kurulana kadar devam eder.

Miraç Hadisi : Anne Babaya İsyan

Bundan sonra, bir takım erkekleri ve kadınları gördüm. Bunlara ateşte azap ediliyordu. Bunların üzerine zebaniler musallat olmuştu. Bunlar feryat ettikçe, zebaniler sopalarla vuruyorlardı. Karınlarına ateşten süngüleri saplıyorlardı. Vücutlarını da ateşten kamçılarla dövüyorlardı. Bunların azapları pek çetin gördüm. Bunlar kimlerdir? diye sordum; Malik şöyle anlattı “Bunlar ana ve babalarına isyan ederek karşı gelenlerdir.”

Ardavirafname Bölüm Yetmiş Dokuz : Anne Babaya İsyan

Göğüslerine kadar çamur ve pis kokuya batmış bir kaç ruh gördüm. Keskin bir orak bacakların ve diğer uzuvların kesiyordu ve anne babalarına sesleniyorlardı. Ben de sordum “Böyle bir cezaya maruz kalan bu ruh hangi günah işlemişti?” Dindar Srosh ve melek Azer şöyle dedi “Bunlar dünyadayken anne ve babalarını üzen o kötü ruhlar; anne babalarından af dilemediler ve günahlarını bağışlamalarını istemediler.

Miraç Hadisi : Yalancı Şahitlik

Bundan sonra, bir takım erkek ve kadın gördüm. Bunların dillerinden ateşten çengellerle asmışlardı. Tırnakları bakırdandı. Kendi yüzlerini yırtıp parça parça ediyorlardı. Bunlar kimlerdir? dedim; Malik şöyle anlattı: Bunlar yalan yere şahidlik edenlerdir. Koğuculuk yapıp söz gezdirenlerdir.

Ardavirafname Bölüm Kırk Beş : Yalancı Şahitlik

Bütün bedeni solucanlar, kurtlar tarafından kemirilen bir adamın ruhunu gördüm. Ben de sordum “Böyle bir cezaya maruz kalan bu ruh hangi günah işlemişti?” Dindar Srosh ve melek Azer şöyle dedi. "Bu yalancı şahitlik yapan ve iyi insanların mallarını gasp edip kötü insanlara veren bir insanın ruhudur."

Minyatürlerde Miraç Ve Ardavirafname Benzerliği

Yorum yapmama gerek var mı? Miraç kurgusuyla Ardavirafname aynı değil mi? Dahası da var. İran’da 15. yüzyılda peygamberimizin Miraç’a yükselmesini, cehennemi görmesini minyatürlerle resmetmişler. Bunlar rastgele çizimler değil. Peygamberimizin Miraç'ta gördüğü iddia edilen cehennem azaplarına göre çizilmiş. O hadisten alıntılar yaparak Ardavirafname ile benzerliğini göstereceğim. Alttaki minyatür Burak’ın peygamberimizi gece yolculuğuna götürmesini gösteriyor.

Göğsünden Asılan Kadınlar

Peygamberimiz minyatürün sağında Burak’ın üstünde, Cebrail de cehennemde göğsünden çengellerle asılmış kadınlara azap eden kırmızı bir zebaniyi gösteriyor. Bu kadınların suçu evli olmalarına rağmen başka erkeklerden hamile kalıp sonra kocalarına çocuğun kendisinden olduğunu söylemeleri.

Ardavirafname’de de göğsünden asılan kadın anlatılıyor.

Ardavirafname Bölüm Yirmi Dört

Ayrıca göğsünden asılan bir kadının ruhunu da gördüm; ve cehennemin zararlı yaratıkları tüm vücudunu ele geçirmişti. Ben de sordum: "Ruhu böyle bir cezaya maruz kalan bu ruh hangi günah işlemişti?" Dindar Srosh ve melek Azer şöyle dedi: "Bu, dünyada kendi kocasını terk eden ve kendini diğer erkeklere veren ve zina yapan kötü kadının ruhudur."

Dillerinden Asılan Kadınlar

Cebrail peygamberimize dillerinden kancalara asılmış yeşil bir zebaninin azap ettiği kadınları gösteriyor. Bu kadınların suçları kocalarıyla alay etmek ve izinsiz evlerini terk etmek.

Ardavirafname’de dilden asılarak yapılan bir ceza anlatılmıyor ama dilin başka türlü azap çekmesi; yılan, akrep, kurt vs ısırması, parçalaması, kendi dilini kemirmesi, dile çivi saplanması, dilin kesilmesi vs gibi çok fazla dil üzerinden ceza anlatılıyor. Altta Ardavirafname'de diliyle insanlara rahatsızlık veren kadınların cezası anlatılıyor. Peygamberimizin gördüğü azapta da kocasıyla alay eden kadın vardı. Benzerliği burada.

Ardavirafname Bölüm Seksen İki

Sonra dili koparılmış bir kadının ruhunu gördüm [Şüpheli; "dilleri çok olan" anlamına gelebilir].   Ben de sordum: "Bu kadın hangi günah işlemişti?" Dindar Srosh ve melek Azer şöyle dedi: "Bu dünyada dili keskin olan o kötü kadının ruhu; kocası ve yöneticileri sivri diliyle çok rahatsız etti. "

Saçlarından Asılan Kadınlar

Cebrail peygamberimize saçlarını yabancı erkelere açan, onlarda şehvet duygusu uyandıran "utanmaz kadınları" cezalandıran bir zebani gösteriyor.

Zerdüştlükte saçları örtmek yok. O yüzden başı açık olmaya karşılık bir ceza yok ama makyaj yapıp peruk takan ve erkekleri baştan çıkaran kadınlara ceza var. Yine benzerlik var.

Ardavirafname Bölüm Yetmiş Üç

Ayrıca, on parmağından kan ve pislik akan ve bunları yiyen kadınların ruhlarını gördüm; Ben de sordum: "Bu ruhlar kimler ve bu kadar ağır cezayı çekmek için hangi günahı işlediler? " Dindar Srosh ve melek Azer şöyle dedi: "Bunlar yüzlerini [makyajla] güzelleştiren ve başkalarının saçlarını süs olarak kullanan kötü kadınların ruhları; Tanrı'nın adamlarının gözlerini büyülediler.

Miraç Hadisi Ve Ardavirafname’nin Son Kısmı

Hadis diye kurgulanmış uzun metinde örneklerini gördüğün gibi “bunlar kimdir ne yaptılar” diye soruyor Malik de anlatıyor. Peygamberimiz son azap edilen grubu gördükten sonra şöyle diyor;

— Ey Malik, kapıyı kapa; bakacak takatim kalmadı. Malik şöyle dedi:

Ya Rasulallah, mübarek gözünüzle müşahede ettiğiniz azapları, gördüğünüz gibi ümmetinize bildirin. Ümmetinizi çok çekindirin. Hasiyetlerden, Allah'ın emrine aykırı hareketten onları alıp men edin. Allah'a tam itaata teşvik edip ibadet yoluna getirin. Allah'ın azabı şiddetlidir. Cehennemi yedi tabakadır. Bu gördüğünüz ilk tabakasıdır. Aşağıları daha şiddetlidir.

Aravirafname’nin de sonu tıpkı böyle bitiyor. Arda Viraf’a “dünyaya geri dön, gördüklerini anlat, insanları sakındır” deniyor. İki ifadeyi de koyu belirttim.

Ardavirafname Bölüm Yüz Bir

Daha sonra, dindar Srosh ve melek Azer elimden tutup beni o karanlık, korkunç yerden çıkardı, sonsuz ışığa, Ahura Mazda ve başmeleklerin meclisine taşıdı.

Ahura Mazda’ya önce saygı göstermek istedim. Zarif ve canayakındı ve şöyle dedi: "Mazdayasnalıların peygamberi mükemmel kul, dindar Arda Viraf; maddi dünyaya gidin ve gördüğünüz ve anladığınız gibi dünyalarla konuşun; Çünkü ben Ahura Mazda seninleyim; bilgelere söyle ‘doğru olan ve doğru konuşan herkesi biliyorum". Ahura Mazda bu şekilde konuştuğunda şaşkın kaldım, bir ışık gördüm, ama kimseyi görmedim; Ayrıca bir ses duydum, ve şunu anladım: "Bu Ahura Mazda.’

Ve ruhların en mühim olan yaratıcısı Ahura Mazda şöyle dedi: Arda Viraf, dünyada Mazdayasna inananlarına anlat; Sadece tek bir dindarlık, basit dinin yolu var ve diğer yolların hiçbir sonu yoktur. Dindarlık olan bu yolu ele alın. Ne refah, ne sıkıntı, ne de herhangi bir başka sebepten bu yoldan dönmeyin. İyi düşünceler, iyi sözler ve iyi işler yapın. Zerdüşt Spitaman Zartosht ve Vishtasp'ın dünyada geçerli kıldığı bu dinde kalın. Uygun yasayı kabul et, ama uygunsuz olandan da kaçın. Ve bunun da farkında olun, sığırlar, atlar, altın, gümüş ve insan vücudu toprak olacak. Fakat dünyada dindarlığı öven ve iyi işler yapanların işleri toprak olmaz. Git ve geliş Arda Viraf. Yaptığınız temiz işleri, arınmalarınızı, dini kurallara göre yaptıklarınızı, ibadet törenlerinizi, her şeyi biliyorum.’

Ve bu kelimeleri duyduğumda, yaratıcı Ahura Mazda’ya derinden gelen bir selamlama sundum. Ve sonra, dindar Srosh, beni başarmış bir şekilde halılarla kaplı bu yere (yatağıma) bıraktı. Mazdayasnalıların dininin zaferi muzaffer olsun!

Sağlık, zevk ve sevinç içinde tamamlandı.

Sonuç:

Ne dersin, bizim Miraç’la Arda Viraf’ın Miracı arasında bir fark var mı? Zerdüştlükteki Arda Viraf’ın göğe yükselip Ahura Mazda’nın yanına gitmesi, cenneti cehennemi görmüş olması hikayesiyle peygamberimizin Miraç’a yükselmesi hadisi aynıdır. Ya Arda Viraf da peygamberdi Allah kendisini Ahura Mazda diye tanıttı, Arda Viraf'ı göklere çıkardı ya da Miraç hadisi Ardavirafname’den esinlenerek yazılmış.

Miraç Kurgusu Neden Yapılmış?

Öyle görünüyor ki Miraç peygamber yarıştırma kavgasıdır. Allah Kur'an'ı Kerim'de Musa peygamberin doğumundan Tur'da kendisiyle konuşmasına kadar her ayrıntıyı anlatmış. Bizim elimizde bir İsra var. Görünüşte Yahudilerin peygamberi Hz Musa’nın bizim peygamberimizden çok daha üstün özellikleri var. Üstelik bizim kitabımız sayfalarca bunları yazıyor. Öyle görünüyor ki erken dönemde Müslümanlar Yahudi ve Hristiyanlara bizim peygamberimizin daha üstün olduğunu ispatlama işine girmiş. Musa peygamber Allah’la Tur’da konuşmaya yürüyerek gitmesine karşılık bizim peygamberimizi Kudüs’e götürmek için cennetten Burak getirmişler. Allah Musa peygamberle yeryüzünde konuştu ama Miraç kurgusuyla bizim peygamberimizi gökyüzünde Allah’la konuşturmuşlar. Musa peygamber Allah’ı görmek istedi, Allah “sen beni göremezsin dedi ama bizim peygamberimize yedinci kat semada Allah’ı göstermişler. Üstelik cenneti cehennemi bile gördü. Cehennemin üçüncü katının Hutame olduğunu ve oraya Yahudilerin gireceğini bile öğrendi. İşin iç yüzünü Allah biliyor, inşaalah ahirette biz de öğreniriz ama öyle görünüyor ki ortada peygamber yarıştırma kavgası olmuş. Son olarak bu düşüncenin sadece bana ait olmadığı göstermek için Sadettin Merdin’in İsra ve Miraç makalesinden küçük bir bölüm göstereyim.

Özellikle Mecusiliğe ait bazı efsaneler Miraç hadisesine çok benzemektedir. Hicretten 400 yıl önce yazılan “Arta Viraf Namak” adlı Farsça bir kitapta Arta Viraf’ın göğe yükselişi anlatılmaktadır. Arta Viraf’ın Saroş adlı bir meleğin eşliğinde yaptığı gökyüzü yolculuğu Tanrı’nın huzuruna varıncaya kadar çeşitli katmanlara uğrayarak sürer. Burada Arta Viraf Tanrı ile sohbet eder. Bazı öğütler alarak geri döner. Arapçalaştırılan ve İslam’ın kavramlarına uyarlanan kısımları dikkate almazsak Miraç hadisesi ile Arta Viraf’ın gökyüzüne çıkışı hemen hemen aynıdır. Mecusilikten İslam’a geçen bazı yeni Müslümanlar veya onlardan bu tür mitolojileri öğrenmiş olan bazı Müslümanlar Ehl-i Kitab’a karşı Muhammed Peygamber’in üstünlüğünü ortaya koyabilmek için Zerdüşt dinindeki bu mitolojiyi Miraç’a dönüştürmüş olmalılar. Böylece İsa öldükten sonra göğe yükseltilmişken Muhammed Peygamber hayattayken göğe yükselmiş ve üstelik İsa gibi gökte kalmamış geri de dönmüştür. Musa gibi sadece Allah’la konuşmakla kalmamış bir de O’nun cemalini temaşa etmiştir. Böylece Muhammed’in hem İsa’dan hem de Musa’dan daha üstün olduğu ispat etmişlerdir!