Allah bizi yaratırken neden sormadı? Allah bizi niçin yarattı? Allah bizi niçin imtihan ediyor? Allah nasıl imtihan yapıyor?

☰ Menü

Bu dünyanın “imtihan dünyası” olduğunu herkes duymuştur herhalde. Bu imtihan nedir? Bu imtihanın iki türlü olduğunu gördüm. Birincisi bu dünyayı mı tercih edeceksin yoksa Allah rızasını mı ikincisi insanların “inandım” dedikten sonra imanlarında samimi olup olmadığı, “inandım” dediği Allah’tan başına sabır gösterilecek bir durum gelirse ne yapacaksın imtihanları.

Dünya imtihan yeri olunca insanlar "kardeşim bana bu dünyaya gelip gelmek isteyip istemediğim sorulmadı ki, belki ben gelmek istemezdim, istemediğim bir şey için neden beni imtihanlardan geçiriyor" diyorlar. Buna değineceğim ama kuran, Allah'ın insanları bu dünyada yaratmasının esas sebebi onları imtihana tabi tutup ebedi bir hayat vermek olduğunu söylüyor.

İnsan
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

2. Biz insanı, çok bileşenli döllenmiş yumurtadan[1*] yarattık. Yıpratıcı bir imtihandan geçireceğiz; o nedenle onu dinleyen ve gören[2*] bir varlık haline getirdik.

[1*] Döllenmiş yumurta diye tercüme ettiğimiz kelime nutfe = ‘dir. Nutfe az su, çocuğu oluşturan şey anlamlarına gelir. emşâc kelimesi ise, karışımlar anlamına gelir. (Lisan’ul-Arab) Arapçada çoğul, en az üç olduğundan nutfetun emşâc ; üç veya daha fazla karışımı olan sıvı demek olur.

İnsan ile ilgili ilk bilgi, bu sırada oluşmaya başlar. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Analarınızın rahminde sizi, kendi tercihine göre biçimlendiren O’dur. O’ndan başka ilah yoktur. O üstündür, doğru kararlar verir.” (Al-i İmrân 3/6)

[2*] Basiretli: Hayvanlarda görürler ama basiretli değillerdir. Oysa insanların görme engellileri bile basiretlidir. Görme anlamı verdiğimiz basiret kelimesi, arka planını görme, vizyon sahibi olma anlamlarına gelir. Örneğin koyunlardan birini keserken, diğer koyunlar otlamaya devam ederler. Bu, görmediklerinden değil basiretli olamadıklarındandır. Gözleri olan bedeni basiretli yapan Ruh’tur (Bkz. Secde 32/9). Kendisine verilen basiret ve dinleme özelliklerini kullanmayan insanlar Allah Teala tarafından yerilmiştir (Bkz. Araf 7/79, Furkan 25/44)

3. Ona doğru yolu gösterdik; ister görevini yapar, isterse o yolu görmezlikten gelir (kâfir olur).

Bu sitenin başında evrim teorisinin "rastgele" "tesadüf" üzere kurguladığı dünyadaki yaşamın başlangıcının olma ihtimalinin olamayacağını ve kuranın uydurulmamış olduğunun delillerini gösterme sebebim kuranda geçen Allah'ın "sizi Ben yarattım, imtihanlardan geçireceğim" sözlerine inanmayı kolaylaştırmak içindir. Kuranın uydurulmadığına inanabilirsek evreni, dünyayı ve canlıları da Allah'ın yarattığına ve insanlardan da ne istediğine inanabiliriz. Evrim teorisindeki ihtiml hesaplarını göz önünde tutarsak, mesela alttaki hesap her şeyi anlatıyor.

İngiliz matematikçi Roger Penrose'un hesaplamaları, yaşama izin verecek bir evrenin “kazara” veya "tesadüfen" oluşma ihtimalinin 1010123 'de 1 olduğunu ortaya koymuştur.

Bu sayının ne anlama geldiğini düşünmek bile zordur. Matematikte 10123 şeklinde yazılan bir rakam, 1 sayısının yanına 123 tane sıfır gelmesiyle oluşur. (Bu evrendeki tüm atomların sayısının toplamından, yani 1078'den bile büyük, astronomik bir sayıdır.) Ama Penrose'un bulduğu sayı, bunun çok çok daha üstündedir. Çünkü Penrose'un bulduğu sayı, 10123 tane sıfırın 1 rakamının yanına gelmesiyle oluşmaktadır.

Matematikte 1050'de 1'den daha küçük olasılıklar, "sıfır ihtimal" sayılır. Ama sözünü ettiğimiz sayı, 1050'de 1'in trilyar kere trilyar kere trilyar katından bile çok daha büyüktür. Kısacası bu sayı bizlere, evrenin tesadüfle açıklanmasının kesinlikle imkansız olduğunu göstermektedir. Roger Penrose, akıl sınırlarını çok aşan bu sayı hakkında şu yorumu yapar:

Bu sayı, yani 1010123 de bir ihtimal, Yaratıcı'nın amacının ne kadar keskin ve belirgin olduğunu bize göstermektedir. Bu gerçekten olağanüstü bir sayıdır. Bir kimse bunu doğal sayılar şeklinde bile yazmayı başaramaz, çünkü 1 rakamının yanına 10123 tane sıfır koyması gerekecektir. Eğer evrendeki tüm protonların ve tüm nötronların üzerine birer tane sıfır yazsa bile, yine de bu sayıyı yazmaktan çok çok geride kalacaktır.

Kaynak : Roger Penrose, The Emperor's New Mind, 1989; Michael Denton, Nature's Destiny, The New York: The Free Press, 1998, s. 9)

Bunun üzerine bu ayetin söylediğine bakarsak Biz insanı katışık bir meniden yarattık. Onu denemek istiyoruz; bu sebeple de kendisini işiten ve gören bir varlık yaptık, Allah insanı başka canlılardan türeterek değil direkt insan olarak yaratmıştır, sebebi de bizi denemek istediğini söylüyor. Allah insanı yaratırken muhatap almıştır. Muhatap aldığın birini evrim gibi tesadüflerle izah edilen bir sistemle oluşturmak yaratılış amacına terstir, çünkü evrimciler dünyanın oluşumu başa alınsa canlılar bugünkü gibi olmazdı diyorlar. Sistem rastgele işlediği için, evrim bir daha olsa bugünkü canlılar olmaz başka canlılar olurdu yani insan diye bir canlı olmazdı diyorlar ama Allah insanı "Ben yarattım" amaç da "imtihanlardan geçirmek ve ona göre ebedi bir karşılık vermek" diyor. "yaratırken bana neden sormadı" deyip buna ne kadar itiraz edersen et şu an bu dünyadasın. Ne kadar itiraz edersen et sonuç değişmeyecek ama nedenleri anlamaya çalışınca aslında itiraz edecek bir şey de olmadığını fark edebilirsin. Şartlar belli ama insanlar kendileri dinlemiyor, kendi kendilerine kurandan uzaklaşıyor, kimse onları cehenneme gitmeye zorlamıyor ama insanlar karşı çıkmak bir sebep bulmak için zorluyor. Kuranın Türkçesi okuyup "bunda mantık hatası var" "bunu peygamber denen insan uydurmuş" diyenlerin gerçekleri görmesi mümkün değildir. Buraya kadar bunları göstermeye çalıştım.

İnsan nasıl bir ailede doğarsa doğsun, her şeye rağmen hayat güzeldir, yaşamak ne şartlarda olursa olsun içinde her zaman güzellikler barındırır, o yüzden "niye beni yarattı deyip isyan etmenin, kızmanın anlamı yoktur. Bu dünyada bazı zor durumlar var mesela kanser gibi, kanser olana da mı hayat güzeldir denebilir ama başımıza gelen çoğu şeyi kendimiz hazırlıyoruz. Bize "sigara içmeyin koah, amfizem, akciğer kanseri olursunuz" diyorlar ama bizler dinlemiyoruz, başımıza gelene kadar işin ciddiyetini maalesef anlamıyoruz. Bugün söylenen bir diğer uyarı yiyeceklerle ilgili, katkı maddeleri olan, paketlenmiş hazır gıdalardan, hormonlu sebze meyveden vb uzak durun diyorlar ama yaşam şartları bizi bunları tüketmeye mecbur bırakıyor. Bunların sonucunda başımıza ağır hastalıkların gelmesi yine kendi kendimize yaptığımız bir şey. Ozon tabakasının delinmesinden insanoğlu sorumlu dolayısıyla cilt kanserinin artışından da insanlar sorumludur. Kendi kendimizi sıkıntılara sokup yaşamın güzelliklerini kendimiz yok ediyoruz sonra bunun faturasını Allah'a kesiyoruz. Allah diyorki "başınıza gelen kötülükler kendi yaptıklarınızdandır."

Şura
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

30. Başınıza ne musibet gelirse, kendi elinizle işledikleriniz yüzündendir. Üstelik günahlarınızın birçoğunu da Allah affeder.

Kuranın uydurulmuş olamayacağının delillerini, Türkçe meallerde yanlış tercümelerin dediği gibi kimsenin gözünde, kulağında perde olmadığını, kalbinin mühürlenmediğini, Allah Dilediğini Saptırıp Dilediğini Doğru Yola Mı Getirir? bölümünde anlatılan iman sahibi olmak için bile çalışıp gayret etmek gerektiğini göz önünde tutarsan "burası geçici bir yer asıl yaşam ahirettedir" diyen ayetlere inanabilirsin.

Enbiya
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

16. Elbette Biz göğü, yeri ve aralarında olan varlıkları oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.

17. Eğlenmek isteseydik nezdimizde eğlenecek çok şey bulurduk! Faraza yapacak olsak, öyle yapardık!

Rum
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

8. KENDİ İÇLERİNDE hiç düşünmediler mi? Allah göklerde ve yeryüzünde bulunanları, ikisi arasında olanları ancak gerçek olarak ve bir süre için yaratmıştır. Şüphesiz insanlardan birçoğu, Rableriyle karşılaşmayı inkâr edicidirler!

Ankebut
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

44. Allah gökleri ve yeri, gayesiz değil, hak ve hikmetle, gerçek bir gaye ile yarattı. Elbette bunda iman edecek kimseler için alınacak dersler vardır.

64. Düşünseler şunu da anlarlardı ki: bu dünya hayatı geçici bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir ve ebedî âhiret diyarı ise, hayatın ta kendisidir. Keşke bunu bir bilselerdi!

"Allah beni yaratırken neden bana sormadı" gibi sorular gördüğüm kadarıyla bazı insanların Allah'tan uzaklaşmasına neden oluyor, "kardeşim neden sormadı bana belki ben yaratılmak istemiyordum" diyen çok insan var. Buna cevap olduğunu düşündüğüm birkaç video paylaşacağım.

Allah Bizi Yaratırken Neden Sormadı

Mustafa hoca "dileyen iman etsin dileyen etmesin" diye meal verdiği ayetin anlamı aslında şae fiilinin yanlış anlamından dolayı böyle değil. Allah Dilediğini Saptırıp Dilediğini Doğru Yola Mı Getirir? bölümünde Abdülaziz hoca bu fiil ile ilgili geniş bir kitleye konferans verip bu fiilin gerçek anlamını anlattığını söylemişti. Mustafa hocanın bu konuşması o konferanstan önce yapılmış. Bu ayetlerdeki anlam "sapıklıkta direnen sapıklıkta kalsın, çalışn gayret eden iman etsin"

İbrahim
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

4. BİZ HER RASÛLÜ/ELÇİYİ, mutlaka kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara iyice açıklasın. Bundan sonra Allah; Sapıklıkta direnen kimseyi sapıklığında bırakır, Hidayet için çalışan kimseyi de doğru yola iletir. O güçlüdür, doğru hüküm/karar verendir.

Allah Bizi Neden Yarattı - Mehmet Okuyan ve Mustafa Erdem

Doğmadan önce bir mekan zaman olsa Allah alsa kulunu karşısına dese "seni dünyaya göndereceğim, sen falanca aileden doğacaksın, anne babanın genetik özelliklerini taşıyacaksın, sülalenin genetik havuzunda ne varsa sen o çerçeveler içinde kalacaksın yani çok zeki olmayabilirsin, düşük zekalı olabilirsin veya ailendeki genetik bir bozukluk yüzünden sakat doğabilirsin, anne bababın ekonomik düzeyi neyse o çerçevede bir ailede doğacaksın, çok zengin olmayabilirsin hatta çok fakir olabilirsin, okuyamayabilirsin, mecburen küçük yaşlardan itibaren çalışmak durumunda kalabilirsin ve hayatın boyunca ailenin maddi durumundan dolayı iyi eğitim alamadığın için sürekli çalışarak belli bir sınırın altında kalabilirsin. Bununla beraber bir ton hastalık var, kanser, ülser, alzheimer, parkinson, şeker vb bunlara yakalandın mı tedavi arayıp düzelmeye çalışacaksın. Bir de Ben de seni dünyayı yaratma amacıma uygun olarak imtihan edeceğim, bu samimiyet imtihanıdır, dünyayı mı tercih edeceksin yoksa Benim'ın rızamı mı? Bu imtihanlarda kendi içinde zorluklar taşır, işte böyle bir hayatın olabilir ama Ben bunları zorla, cebirle yapmayacağım, Benim samimiyet imtihanım hariç diğerleri hangi aileden doğacaksan o ailenin genetik geçmişine, ekonomik ve sosyal durumuna sahip olarak doğacaksın. Ey kulum soruyorum sana böyle bir hayat için dünyaya gitmek ister misin?" Kim gelmek ister ki böyle bir dünyaya?

Öte yanda diğer versiyon zengin, zeki, genetik geçmişi düzgün ailelerden doğacak çocukların, daha iyi eğitim alıp, daha iyi şartlarda büyüyüp hayata daha iyi hazırlanma ihtimali var. Okumasa bile zekası sayesinde daha rahat bir hayat geçirecek geleceğe sahip olabilir. Ey kulum bu şartlar altında dünyaya gider misin? Dünyada tek sıkıntın seni samimiyet imtihanından geçireceğim, buna sabretmen olacak dese bu insan dünyaya gelmek isteyebilir. Onun bir tane sınavı olacak hayatının geri kalanı mutlu, zengin sıkıntısız geçecek. O zaman bu dünya zengin ve zeki insanlardan oluşan, rahat yaşanılan hayatının bir bölümünde bir imtihandan geçerek insanlardan oluşan bir yer olurdu. Bu yüzden Allah'ın doğmadan insanlara imkan olup "dünyaya gitmek ister misin" diye sormasının hiç bir anlamı yoktur. iyi bir hayat yaşayacağını düşünenler gelmek ister diğerleri gelmek istemez. Buradaki incelik Allah insanları fakir olmaya, zekası düşük olmaya vb zorlamıyor. Doğacağın aile ne ise bütün özeliklerini onlardan alacaksın onlar seni hayata nasıl hazırlarsa öyle yaşayacaksın. İmtihan konuları hariç Allah insanların zekasını, zengin fakir olup olmayacağını belirlemiyor. Eğer böyle olsaydı İsviçre, İsveç, Norveç, Almanya, Avustralya vb ülkelerde doğan insanların yaşam standartlarını yüksek, müslüman ülkelerde yaşayanların yaşam standardlarını düşük yapan Allah olurdu. Avrupa'da ki insanların yaşam standardını yükselten insanların kendi çalışmaları, gayetleridir. Allah bir sistem kurmuş, bu sistem akıl üzerine inşa edilmiş, bu sisteme uyanlar dünya standartlarını yükseltiyor, akıllarını kullanmayanlar ise diğerlerinin sömürüsü altında yaşıyor. Tabi genel anlamıyla yazdım bu son cümleleri, bunun birçok paremetresi olduğunu biliyorum.

Bu videolardaki cevapları düşününce var olmanın Allah'ın rahmetinin bir sonucu olduğu ortaya çıkıyor. Bu soruyu soracak zaman ve mekan yoktu ama bugün elimizdeki kitaptan öğreniyoruz ki Allah insanları güzel işler yapsınlar diye yarattığını söylüyor.

Mülk
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

1. MUTLAK İKTİDAR (Kainatın imparatorluğu), kendi elinde (kudretinde) bulunan ne yücedir! O, herşeye kadirdir/gücü yetendir.

2. O ki, hanginizin daha iyi iş/amel yapacağını açığa çıkarmak (ve yaptıklarınızın karşılığını vermek) için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, çok bağışlayandır.

Cennete girmek de aslında iman edip ibadet hayatının yanında salih ameller yapmaya bağlıdır. Mesela;

Bakara
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

82. İman edip faydalı bir işi en iyi şekilde yapanlar ise, işte onlar cennet halkıdırlar. Onlar orada ölmeden sürekli kalacaklardır.

İbadetler günün veya yılın belli dönemlerindedir ama faydalı işler yapmak bütün bir hayatı kaplamaktadır, bunları yapanların imanları varsa cennete gidecekleri bildirilmektedir. Aslında işin özeti Allah insanı ebedi cennet için yaratmıştır, tek istediği gösterdiği yola uymak, tasdik etmek. Allah'ı tasdik ettiğin zaman Allah bir şey kazanmıyor ya da tam tersi tasdik edilmediği zaman da bir şey kaybetmiyor. Kazanan ve kaybeden sadece insandır. Allah'ı ahirette görebileceğiz, insanlar o zaman "beni neden yarattın" sorusunu sorabilir mi, ne dersin? Bir kaç ayetle fikrimi söyleyeyim. Allah'ın gösterdiği yolun yani kuran yolunun karşılığı bu ayetlerdir.

Fecr
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

27. Ey içi rahat olan kişi[*]!

[*] Kalpler ancak Allah’ın zikri (Kur’ân) ile rahatlar. (Ra’d 13/28)

28. Sen Rabbine dön; sen razı, Rabbin razı.

29. Kullarıma katıl[*],

[*] Kim Allah’a ve Elçisine boyun eğerse onlar Allah’ın mutluluk verdiği peygamberler, doğru kişiler, bilginler ve iyilerle beraber olacaklardır. Onlar ne iyi arkadaştırlar! (Nisa 4/69)

30. Cennet’ime gir.

sen razı, Rabbin razı ifadesi hiç bir maddi karşılığı olmayan, değil bu dünya 1000 dünyaya değişilmeyecek bir başarıdır. Bunun peşine Cennet’ime gir lafını duyan bir insanın "neden beni yaratırken bana sormadın" diyebileceğini zannetmiyorum, Allah'ın kendisinden razı olan, bu hitabı duyan kişi ebedi cennet için yaratıldığını zaten anlar. Bence bunun tam tersi tabloda da aynı şey geçerlidir. Hz Muhammed [sallallahu aleyhi ve sellem] bütün insanlığa gönderilmiş bir elçidir.

Sebe
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

28. BİZ SENİ bütün insanlar için ancak bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Ama, insanların birçoğu bilmek için araştırma yapmıyor.

"Uyarıcı ve müjdeci olarak gönderdik" diyor. Bu uyarı Allah'ı ve peygamberlerini inkar etmeyin, müjde ise Allah'ı ve peygamberleri inkar etmeyenlere sonsuz rahat bir hayat var. Kuran inkar edenler için ahirette büyük pişmanlık olduğunu söylüyor, gerçeği o zaman anlayacaklar diyor.

Yasin
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

51. SUR’A üflenmiştir; bir de bakarsın ki onlar kabirlerinden kalkmış, Rablerine doğru dalga dalga süzülüp koşuyorlar.

52. Dediler ki: “Yazıklar olsun bize! Yattığımız yerden bizi kim diriltip kaldırdı? Rahmân’ın vadettiği şey işte budur! Demek ki elçiler gerçekten doğru söylemişler.”

53. Yalnızca tek bir çığlık olur; artık onların hepsi huzurumuzda hazır bulunurlar.

54. Artık bugün hiç kimseye hiçbir şekilde zulmedilmez. Siz ancak yapmış olduğunuz şeylerin karşılığını bulursunuz.

Bu ayetlerin bildirdiği durum karşısında da insanların "neden beni yaratırken bana sormadın" diyebileceğini mümkün değildir çünkü insanlar bunun yerine "keşke o elçiye biz de uysaydık" pişmanlığını yaşayacaklar.

Furkan
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

25. O gün gökyüzü bulutlarla parçalanır ve bir çırpıda melekler indirilir.

26. İşte o gün gerçek hükümranlık Rahmân’ındır ve inkârcılar için çetin bir gün olmuştur.

27. O GÜN zalim ellerini ısırır da der ki: “Ne olurdu ben de elçiyle beraber bir yol edinseydim.

28. Vah bana! Ne olurdu ben falanı yoldaş edinmeseydim.

29. O bana gelen öğütten beni saptırdı. Zaten şeytan insanı rezil edicidir.”

Allah bizi yaratırken "neden beni yaratıyorsun" sorusunu soracağımız zaman ve mekan olmadığı , ahirette de üstteki iki tablo, cennet ve cehennem karşısında da bu soruyu sormanın yine bir anlamı olmayacağı için bunu düşünmenin insana hiç bir faydası yoktur. Çünkü şu an dünyadayız ve bizler Allah'ın yoluna davet edilmişiz. Bu davette emirler ve yasaklar var. Bu emir ve yasaklara bakınca da Allah neden peygamberler gönderiyor gibi sorular geliyor insanın aklına. Buna güzel bir cevap olduğunu düşündüğüm bir video var.

Celaleddin Vatandaş - Allah Neden Peygamber Gönderir

Allah peygamberleri çıkış yolunu göstermek için gönderdiğini söylüyor peki peygamberin getirdiği bu kitapları okuyan var mı? Müslümanlara bakın büyük çoğunluğu hatim etme derdinde. Sosyal medyada "bilmem kaç bin kere okursak şifa olur" diye mesajlar geziyor, sıkıntılara hatim okuyarak çözüm bulunmaya çalışılıyor.

İnsanlara yol gösterici olarak indirilmiş kuran hatim etme aracına dönüştürülmüş durumda. İnsanlar çaresizliklerine kuranı Arapça'sından sanki bu dünyada veya ahirette bir şeyler olsun diye "sihirli kelimeler" gibi görmeye başlamış. Kuranın mesajı değil Arapça sesinden medet umulur hale gelmiş. Halbuki kuranın üzerinde öenmle durduğu konulardan biri akıldır. "Akletmez misiniz" "ibret almaz mısınız" "ne kadar da az düşünüyorsunuz" bu cümleler her bir kaç sayfada bir tekrarlanır. Bu müslümanların haline bir örnekti. Allah kuranı bu iş için indirmemiştir. Kuran çıkış yolu gösterir, tabi ki okuyup anlayana.

Allah'ın gönderdiği kitapta yapılması zor, kötü, zararlı bir şey yoktur. Allah kendisine ve peygamberleri vasıtasıyla bildirdiği dinlere uyulmasını istiyor ve insanlara hayatlarını düzenleyen kurallar gösteriyor.

Zümer
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

54. Rabbinize yönelip dönün ve O’na teslim olun! Size azap gelmeden önce! Sonra size yardım edilmez!

55. Rabbinizden size indirilenin en güzeline (Kur’an’a) uyun! Size azap ansızın ve hiç farkına varamayacağınız bir sırada gelmeden önce!

Araf
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

35. EY ÂDEMOĞLULLARI (ve kızları!) Size içinizden, ayetlerimi haber verip açıklayan elçiler geldiğinde, kim sakınır ve kendini düzeltirse; işte onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

36. Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklenenlere gelince; işte onlar ateşin arkadaşlarıdır, onlar orada sonsuz kalıcıdırlar.

Enam
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

151. DE Kİ: “Gelin, Rabbinizin yapmanızı istemediği şeyleri size okuyayım: Hiçbir şeyi O’na ortak koşmayın; ana-babaya iyilikten ayrılmayın/saygısızca davranmayın! Geçim sıkıntısından dolayı da çocuklarınızı öldürmeyin.” Sizin de onların da rızıklarını (besinlerini) Biz yaratıyoruz. Fuhşun/utanç verici kötülüklerin; açığına da gizlisine de yaklaşmayın! Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymayın! O, size işte bunu vasiyet etti/emretti! Belki akledersiniz?

Bu okuduğun ayetlerde söylenenler uyulamayacak kadar kötü, zor, anlamsız mıdır? Aksine dünyayı, hayatı anlamlı kılan düzenlemelerdir. Bunlar sadece bir kaç örenk ayetti. Yalnız şunun da farkındayım, bugün islam diye görünen uygulamalar islam değildir. Bunların kurandan bir dayanağı, yoktur hepsi mezhep uygulamalarıdır. Zamanla insanların kuranla bağı kopmuş mezhep görüşleriyle, kitaplarıyla sabitlenmiş. Mesela kuran asala ve asla 10-12 yaşında çocukların evlenmesine izin vermez, kuranda evlilik yaşı reşit olmadır. Bunları "doru bilinen yanlışlar" bölümünde görebilirsin. Çocukların evlenebileceği görüşü mezheplerin görüşüdür. Bu uygulamaları görüp, bunları islam, kuran zanneden insanların islamdan uzaklaşmasını bir nebze anlayabiliyorum. Anlayamadığım kısmı doğruları anlatanlar var, kimse bu insanları dinlemek istemiyor. Kuranda yukarıdaki gibi hayatı anlamlı kılan, yaşamlarımızı düzenleyen hükümler var. Bunları yeri geldikçe göstermeye çalışacağım. İnsanın neden var olduğunu, ne için yaratıldığını, kuranın insan yazması olamayacağının delillerini, insanlar için yol gösteren bir kitap olduğunu bu sitenin çeşitli bölümlerinde detaylı olarak ele aldım, alacağım