Kuran bütün dünyaya meydan okuyor, Yoksa "Kur'ân'ı kendisi uydurmuş" mu diyorlar, haydi onun sûrelerinden birine benzer bir sûre meydana getirin. Kuranın uydurulmamış olduğunun delillri. Kuranın şiirsel vezni.

☰ Menü

Kim de âhireti ister ve ona lâyık bir biçimde mümin olarak gayret gösterirse, işte bunların çalışmaları makbul olur. (İsra 19)

Bu sitede kuranda olan ve bilimsel olarak ispatlanmış ayetlerden örnekler verdim. Bunların basit şeyler olmadığını görmüşsündür. İnsanlar şunu idrâk etmeliler, bir insan eğer kurandan şüphe etmeyi bırakır ve kurana yönelirse hidayet kapısına doğru yol almaya başlamış demektir. Bütün mesele dünyaya saplanmaktan kurtulabilmekte. Kuranda dünyaya saplanıp kalanlar, sadece dünya için çalışanlar için iyi haberler yok. Kim sadece kısa süre yaşadığı bu dünyayı isterse ona dünya verileceği ama onun ahiretten bir nasibi olmayacağı bildirilmiş. Aslında dünyadan vazgeçmek diye bir şey yoktur, hem ahiret hem dünyayı istemek, bu doğrultuda çalışmak vardır.

İsra
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

18. Kim çarçabuk olanı[*] isterse, düzenimize göre dilediğimize hemen orada verir sonra cehennemi onun yeri yaparız. Oraya alçalmış ve kovulmuş olarak gider.

[*] Bir an önce ele geçecek şeyleri, Dünya nimetini. Bkz: Bakara 2/200

19. Kim de ilerisini[*] ister ve inanarak onun için gereği gibi çalışırsa, işte bunların çalışması teşekküre değer.

[*] Ahiret nimeti. Bkz. Bakara 2/201

20. Bunlardan her birine; hem onlara hem de öbürlerine, Rabbinin ikramından da veririz. Rabbinin ikramı kısıtlanmış değildir.

21. Onlardan birini diğerine nasıl üstün kıldığımıza bak. Şurası kesin ki Ahiretteki dereceler daha büyük, üstünlükler daha belirgin olacaktır.

22. Allah’ın yanında bir başka ilah (tanrı) oluşturma; yoksa yerilmiş ve tek başına bırakılmış olarak oturup kalırsın.

Ahireti istemek yetmiyor gayret göstermek gerekiyor, bu gayretin nasıl olacağı kuranda yazıyor mesela Allah “malı, serveti yığıp biriktirmek yerine sahip olduğunuz servetin, malın, mülkün ihtiyaç fazlasından ihtiyaç sahiplerine verin” diyor, buna infak deniyor. Bu kuranda çok sık tekrarlanan bir emirdir. Bununla beraber kuranda bu dünyanın aynı zamanda imtihan dünyası olduğu bildiriliyor, her an hepimiz imtihanlardan geçiyoruz. Bu mal servet biriktirme de bir imtihandır. Allah ihtiyaç fazlasından yetime, yoksula verin dediğinde insanlar ne yapacak, nasıl davranacak bu bir imtihandır. Malından mülkünden Allah rızası için verip ahireti mi tercih edeceksin yoksa “bu mal mülk servet benim, ben kazandım, kimseye vermem” deyip dünyayı mı tercih edeceksin? Yukarıda ki ayetler hangisini tercih edersen ne karşılık bulacağını söylüyor. Sahip olunan ihtiyaç fazlası maldan harcamanın başka bir faydası daha var, Allah bütün bu gerçekleri idrâk etmene yardım edecek.

Leyl
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

5. Kim cömert olur ve Allah’tan çekinir[*],

[*] Bakınız Bakara 2/195

6. Bir de en güzel sözü[*] tasdik ederse,

[*] Allah’ın son kitabını

7. Onu en kolaya, kolayca ulaştırırız.

8. Kim de cimrilik eder ve çekinme ihtiyacı duymaz,

9. En güzel söz karşısında yalana sarılırsa,

10. Onu da en zora, kolayca ulaştırırız.

İman eden ve malını Allah rızası için harcayan kişilere Allah Biz de en kolay yola muvaffak ederiz diyor, bu yolu kolaylaştırıyor, bütün mesele Allah’a yönelmekte. Eğer insan Allah’a yönelirse, gayret gösterir, doğruyu öğrenmek için çalışırsa Allah hidayet edecek, görmesine yardım edecek, bu yolu kolaylaştıracak demektir.

Kuran “sapıklıkta direnen” kimselerin “Allah rızası için ihtiyaç sahiplere yardım edin” sözlerine tam tersi şekilde cevap verenlere de örnek veriyor.

Yasin
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

47. “Allah’ın verdiği rızıktan hayra harcayın” dense, görmezlikten gelenler, müminlere derler ki, “Onları biz mi doyuracağız; gerekli görseydi Allah doyururdu. Sizin hepiniz açık bir sapıklık içindesiniz.”

Bu tavrı gösteren insanların bu dinin gerçek olduğunu görmesi mümkün değildir. Nasıl ki dünya işlerinde herkes para kazanmak için çalışıyorsa Allah’ı görebilmek ve peygamberlik sistemi ve kitapların, dinin, gerçek olduğunu görmesi de gayret gerektirir. Bunun için ilk önce okumak, söylenenlere kulak vermek gerekir.

İnsanlar Ayetlere İnanmamak İçin Peygamberin Şair Olduğunu İddia Etmiş

İnsanların bu öğütleri kısaca daveti duyduğunda nasıl bir tavır göstereceği önemli, bu en kötü tavra örnek.

Müddessir
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

11. Mal ve ailesiz, tek başına yarattığım, şahsı bana bırak,

12. Sonra çok çok mal, servet,

13. Ve etrafında dolaşan oğullar verdiğim,

14. Her türlü imkânı önüne serdiğim, o adamın hakkından gelmeyi sen Bana bırak!

Bu âyetler, Hz. Peygamber (a.s.) aleyhinde "büyücü" diye propaganda yapan, Kureyş'in liderlerinden Velîd b. Muğîre ve benzerleri hakkında indirilmiştir. Onun on oğlu vardı ki Halid b. Velîd (r.a) onlardan biridir.

15. Hâlâ da açgözlülükle imkânlarını daha da artırmama hevesleniyor.

16. Hiç heveslenmesin! Çünkü o Bizim âyetlerimize karşı inatçı kesildi.

17. Ben de onu sarp mı sarp bir yokuşa sardıracağım.

18. O düşündü, ölçtü, biçti...

19. Kahrolası, nasıl da ölçtü biçti!

20. Hay kahrolası! Nasıl, nasıl da ölçtü biçti!

21. Sonra baktı...

22. Derken suratını astı, kaşlarını çattı...

23. Sonra da sırtını döndü, kibirinden kabardı, arkasına bakmadan çekip gitti!

24. "Bu, büyücülerden nakledilen büyüden ibarettir." dedi.

25. "Bu, beşer sözünden başka bir şey değildir."dedi.

Velîd aslında Kur'ân'dan çok etkilenen, meşhur bir edip idi. Kur'ân'ın, beşer üstü bir taraftan geldiğini de vicdanında hissediyordu. Fakat toplumdaki itibarını kaybetmemek için, Kur'ân hakkında ne diyeceğini şaşırmış, sonunda onun olağanüstü etkisini "büyü" diye nitelendirmişti.

26. ("Beşer" desin bakalım) "Ben de onu sekar'a atacağım.

27. Sekar nedir bilir misin? Nereden bileceksin!

28 O, içine atılanı yer, bitirir. Yine de bırakmaz, eski haline çevirip bu işi durmadan tekrar eder.

Elmalı’lı Hamdi Yazır tefsirinde 25. ayetteki büyücü, şair yorumları için şöyle yazmış

25. "Bundan aldatıcı bir albeni var" demiş oluyor ve nihayet kararını şöyle veriyordu: Bu, insan sözünden başka bir şey değil. Böyle deyip kararı bastı. Peygamberliği ve Kur'ân'ın Allah sözü olmasını inkâr ediverdi ki, işte inatçı kâfirlerin Kur'ân ve Peygamber hakkında söyledikleri nihayet budur. Bu, Allah'ın indirdiği kelâmı değil, Muhammed'in kendi söylediği kitabıdır derler. Olay tefsirlerde şöyle anlatılır:

Velid b. Muğire Peygamber (s.a.v)'in yanına gelmiş, Kur'ân dinlemiş ve etkilenmişti. Kalkıp Mahzum Oğulları'na varmış; "Vallahi, Muhammed'den az önce bir söz dinledim; ne insan sözü, ne de cin sözü. Onun bir tatlılığı, bir hoşluğu var. Yukarısı meyveli, aşağısı bolluk, zemini bol sulu. O kesinlikle üste çıkar, onun üstüne çıkılmaz." demiş; buna karşı Kureyş: "Velid saptı. Vallahi, bütün Kureyş sapacaktır." demişler, bunu işiten Ebu Cehil, "ben size onun hakkından gelirim." deyip kederli kederli yanına varmış; "Ey amca demiş, kavmin sana vermek için bir mal topluyor. Çünkü sen Muhammed'den bir şey elde etmek için onun yanına gidiyormuşsun." Velid: "Kureyş bilir ki, ben onların malca en zenginleriyim." diye cevap vermiş. Ebu Cehil demiş ki: "O halde onun hakkında bir söz söyle de kavmin işitsin, senin onu sevmediğini, inkâr ettiğini anlasınlar." Velid: "Ne diyeyim, içinizde şiiri, mısraları kafiyeli kısa vezinli nazmı, kasideyi ve cin şiirlerini benden iyi bileniniz yoktur. Onun söylediği bunların hiçbirine benzemiyor ki." demiş. Ebu Cehil, "yok mutlaka bir şey söylemelisin." deyince kalkıp kavminin toplandıkları yere varmış, "siz, demiş, "Muhammed mecnun" diyorsunuz. Hiç kimseyi boğarken gördünüz mü? Kâhin diyorsunuz. Hiç kâhinlik yaparken gördünüz mü? Şair diyorsunuz. Hiç şiir ile uğraşırken, şiir söylerken gördünüz mü? Yalancı diyorsunuz. Hiç yalanını yakaladınız mı? Bunlara cevap olarak, "hayır, ama peki o nedir?" demişler; "durun düşüneyim" demiş düşünmüş, düşünmüş "Bu, öğretilegelen bir sihirdir; bu sadece bir insan sözüdür." demiş, onun bu sözleri Kureyşlilerin hoşuna gitmiş, salonlarında bir alkıştır kopmuş ve onun sözlerini alkışlayarak dağılmışlar.

Uydurulmuş Dedikleri Kuran Big Bang'den Genişleyen Evrenden Haber Veriyor

Uydurulmuş, eskilerin masalları dedikleri kuranda, geçen bölümde okuduğun ayetler var, big bang, genişleyen evren vb. O zamanlar Mekke'lilerin bu bilgilerden haberi yoktu.

Araf
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

54. ŞÜPHESİZ Rabbiniz; gökleri ve yeri altı günde/altı evrede/altı aşamada yaratan Allah’tır. Sonra Arş dahil tüm kainata kanunlarını kurdu. (Dünyayı döner kılarak) gündüz ve gece, Güneş, Ay ve Yıldızlar O’nun emrine boyun eğmişlerdir. İyi bilin ki, yaratmak ve emir O’nundur/(evreni) yönetmek (yalnızca) O’na aittir. Âlemlerin Rabbi Allah’ın şanı yücedir!

Zariyat
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

47. EVRENİ/göğü/uzayı kuvvetle, sapasağlam bina ettik/kurduk. Ve şüphesiz Biz onu genişletiyoruz.

Bu bilgiler bir insanın tahmin ederek yazabileceği şeyler değil.

Arapça bilmeyenler kuranın şiirsel veznini göremiyor. Peygamberimize şair demeleri boşuna değil çünkü kuranın şiirsel bir hali var. Bu önemli, çünkü o dönem Mekke’de küçük çocuklar bile güzel şiirler yazabilirmiş. Peygamberimiz vahyi insanlara duyurdukça insanlar duydukları ayetleri kendi şiirlerine benzetmiş ama bu ayetler daha farklı, hitabı daha kuvvetli. Aralarında 40 sene yaşayan peygamberimiz 40 yaşından sonra kuranın bu şiirsel metniyle karşılarına çıkınca insanlar ne olduğunu anlayamamış “ne oldu bu Muhammed’e daha önce hiç şiir yazmazdı, hiç böyle şeyler söylemezdi şimdi ne oldu da böyle şeyler söylüyor, cinlerin etkisinde mi kaldı da böyle şeyler söylüyor” diye konuşmaya başlamış. Elmalı’lının tefsirinde naklettiği Velid’in sözleri bunu gösteriyor "Ne diyeyim, içinizde şiiri, mısraları kafiyeli kısa vezinli nazmı, kasideyi ve cin şiirlerini benden iyi bileniniz yoktur. Onun söylediği bunların hiçbirine benzemiyor ki." Mekke’liler bu ayetlerden etkilendiği halde yani farklı bir üslübla konuştuğunu anladığı halde inkar etmeyi tercih etmişler onu da en iyi “bu sözler eskiden beri söylenen şeyler” diyerek yapmışlar. Çünkü tevratta da incilde de öldükten sonra dirileceksiniz, mallarınızdan ihtiyaç sahipleri için harcayın vb şeyleri duyuyor olmalılar. Bunları daha önceden duydukları için bunlar öncelerin masalları demiş olmalılar.

"Kur'ânın Allah'ın sözü olduğu hakkında şüpheniz varsa, haydi onun sûrelerinden birine benzer bir sûre meydana getirin." (Bakara 23)

Ama burada kuranın başka bir meydan okuması var “madem iddianıza göre kuran insan sözü o zaman onun bir benzerini de siz yazın” diyor,

Tur

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

33 - Ya da “Kur’an’ı kendi uydurdu” mu diyorlar? Aslında onlar sana güvenmiyorlar.

34 - Sözlerinin arkasındaysalar Kur’an gibi bir söz getirsinler.

Hud

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

13 - Yoksa onu (Kur’an’ı), o uydurdu mu diyorlar? Onlara de ki “İddianızda samimi iseniz, Allah ile aranıza koyduklarınızdan çağırabileceğiniz herkesi çağırın da bunun dengi on sure uydurup getirin bakalım.”

14 - Çağırdığınız kimseler size cevap vermezlerse bilin ki o (Kur’an) Allah’ın ilmiyle indirilmiştir. O’ndan başka ilah yoktur. Artık O’na teslim olursunuz değil mi?

Yunus

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

38 - Yoksa onu o (Muhammed) uydurdu mu diyorlar? De ki “Allah ile aranıza koyduklarınızdan çağırabileceğiniz herkesi çağırın da onun dengi bir sure getirin. Samimiyseniz yaparsınız”

Bakara

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

23- Kulumuza (Muhammed’e) parça parça indirdiğimiz şeyden şüpheniz varsa Allah ile aranıza koyduğunuz ulu kişilerinize yalvarın da ondakine denk bir sure getirin. İddianızda haklı iseniz yaparsınız!

24 - Bunu yapmazsanız ki asla yapamayacaksınız; o zaman tutuşturucusu insanlar ve taşlar olan o ateşe karşı kendinizi koruyun. Orası kâfirler için hazırlanmıştır.

İsra

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

88 - De ki “Bu Kur’ân’ın benzerini getirmek için insanlar ve cinler bir araya gelseler onun bir benzerini getiremezler; isterse sırt sırta vermiş olsunlar.”

Ateist bir grubun sosyal medyada ki paylaşımlarından biri

Üstteki ayetlerdeki "uydurulmuş iddiasındaysanız benzerini yazın" meydan okumasını gördün. İnsanlar bu ayetlerin ne demek istediğinden bile habersizler, sadece kendi zanlarıyla iddiada bulunuyorlar. Bu meydan okuma hala geçerlidir, isteyen kurana benzer bir söz getirmeye çalışsın ama önce Arapça öğrenmeleri gerekir, Türkçe meallerden iddiada bulunmak iş değil. Madem kutsal kitapların uydurulduğunu iddia ediyorlar o zaman üstteki ayetler doğrultusunda kuranın bir benzerini yazıp "işte bu bizim delilimizdir, biz benzerini yazdık" demeliler. Kuranın ilk indirildiği dönemden beri insanlar buna bir cevap verememiş. Peygamberimize en ateşli şekilde şair, mecnun diyen Mekke'liler bile benzer bir söz söyleyememiştir ki kendileri Arap şiirinde zirveymiş. Şunu da unutmamak gerekir şiir gibi sözlerle big bang'den, genişleyen evrenden. dağların, denizlerin, bulutların oluşumundan, hareketlerinden bahsediyor. Rastgele yazılan şiirsel metin değil. Şiiri uydurmaya kalksan bile göklerden, yerlerden, düzenden nasıl değişik bir haber vereceksin?

Kuranın Şiirsel Veznine Örnek Rahman Suresi

Kurandaki şiirsel vezin nasıl olduğunu anlamak için Elmalı’lının Rahman suresinin sadeleştirilmemiş, eski kelimelerle yazılı haline bakabilirsin, ne yazdığı anlaşılmasa da şiirsel metnine dair bir fikir veriyor. Sadece ayetlerin son kelimesini okusan bile bunu görebilirsin. Elmalı'lı sadeleştirilmemiş metin Rahman suresi

Bu surenin Türkçe'sini okumak istersen, sayfa 659. Sadık Türkmen meal

Peygamber Şair Değildir Sözleri Uyarıdır

Allah pek çok ayette peygamberimizin iddia ettikleri üzere şair olmadığını, kuranın da şiir olmadığını, kuranın sadece bir öğüt uyarı olduğunu söylemiştir.

Yasin
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

69. BİZ ona şiir öğretmedik, zaten bu ona yakışmaz da! O, ancak bir öğüttür ve apaçık bir Kur’an’dır.

70. Diri olan kimseleri uyarsın ve küfre sapanlara da hakedeceklerini söylesin.

İnsanlar Gerçekleri Görmek İstemediği İçin Sapıklıkta Direniyor

Bunları yazerken kendimi hiçbir şey zannetmiyorum ama uzun süredir bazı şeyleri araştırıp okuyorum, bir çok ayetin bilimsel delillerini gördüm, buraya sadece en önemlisi olan big bang, genişleyen evren, güneş ve ay'ın delillerini aldım. Başlangıcın sahibi var tesadüf değil ve bütün bunların Sahibi insanlara özgür irade vermiş ve varluğının delillerini gösteriyor, bu dünyada kurduğu sistem çalışıp gayret etme esasına dayanıyor, iman etmek için bile çalışıp gayret etmek gerekiyor, ayet bu;

İbrahim
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

4. BİZ HER RASÛLÜ/ELÇİYİ, mutlaka kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara iyice açıklasın. Bundan sonra Allah; Sapıklıkta direnen kimseyi sapıklığında bırakır, Hidayet için çalışan kimseyi de doğru yola iletir. O güçlüdür, doğru hüküm/karar verendir.

Türkçe meallerde geçen kelimelere, uydurma olduğu belli olan hadislere göre aklı sıra kuranın uydurulmuş olduğunu ispatlamaya çalışanlar, sapıklıkta kalmakta direndiğinden dolayı tam aksi kanıtları göremeyenlerin, bunları kullanarak kitaplar yazması ve bu insanları kendisine yol gösterici edinenler için Allah en kötü sonun olduğunu söylüyor. Burada insanların gözden kaçırdığı bu kötü son Allah’ın taktiri değildir, bu kötü son Allah’ın bu dünyada kurduğu sistem gereği insanların ne için çalışıp gayret gösterdiklerinin karşılığıdır. Allah kimseye zulüm edici değildir. Bütün bunları kuranda pek çok yerde bildirmiştir.

Ateist grupların paylaşmayı çok sevdiği sözlere örnek

Allah Kimseye Zulm Etmez Herkes Gideceği Yeri Kendisi Hak Ediyor

İnsanlara deseler ki "sizin iradeniz özgür değil hepinizi Allah yönlendiriyor, doğru yaşam tarzı yaşayıp cehenneme giderseniz de bilin ki sizi Allah cehenneme atmıştır" insanlar itiraz eder değil mi "bu nasıl Tanrı bizi cehenneme atıyor" derlerdi ama olay böyle değil, tam tersi Allah pek çok ayette "Ben kullara zulmedici değilim" diyor, herkes ne kazanıyorsa kendisi kazanıyor. Kendi kafalarından bir tanrı algısı oluşturup bunun üzerinden ateizmi savunuyorlar.

Hac
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

8. İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah hakkında tartışır; ne bir ilmi, ne bir yol göstericisi, ne de aydınlatıcı bir kitabı olmadan!..

9. Kibirlenerek insanları Allah’ın yolundan saptırmaya çalışır. Ona dünyada bir rezillik vardır. Ona kıyamet gününde de yangın azabını tattıracağız.

10. (Ona ey insan); “İşte bu, kendi ellerinin önceden işledikleri yüzündendir. Allah kesinlikle kullara zulmedici değildir” (denir.)

Ateist grupların daha önce paylaştığım bu resimleri üstteki 8. ayeti doğrular nitelikte çünkü "Kuranın İnsan Yazması Olamayacağının Delilleri" bölümünde tam tersi kanıtları gördün.

Hac
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

8. İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah hakkında tartışır; ne bir ilmi, ne bir yol göstericisi, ne de aydınlatıcı bir kitabı olmadan!..

Yukarıdaki bu resimlerde yazanlar bu ayetinin görünen örnekleridir. Bu ayetler rastgele cümleler değil, insanlar Mekke döneminde de olsa bu gün de olsa 200 yıl sonra da olsa ve hatta kıyamete kadar Allah hakkında tartışıp durdu duracak. Sapıklıkta kalmakta direnenlere Allah hidayet etmeyecek ve onlar kendilerini hep doğru yolda olduğunu zannedecek tam aksi kanıtlar olmasına rağmen Allah hakkında tartışıp duracak. Üstteki resimde 2. cümleye bak güneşin bir yörüngesi olmadığını söylüyor halbuki daha önce okuduğun üzere güneş ve güneşin çekim kuvvetindeki bütün gezegenler Vega yıldızına doğru saniyede 20 km hızla yol alıyor. Yörüngenin ise bir gökcisminin bir diğerinin kütleçekimi etkisi altında izlediği yola dendiğini okudun. Üstteki 8. ayete bak bu olayı anlatıyor. Dedim ya bu gayreti gösterip güya kuranın uydurulmuş olduğunu ispatlamaya çalışanlar ve bu insanları kendilerine önder kabul edip “bizi aydınlatıyorlar” diyenler kendilerinin güzel bir şey yaptıklarını zannediyor ama sapıklıkta direndikleri için ne yaptıklarının farkında değiller. Bu ayetler bu açıdan çok dikkat çekici.

En Çok Kaybedenler Kuranı Red Edip En Güzel İşleri Yaptıklarını Zannedenlerdir

Kehf
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

102. YOKSA inkâr eden kimseler, Beni bırakıp da kullarımı evliya/dostlar edinerek, kurtulacaklarını mı sandılar? Biz cehennemi, inkârcılara konaklanılan/bir vatan olarak hazırladık.

103. De ki: “Yapılan işler bakımından kaybedenleri, size haber vereyim mi?”

104. Onların dünya hayatındaki çabaları boşa gitmiştir; oysa kendileri gerçekte iyi bir iş yaptıklarını sanıyorlar!

105. İşte onlar; Rablerinin ayetlerini ve O’na kavuşmayı/O’nunla yüzyüze gelmeyi, inkâr eden kimselerdir. Bu yüzden yaptıkları boşa gitmiştir. Artık onlar için kıyamet günü mahkeme/terazi kurulmaz!

106. İşte böyle, onların cezası cehennemdir. İnkâr etmeleri, ayetlerimi ve elçilerimi hafife/alaya almaları yüzünden!..

Delilleri görmek istemeyen kuranın uydurulmuş olduğunu iddia edenler, insanları bu doğrultuda saptıranlar saptırdıklarının vebalini de yükleniyor.

Nahl
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

22. İLAHINIZ BİR TEK İLAH’TIR! Ahirete inanmayan kimselerin kalpleri inkârcıdır. Onlar büyüklük taslarlar.

23. Gerçek şudur ki; şüphesiz Allah, gizlediklerini de biliyor, açığa vurduklarını da!.. Şüphesiz O, büyüklenenleri sevmez!

24. Onlara; “Rabbiniz ne indirdi?” denildiği zaman; “Evvelkilerden nakledilen şeyleri” dediler.

25. Kıyamet günü tam olarak kendi yüklerini ve bilgisizce saptırdıkları kimselerin veballerinden bir kısmını da yükleniyorlar. Dikkat edin, yüklendikleri şey ne kötüdür!

Allah Ayetleri Yalanlayanlara Süre Vermiştir

İnsanlar kuranı uydurulmuş olduğunu ispatlamaya çalışarak güya iyi bir şey yaptıklarını sanıyorlar halbuki bu çabalar boş, farkında olmadan en kötü sona gidiyorlar. Bu araya bir başka ayeti alayım.

Nahl
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

182. AYETLERİMİZİ yalanlayanları ise; bilmedikleri yönden derece derece helâke yaklaştıracağız.

183. Onlara mühlet veriyorum. Şüphesiz ki Benim planım sağlamdır.

184. Düşünmediler mi? Arkadaşlarında bir mecnunluk olmadığını! O ancak apaçık bir uyarıcıdır.

185. Bakmadılar mı, göklerin ve yeryüzünün melekûtuna (iç alemine/kusursuz otoriteye) veya Allah’ın yarattığı herhangi bir şeye? Ve ecellerinin gerçekten yaklaşmış olması ihtimaline? Artık bundan sonra hangi söze/habere inanırlar ki!..

186. Allah’ın verdiği özgürlüğü, dalâleti/sapıklığı seçmede kullananlara, artık doğruya yönlendiren de kâr etmez/fayda vermez. (Allah) onları şaşkın bir halde azgınlıkları içinde bırakır.

İnsanlar kendileri hazırlıyor bu sonu, sebep bir üstteki ayet bloğunda İnkâr etmeleri, ayetlerimi ve elçilerimi hafife/alaya almaları yüzünden deniyor. Bunu tam tersi inanıp ibadet edip iyi ve güzel iş yapanlar örnek veriliyor. İnsanlar neden sapıklıkta direnmekte ısrar eder? Üstteki Kehf suresinin devamı.

Kehf
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

107. İNANAN ve faydalı bir işi en iyi şekilde (dürüstçe) yapanlara gelince; onlar için vatan olarak Firdevs Cennetleri vardır.

108. Orada ölümsüz/sürekli kalıcıdırlar. Oradan hiç ayrılmak istemezler.

109. .DE Kİ: “Eğer deniz, Rabbimin sözlerini yazmak için mürekkep olsaydı; elbette deniz, Rabbimin sözleri tükenmeden önce tükenirdi. Hatta yardım için bir o kadarını daha getirsek!”

110. De ki: “Ben de sizin gibi (ölümlü) bir insanım. Yalnız bana ilâhınızın bir tek İlâh olduğu vahyolundu. Artık her kim, Rabbine (cennetine) kavuşmayı umuyorsa iyi bir iş yapsın. Ve Rabbine ibadette hiç kimseyi ortak etmesin!”