İnsan suresi ve insanın yaratılışı. İnsanı Biz yarattık onu imtihanlardan geçirmek istiyoruz ayeti ne demek?

☰ Menü

Allah herkesi imtihandan geçireceğini söylüyor.

Dünya ve mal sevgisi ile infak ayetlerini gördün. Bu imtihanın bir çeşidiydi; dünyayı mı tercih edeceksin yoksa Allah rızasını mı? Bununla beraber Allah diyor ki “Biz insanı ağır bir imtihandan geçirmek istiyoruz onun için onu gören duyan yaptık.”

İnsan
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

2. Biz insanı, çok bileşenli döllenmiş yumurtadan[1*] yarattık. Yıpratıcı bir imtihandan geçireceğiz; o nedenle onu dinleyen ve gören[2*] bir varlık haline getirdik.

[1*] Döllenmiş yumurta diye tercüme ettiğimiz kelime nutfe = ‘dir. Nutfe az su, çocuğu oluşturan şey anlamlarına gelir. emşâc kelimesi ise, karışımlar anlamına gelir. (Lisan’ul-Arab) Arapçada çoğul, en az üç olduğundan nutfetun emşâc ; üç veya daha fazla karışımı olan sıvı demek olur.

İnsan ile ilgili ilk bilgi, bu sırada oluşmaya başlar. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Analarınızın rahminde sizi, kendi tercihine göre biçimlendiren O’dur. O’ndan başka ilah yoktur. O üstündür, doğru kararlar verir.” (Al-i İmrân 3/6)

[2*] Basiretli: Hayvanlarda görürler ama basiretli değillerdir. Oysa insanların görme engellileri bile basiretlidir. Görme anlamı verdiğimiz basiret kelimesi, arka planını görme, vizyon sahibi olma anlamlarına gelir. Örneğin koyunlardan birini keserken, diğer koyunlar otlamaya devam ederler. Bu, görmediklerinden değil basiretli olamadıklarındandır. Gözleri olan bedeni basiretli yapan Ruh’tur (Bkz. Secde 32/9). Kendisine verilen basiret ve dinleme özelliklerini kullanmayan insanlar Allah Teala tarafından yerilmiştir (Bkz. Araf 7/79, Furkan 25/44)

3. Ona doğru yolu gösterdik; ister görevini yapar, isterse o yolu görmezlikten gelir (kâfir olur).

Allah insanı bir kez daha neden yarattığını bildirip inananlara ve inanmayanlara ne karşılık olduğunu bildiriyor. İnsan bu dünyada evrim gibi tesadüfî bir sistemle değil Allah tarafından belli bir amaca yönelik yaratılmıştır. İnsanların önünde iki seçenek var ve tercih insana bırakılmış. Önemli bir ders mutlaka dinlemelisin. İnanan inanmayan için çok güzel değerlendirmeleri var. Bundan öğüt almalısın, ister müslüman ol istersen başka bir şey. Derste hurilerin ne/kim olduğunu da bir kısa bir açıklama getiriyor. Bunun detaylı anlatımını görene kadar müslümanlar “nereden çıkartıyorsun” diye buna itiraz edecektir, hurilerin bilinen anlamında olmadığını söylüyor.

Bu İnsan suresinde iki ayet var dikkatimi çeken

25 - Sabah akşam Rabbinin adını zikret! 26 - Gecenin bir kısmında da O'na secde et, geceleyin uzun bir süre de O'na tesbih ve ibadet et.

Bu kuranı madem peygamber kendi uydurdu diyorlar acaba neden uydurduğu kitaba kendisi için üstteki ağır ibadetler koymuş, ne gereği vardı? Derdi ki "peygamber zaten gerçeğin farkında, peygambere çok ibadete gerek yok, siz farkına varmak için gece kalkın ibadet edin." Peygamberimiz [sallallahu aleyhi ve sellem] gece namazlarını bazen Bakara, Ali İmran gibi 200 ayetten fazla olan sürelerle yaparmış. Uydurmuş olsa geceler boyu, "geceleyin uzun bir süre de O'na tesbih ve ibadet et" emri neden olsun ve uydurduğu bir şeyi neden yapsın?

İnsan ağır bir imtihandan geçmek üzere yaratılmıştır

Bu dünyada sadece Allah’a kulluk edelim diye bulunmuyoruz, herkes imtihandan geçiyor, geçecek. Bunun dışında başka bir şey var mı? Evet var o da kim sabırlı kim değil belli olacak. Allah iman ettim diyen insanlara bir imtihan yapsa isyan edip iman iddialarından vaz mı geçecekler yoksa “bu dünya geçici, bu sıkıntılar da elbet bitecek bizler Allah’a aidiz vakti gelince O’na döneceğiz” diyebilecekler mi? Ayetler bunlar.

İmtihan İle İlgili Ayetler

Ankebut
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

2. Bu insanlar, inandık deyince rahat bırakılacaklarını, sıkıntıya sokulmayacaklarını mı sanıyorlar?

3. Onlardan öncekilerini de sıkıntılara sokmuştuk. Allah kimlerin samimi olduğunu elbette bilecektir. Kimlerin yalancı olduklarını da bilecektir.

4. Kötü işler yapanlar, elimizden kurtulacaklarını mı sanıyorlar? Ne de kötü karar veriyorlar!

5. Kim Allah ile karşılaşmayı umuyorsa bilsin ki, Allah’ın belirlediği vakit elbette gelecektir. O işitendir, bilendir.

6. Mücadele(cihad) eden kendi için mücadele eder. Allah’ın kimseye ihtiyacı yoktur. .

Muhammed
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

31. Şurası bir gerçek ki içinizden mücadele (cihad) edenleri ve sabırlı davrananları öğreninceye; haberlerinizi ortaya çıkarıncaya kadar sizi zorlu bir imtihandan geçireceğiz.

Bir önceki bölümde paylaştığım dünya sevgisi ile dersler alttaki ayetleri daha rahat kavramayı sağlar.

Enfal
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

28. Bilin ki mallarınız da çocuklarınız da imtihan içindir. Büyük ödül, yalnız Allah katındadır.

Bakara
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

155. Mallarınızdan, canlarınızdan ve ürünlerinizden eksilterek, sizi biraz korku ve biraz açlıkla yıpratıcı bir imtihandan geçireceğiz, bundan kaçış olmaz. Sen sabırlı davrananlara müjde ver.

214. Öncekilerin başlarına gelenlerin bir benzeri sizin başınıza da gelmeden, Cennet’e girebileceğinizi mi düşünüyorsunuz? Baskılar ve zorluklar onları öyle sarmış, öylesine sarsılmışlardı ki Allah’ın elçisi ve beraberindeki müminler “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek hale gelmişlerdi. Bilin ki Allah’ın yardımı yakındır.[*]

[*] İmtihan tamamlanmadan yardım gelmez. (Bkz Ankebût 29/2-3)

Bakara 155’e bakınca korku, açlık, cana veya ürünlere gelecek noksanlık, bunlar imtihan konuları. İmtihanlardan maksat da sabredenleri ortaya çıkartmak. Bakara 155’i düşünürsek çok sevdiğin eşin veya çocuğundan imtihan olsan, birini veya ikisini de Allah elinden alsa, işsiz kalsan, iflas etsen çok rahat bir yaşamdan iki oda bir gecekonduya düşsen, sabredip Allah’a yönelir misin yoksa isyan mı edersin?

Çocuğun ya da sen çok sağlıklıyken birden sağlığını kaybetsen, yıllarını kaybettiğinin sağlığını tekrar kazanmaya çalışsan bu arada harcamalardan dolayı malın mülkün kalmasa, çalışamaz hale gelsen, sınırlı bir geçimin olsa, bu kadar zorluğa katlanmış olmana rağmen tam iyileşti derken bu kişiyi de kaybetsen vb bunlar her gün yaşanan şeyler yalnız başına henüz bir şey gelmeyen bunların varlığından haberdar olmuyor. Bunları ilk defa yaşayan “bu benim başıma neden geldi” “ben ne yaptım da Allah bana bunları verdi” gibi ilk günden isyana başlıyor. İsyanın sebebi imanın olmaması veya zayıflığından dolayıdır. İman sahipleri, sabredenler şunu diyebilenlerdir.

Bakara
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

156. Onlar, başlarına bir şey gelince şöyle derler: “Biz, Allah’a aitiz, biz O’nun huzuruna çıkarılacağız”.

157. Sahiplerinin (Rablerinin) sürekli desteği[*]ve iyiliği onlaradır. Doğru yolda olanlar onlardır.

[*] Âyetin metninde geçen salavât = صَلَوَاتٌ , salât = صلاة kelimesinin çoğuludur. Kök anlamı, bir şeyi bırakmamak ve sürekli arkasında olmaktır. (Lisan'ul-Arab) Allah Teala, yapılan iyi davranışları, daha iyisiyle ödüllendirir. Bir âyet şöyledir: "Erkek olsun, kadın olsun, kim inanıp güvenerek iyi iş yaparsa ona güzel bir hayat yaşatırız. Ödüllerini de yaptıklarının en güzeline göre veririz." (Nahl 16/97) Allah'ın yaptığı imtihanları, büyük bir sabırla kazanmaya odaklanan kişi, onun sürekli desteğini ve yardımını hak etmiş olur.

Allah bu dünyanın esas amacının bu imtihan olduğunu bildiriyor, herkes imtihan olacak, Allah’ın rızasını mı tercih edeceksin yoksa dünyayı mı, ardından sabırlı olup olmadığın imtihanı gelecek. Allah’ın rızası bu imtihanlarda. İnsanlar bunu idrak edebilseydi hurafe dinini en önce kendileri terk ederdi.

Sabır nedir? Allah’ın sabredenlere mükafatı ne olacaktır? - Abdülaziz Bayındır

Cennet Sabredenlerindir

Cennetle ile ilgili ayetlere bakınca, cennetin sabredenlere verileceğini görebilirsin. Bu imtihanlar o yüzden oluyor, sabredenleri ortaya çıkarmak, karşılığı sonsuz cennet hayatı.

Rad
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

19. RABBİNDEN sana indirilenin, gerçek olduğunu bilen kimse, görmek istemeyen gibi olur mu? Akıl sahipleri düşünüp anlasınlar.

20. Onlar, Allah’a verdikleri sözü yerine getiren ve sözleşmeyi bozmayanlardır.

21. Onlar, Allah’ın riayet edilmesini emrettiği haklara riayet eden, Rablerine saygı besleyen ve kötü hesaptan korkanlardır.

22. Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı gereği gibi kılan, kendilerinin elinde bulunan rızıklardan; gizli olarak ve açıktan Allah’ın tavsiye ettiği şekilde harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır.

23. Bu sonuç da Adn cennetleridir. Atalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler.

24. Melekler de her bir kapıdan yanlarına girerler (ve şöyle derler): “Sabretmenize karşılık selâm sizlere. Dünya yurdunun sonucu (olan cennet) ne güzeldir!”

Hayatında sabredeceğin şeyler yoksa, her şey tıkırında gidiyorsa, gittiğin yolu gözden geçirmeni tavsiye ederim.

Bu imtihanların, çekilen sıkıntıların bir faydası daha var o da günahlara kefaret olması ve insanları olgunlaştırması.

Hastalıkta çektiğimiz eziyet ve acılar günahlarımıza kefaret olur mu?

Bu imtihanların bir amacı da insanların Allah’a yönelip yönelmeyeceğinin ortaya çıkmasıdır. İnanmayan insanlarda imtihanlara tabi oluyorlar ki Allah’a yönelip yönelmeyecekleri ortaya çıksın diye.

Enam
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

42. SENDEN ÖNCE DE toplumlara elçiler gönderdik. Onları çeşitli darlıklarla ve sıkıntılarla yakalayıverdik. Umulur ki, boyunlarını büker/tevazu gösterir yalvarırlar diye.

43. Hani hiç olmazsa; baskınımız/darlık ve sıkıntılarımız kendilerine geldiğinde, tevazu gösterip yalvarsalardı! Fakat kalpleri katılaştı. Şeytan da onlara yapıyor oldukları şeyleri süslü gösterdi.

Firavun'un İmtihanları

Firavun da imtihanlardan geçirilmiş, sebebi çok önemli, acaba kibrini yenip Allah’a boyun eğecek mi yoksa her türlü sıkıntıya rağmen kendisini hiçbir şeye ihtiyacı olmayan biri olarak görmeye devam mı edecek?

Araf
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

130. GERÇEKTEN Biz, Firavun sülalesini tuttuk/kıskıvrak yakaladık, senelerce; kıtlıkla, ürünlerini azaltmakla sıktık ki, hatırlayıp (akıllarını başlarına alıp) ders/ibret alsınlar!..

131. Onlara bir iyilik geldiği zaman: “Bu bizim hakkımızdır” dediler. Bir kötülük isabet edince de Musa’nın ve onunla birlikte olanların uğursuzluğuna yoruyorlardı. İyi bilin ki; onlara gelen belâlar/musibetler Allah katındandır. Fakat onların birçoğu bilmiyor.

132. Dediler ki: “Kendisiyle bizi büyülemen için, her ne ayet/mucize getirirsen getir, biz sana inananlar değiliz.”

133. Biz de üzerlerine; tufan, çekirge, haşerat, kurbağa ve kan gönderdik; ayrı ayrı mucize/ayetler olarak, ama yine de kibirlendiler ve suçlu bir topluluk olmayı sürdürdüler.

134. Üzerlerine pislik azabı çökünce, dediler ki: “Ey Musa! Sana verdiği söze dayanarak Rabbine bizim için dua et. Eğer bu cezayı bizden kaldırırsa; ant olsun ki sana inanırız ve kesinlikle İsrailoğulları’nı seninle birlikte göndeririz.”

135. Üzerlerinden bir süre için cezayı kaldırdığımız zaman, hemen yeminlerini/sözlerini bozmaya başladılar.

136. Biz de onlardan intikam aldık ve onları denizde boğduk: Ayetlerimizi yalanladıkları ve onlara kulak asmadıkları için!

Ayetin son cümlesine dikkat et, Allah keyfine göre “bu gün kimi yok etsem” diye haşa oyun oynamıyor. Bir parantez açayım imanı zayıf veya kuranın içeriğinden haberi olmayan müslümanlar başlarına gelen şeyleri Allah’a fatura etmeyi çok seviyor ama Allah diyor ki;

Şura
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

30. SİZE isabet eden bir musibet, kendi ellerinizin kazandığı yüzündendir! Birçoklarını da affediyor.

İmtihanlar dışında başımıza gelen şeyler kendi yaptıklarımızdan dolayı.

Rum
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

33. ŞİMDİ insanlara bir zarar dokunduğu zaman, kendisine yönelenler olarak Rablerine yalvarırlar! Sonra, onlara kendisinden bir rahmet tattırınca bakarsın ki, onlardan bir cemaat/topluluk derhal Rablerine ortak koşarlar!

34. Kendilerine verdiklerimize karşı nankörlük ederler. Haydi, nimetler içinde biraz eğlenin! Ama yakında bileceksiniz.

35. Yoksa Biz onlara, kesin bir delil indirmişiz de, O’na ortak koşmalarını, o mu söylüyor?

36. İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman, hemen onunla sevinirler. Onlara kendi elleriyle yapıp öne sürdüklerinden dolayı, bir kötülük dokununca da derhal umutsuzluğa düşerler!

37. Görmediler mi? Allah rızkı dilediğine açıp yayıyor ve daraltıyor/kısıyor da. Şüphesiz bunda gerçeklere inanan bir toplum için, elbette ayetler vardır.

38. OHALDE sen, akrabaya/yakınlarına/yakınında olana hakkını ver, yoksula da yolcuya da!.. Bu Allah’ın rızasını isteyen kimseler için daha hayırlıdır. Başarılı olanlar/kurtulanlar, işte onlardır.

39. İnsanların mallarından fazlaca alayım diye verdiğiniz riba, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz Zekât’a gelince, işte onu kat kat artıranlardır!

İmtihan ve sabır ile ilgili ayetlere buradan bakabilirsin İmtihan_ve_Sabır ayetleri.

İnancın olmasa da islam açısından bu dünyanın amacını görebilmiş olduğunu düşünüyorum, sen kabul etmezsen onu bilmem ama sen de ben de öleceğiz. Bunları red eden sonsuza kadar yaşamıyor ama bunları kabul edip yaşam tarzını kurana göre düzenleyen sonsuz mutlu yaşama kavuşuyor. Bu bölümün sonuna ateist gruplardan birinden aldığım yazıyı paylaşmak istiyorum, olduğu gibi kopyaladım.

Darwin bu dünyanın amacının türlerin kendi türünü devam ettirebilmek için üreyip ölmek olarak düşünmüş

Yaşamın amacını sorgulamak diyince aklıma hep Darwin’in ölen eşi Emma gelir. Emma’nın en büyük hayali eşi Charles Darwin’le cennette sonsuza kadar mutlu yaşamaktı. Emma ölünce Darwin çok büyük bir keder yaşadı. Neden öldüğünü anlamaya çalıştı. Darwin’in evrim için yazdığı notlarında türlerin “kendi türünü devam ettirebilmek için üreyip öldüğünü” yazması onun hayatının en büyük yüzleşmelerinden biri olmuştur.

Darwin bu dünyanın amacının türlerin kendi türünü devam ettirebilmek için üreyip ölmek olarak düşünmüş. Bu kadar yani, evreni, dünyayı, bu düzeni düşün, bütün bunların amacı bir köpeğin, kedinin herhangi bir canlının türünün devam ettirmesiymiş. Big bang’i düşün, fizikçilerin hakkında yaptığı açıklamalardan bir bölüm okudun. Daha önce okuduğun şu açıklamalara tekrar bak.

Taşkın Tuna, Muhteşem Tasarım, sayfa173, Şule yayınları

Taşkın Tuna, Muhteşem Tasarım, sayfa 164, Şule yayınları

Taşkın Tuna, Muhteşem Tasarım, sayfa 158, Şule yayınları

Amerikalı fizikçi James Trefil’in tespiti.

İngiliz Matematikçi Roger Penrose'un yaşamın Tesadüfen Başlama İhtimal Hesabı

İngiliz matematikçi Roger Penrose'un hesaplamaları, yaşama izin verecek bir evrenin “kazara” veya "tesadüfen" oluşma ihtimalinin 1010123 'de 1 olduğunu ortaya koymuştur.

Bu sayının ne anlama geldiğini düşünmek bile zordur. Matematikte 10123 şeklinde yazılan bir rakam, 1 sayısının yanına 123 tane sıfır gelmesiyle oluşur. (Bu evrendeki tüm atomların sayısının toplamından, yani 1078'den bile büyük, astronomik bir sayıdır.) Ama Penrose'un bulduğu sayı, bunun çok çok daha üstündedir. Çünkü Penrose'un bulduğu sayı, 10123 tane sıfırın 1 rakamının yanına gelmesiyle oluşmaktadır.

Matematikte 1050'de 1'den daha küçük olasılıklar, "sıfır ihtimal" sayılır. Ama sözünü ettiğimiz sayı, 1050'de 1'in trilyar kere trilyar kere trilyar katından bile çok daha büyüktür. Kısacası bu sayı bizlere, evrenin tesadüfle açıklanmasının kesinlikle imkansız olduğunu göstermektedir. Roger Penrose, akıl sınırlarını çok aşan bu sayı hakkında şu yorumu yapar:

Bu sayı, yani 1010123 de bir ihtimal, Yaratıcı'nın amacının ne kadar keskin ve belirgin olduğunu bize göstermektedir. Bu gerçekten olağanüstü bir sayıdır. Bir kimse bunu doğal sayılar şeklinde bile yazmayı başaramaz, çünkü 1 rakamının yanına 10123 tane sıfır koyması gerekecektir. Eğer evrendeki tüm protonların ve tüm nötronların üzerine birer tane sıfır yazsa bile, yine de bu sayıyı yazmaktan çok çok geride kalacaktır.

Kaynak : Roger Penrose, The Emperor's New Mind, 1989; Michael Denton, Nature's Destiny, The New York: The Free Press, 1998, s. 9)

Bu kadar hassas bir denge olan evrende canlıların dünyada olma sebebi sadece ve sadece türlerin kendi türlerini devam ettirme çabası olduğunu düşünmek gözünü, kulağını, aklını ve kalbini evrene, doğaya ve dine kapatmaktan başka açıklanamaz. Darwin bu gün fiziğin ortaya koyduğu bu hesaplamaları bilseydi böyle konuşamazdı, hatta DNA’nın nasıl bir yapısı olduğunu bilseydi, bir mikroskopla hücrenin içini görseydi de böyle konuşamazdı. Darwinin yaşadığı dönemde kimse evren ve hücre hakkında bu kadar bilgi sahibi değildi. Bu kadar hassas bir düzenin olduğu bu dünyanın bir amacı olmalı ama o amaç soyunu devam ettirme değil. Burası imtihan dünyası ve öldükten sonra yeniden dirileceğiz. Müslümanlar bu konuları bilimin, gerçeklerin ve kuranın örtüştüğünü düzgün ifade edemediği için evrenin yaratılış hassasiyeti ile imtihan dünyası gerçeğini anlatamıyor diye bazı şeyler havada kalıyor. Bir örnek vereyim.

Bu düzen sonuç itibariyle rastlantı, tesadüf olmadığı, hassas bir düzen içinde yaşadığımız için Allah’ın dır. Müslümanlar forumlarda, Facebook’ta, Twitter^da komik açıklamalar yapıyor diye bu dünyanın düzeni, amacı değişmiyor. Tesadüfî olmayan bir dünyada yaşıyoruz. Tesadüflerin peşine düşenlerin bunu görmesi mümkün değildir.

Bu da bir ateist grubun bu dünyada ne işleri olduklarının açıklaması.

Kuran big bang’den anne karnında bebeğin geçirdiği aşamalara kadar bilimsel olarak zaman üstü gerçek bir kitaptır. Allah “sizi Ben yarattım” diyor ve ayetleri delilleri gösteriyor ki bunların sahibini araştırıp, tanıyalım diye ve diyor ki "bu düzeni tasarlayan sizi bir kez daha diriltecek."

Kıyamet
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

36. İNSAN, başıboş bırakılacağını mı sanıyor?

37. O, bir zamanlar ana rahminde, küçücük bir nutfe değil miydi?

38. Sonra, alak (döllenmiş yumurta) oldu.Derken, Allah onu yarattı da ona şekil verdi.

39. Ondan da çift yarattı; erkek ve dişiyi.

40. Şimdi bunları yapan (Allah’ın), ölüleri (tekrar) diriltmeye gücü yetmez mi?

Tekrar dirilmeyi idrâk edip edememek “şae” fiilinin gerçek anlamında olduğunu biliyor olmalısın. Delilleri görmezden gelip sapıklıkta direnenler yeniden dirilişi anlayamayacak demektir. Buraya delilleri ve ayetleri tekrar almayacağım, bu ayet yeter.

İbrahim
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

4. BİZ HER RASÛLÜ/ELÇİYİ, mutlaka kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara iyice açıklasın. Bundan sonra Allah; Sapıklıkta direnen kimseyi sapıklığında bırakır, Hidayet için çalışan kimseyi de doğru yola iletir. O güçlüdür, doğru hüküm/karar verendir.