Şefaat nedir? Kimlere şefaat hakkı verilmiştir? Peygamberimiz şefaat edecek mi? Makamı Mahmud Nedir? Kuran Ve Sünnette Şefaat İnancı nasıldır? Kuranda Şefaat Nasıl Anlatılmaktadır? Meryem 87’ye Göre Şefaat İçin Kimlere Söz Veriliyor? "Şefâatim, ümmetimden büyük günah sahipleri içindir" hadisi doğru mudur? “O gün güneş yaklaştırılır ve herkes terlemeye başlar” hadisi doğru mudur?

☰ Menü

Şefaat Nedir? Din Günü İnsanlar Birbirine Şefaat Edebilecek Mi?

Derslere geçmeden genel olarak şefaat inancı nasıl biliniyor diye bir araştırma yaptım, kırmızı yazılar benim notlarım. Bu yazı şefaatın nasıl bilindiğini çok güzel yansıtıyor. Şefaat nedir - mumsema.com

Bu yazıda şefaati şöyle tanımlamışlar;

Şefaat kelime olarak; birinden, başkası adına bir ricada bulunma, kusurlarının bağışlanmasını dileme, bir suçlu veya ihtiyaç sahibinin af ve iyiliğe kavuşması için diğeri tarafından vâsıtalık etme, kayırma, iltimas ve yardım isteme mânâlarına gelmektedir.

İslâmî ilimler ıstılâhında ise şefâat, buna ehil olan bir zâtın, Allah Teâlâ’dan, günahkâr bir mü’minin affını niyaz etmesi demektir.

Geleneksel inanç şefaatin bu olduğunu iddia ediyor. Bu konuyu ilk defa araştıran için aklına takılacak ilk söz ‘Şefâatim, ümmetimden büyük günah sahipleri içindir’ gerçek mi değil mi? Çünkü Allah bu ayette şöyle diyor;

Nisa
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

31. Eğer; size yasaklanan(günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.

Allah günahın büyüklerinden kaçanları af edecekse peygamberimizin ‘Şefâatim, ümmetimden büyük günah sahipleri içindir’ sözü çelişen bir sözdür. Ayrıca bununla beraber diğer iki hadisi düşünürsen bundan bir şey çıkaramazsın.

“Ey Kureyş Cemaati! Ey Abdulmuttalib oğulları! Ey Haşim oğulları! Ey Zühre oğulları! Ey Amcam Abbas! Ey Halam Safiyye!Ey Kızım Fatıma! Nefsinizi Allah’tan satın almaya çalışın; akrabam, yeğenim, babam peygamber diye bana güvenmeyin; vallahi yarın Allah katında sizin için hiçbir şey yapamam!”

Peygamberimizin kızı Faıma’ya söylediği söz.

“Kızım, sakın baban olduğum için bana güvenme. Yarın için kendine bir şeyler hazırla.”

Nisa
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

48. ŞÜPHESİZ Allah, kendisine ortak/şirk koşulmasını asla bağışlamaz. Bunun dışında kalan(günah)ları ise, dilediği (bağışlanmayı hak eden) kimseler için bağışlar. Allah’a şirk koşan kimse, şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur.

Allah büyük günahlardan sakınanların küçük günahlarını örteceğini yani affedeceğini diğer ayette şirk hariç dilediği kimsenin günahlarını bağışlayacağın söylüyor, hadisde ise peygamberimiz büyük günah sahiplerine şefaat edecek deniyor ama diğer iki hadiste akrabalarına “kimse bana güvenmesin siz hiçbir şey yapamam” deniyor. Bunların bir biriyle neden çelişmediği şefaatin gerçek tanımda gizli. Gerçekte şefaat nedir bilmeden bunları anlamak mümkün olmaz, bunu şu an ben açıklamayacağım, Abdülaziz hoca ilerideki derslerde açıklayacak.

Klasik şefaat tanımı yapanlar yani insanları cehennemden kurtaracak birileri olacak diyenler bu şefaati de üç zümre yapacak diyorlar. 1- Peygamberler. 2- Alimler. 3- Şehitler.

Bu tanımı göz önünde tutarak şefaatin kuran açısından nasıl olduğunu ortaya koyup karşılaştıracağım. Üstteki yazıda Makamı Mahmud diye bir şefaat makamından bahsediyordu, makamı mahmud nedir önce bunu bakmak gerekir. İsra suresinde geçiyor, övülmüş makam demek.

İsra
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

79. Ve (ey Muhammed/ey insan!) Gecenin bir kısmında (namaz kılmak, Kur’an okumak için), sana özgü bir nafile/fazladan ibadet etmek üzere kalk! Umulur ki; Rabbin seni övülmüş bir makama ulaştırır!..

Bu makamın şefaat makamı olduğunu söylüyorlar. Cübbeli Ahmet cemaatine Kadı İyaz’ın Şifa-i Şerif kitabını okuyup dersler yapıyordu, makamı mahmud ile ilgili o kitapta bir bölüm var, ilgili yeri taradım, Kadı İyaz burada uzun bir hadis naklediyor. Bu hadise göre din günü bütün insanlar “kim bize şefaat edecek” diye peygamber peygamber gezecekmiş. Bütün peygamberler mazeret bildirip sadece Hz Muhammed şefaatçi olacakmış. Farkında olmadıkları şey hadis denen bu yazı tutarsızlıklarla dolu. Abdülaziz hoca alttaki videolarda bu tutarsızlıkları açıklıyor.

Şifai-i Şerif - Makamı Mahmut Hadisi - Bu hadis sahih değildir.

Makamı mahmud ve şefaat ezan duasında da geçiyor. Yine mumsema.com sitesinden aldım.

Allah'ım! Ey bu tam davetin ve kılınacak namazın Rabbi, Muhammed (sav)'ye vesileyi, fazileti ve yüksek dereceyi ver. Onu kendisine vaadettiğin Makam-ı Mahmud'a ulaştır. Sen sözünden caymazsın."

Ezan Duasındaki Şefaati Nasıl Anlamalıyız?

Makamı Mahmut Nedir? İsra 79. Ayet

İsra
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

78. NAMAZI gereği gibi kıl (huşû ile/ne dediğini bilerek!) Güneş’in batıya meylettiği saatlerde (öğle ve ikindiyi), havanın kararmasıyla birlikte (akşam ve yatsıyı) ve fecrin ilk ışıklarının toplaştığı saatlerde de (sabah namazını kıl!) Şüphesiz ki, fecir ışıklarının toplaşması; işte o (sabah namazı vaktidir ve insanlar tarafından), çıplak gözle açıkça görülmektedir.

79. Ve (ey Muhammed/ey insan!) Gecenin bir kısmında (namaz kılmak, Kur’an okumak için), sana özgü bir nafile/fazladan ibadet etmek üzere kalk! Umulur ki; Rabbin seni övülmüş bir makama ulaştırır!..

80. De ki: “Rabbim! Beni doğruluk girişiyle girdir ve doğruluk çıkışıyla çıkar. Bana katından yardımcı bir güç ver.”

81. De ki: “Gerçek/hak geldi, batıl/yalan olan yok olup gitti. Şüphesiz, yalan/batıl olan yok olup gitmeye mahkûmdur.”

“O gün güneş yaklaştırılır ve herkes terlemeye başlar” hadisi

Kıyamet sahneleri anlatılırken bazı hadislerin kuranla uyumsuzluğu bariz göze çarpar. Hadis şöyle “o gün güneş yaklaştırılır ve herkes terlemeye başlar” mealinde. Abdülaziz hocanın kıyamet ile ilgili derslerini dinlerklen hoca o gün göklerin dürüleceğini yıldız, güneş, gezegen hiçbir şeyin kalmayacağının, o gün yeryüzünün Allah’ın nuru ile aydınlanacağının ayetlerini okuyacağı dersler var. Ayetlerde güneş olmayacak yeryüzü Allah’ın nuru ile aydınlanacak diyor, hadis diye nakledilen bu hadiste güneş yaklaştırılacak insanlar bundan dolayı terleyecek deniyor. O hadis yine Kadı İyaz’ın kitabından alınmış , şöyle;

6. (5062)- Yine Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "İnsanlar kıyamet günü öylesine ter akıtırlar ki, bu terler yerin içinde yetmiş zira'lık derinliğe kadar iner ve bu ter (yer üstünde de birikerek insanları konuşamaz hale getirmek üzere ağızlarına) gem vurur ve kulaklarına kadar ulaşır." [Buhârî, Rikâk 47; Müslim, Cennet 61, (2863).]

AÇIKLAMA: Kıyamet günü, hesap verme esnasındaki ahvalle ilgili olarak muhtelif hadisler gelmiştir. Bunların bir kısmı ter hadisesi ile ilgilidir. Sadedinde olduğumuz hadis, insanların, hesap vermenin sıkıntısıyla yerin dibine yetmiş arşın inecek ve yerin üstünde de kulaklara kadar yükselip insanları konuşamaz hale getirecek bir derya teşkil edecek kadar çok terleyeceklerini ifade etmektedir. Alimler, bu ter herkesin kendi teri midir, müşterek terleri midir ihtilaf ederler, İyâz: "Bundan kişinin müşahede ettiği korkunç haller nisbetinde salacağı terin kastedilmiş olması muhtemel olduğu gibi, hem kendi, hem başkasının teri kastedilmiş olması da muhtemeldir. Böylece bir kısmına çok şiddetli, bir kısmına daha hafif sıkıntı verir. Bütün bunlar, insanların izdiham ve birbirlerine sıkışmasından terin yerin altına yetmiş arşın nüfuz etmesinden sonra, yer üstünde akıp birikmesinden meydana gelir. Tıpkı suyun toprak tarafından emilmesinden sonra bir vadide akması gibi" der.

İbnu Hacer, bu terleme hadisesini, bir başka hadisin yardımıyla daha bir tavzih eder. Hadis şudur: "Kıyamet günü güneş arza (bir mil kadar] yaklaşır. İnsanlar terlerler. Kimi vardır, teri ökçesine kadar yükselir, kimi vardır ayağının yarısına kadar yükselir; dizine kadar yükselenler, uyluğuna kadar yükselenler, böğrüne kadar yükselenler, omuzuna kadar ve hatta ağzına kadar -ve eliyle işaret eder- yükselenler, vardır. Ağzına kadar yükselen ter, sahibine gem vurmuş olur. Bazılarını ter tamamen bürür -ve bunu söylerken elini başının üzerine vurur.-" Bazı rivayetlere göre hesap gününün sıkıntısı o kadar şiddetlidir ki, insanlar: "Ey Rabbimiz, cehenneme giderek de olsa bizi bundan kurtar!" diye talepte bulunurlar. Müslim'in bir rivayetinde tere batmanın, kişinin ameliyle mütenasib olacağı belirtilmiştir.

Bir başka hadiste bu bekleme müddetinin kırk yıl olacağı; bir diğerinde bir günün yarısının, dünya zamanına göre elli bin yıl olacağı, ancak mü'mine bu günün, güneşin batma anı gibi hafif geleceği belirtilmiştir.

Beyhakî'nin bir hadisinde bu sıkıntılı halin kâfirlere mahsus olduğu tasrih edilmiştir. "O günün sıkıntısı kâfire çok şiddetlenir. Öyle ki ter onu gemler!" Denildi ki: "Ey Allah'ın Resulü mü'minler nerede olurlar?" Buyurdular ki: "Onlar altın kürsüler üzerindedirler, onlara bulutlar gölge yapar." Bazı rivayetlerde de "amelleri gölge yapar", bazı rivayetlerde de "güneşin, insanların başlarına iki yay boyu yaklaşacağı" ifade edilmiş ise de, (imanda kemal sahibi) mü'minlere bu hararetin zarar vermeyeceği belirtilmiştir.

Kadı İyaz'ın naklettiği uzun hadise ve güneşin yaklaşmasına da cevap var burada. Süleymaniye Vakfı - Köşe yazıları - Şefaat

Uydurma Hadislerle Şirke Dönüşen Şefaat İnancı

Bu da o hadisi ele aldığı soru cevap. Şimdi burada bir ilahinin bir dizesinden de bahsediyor. İlahinin adı “sevdim seni mabuduma”, sözleri şöyle;

Sevdim seni Mabuduma, canan diye sevdim. Bir ben değil alem sana hayran diye sevdim

Evladı ıyalden geçerek ben ravzana geldim. Ahlakını methetmede Kur'an diye sevdim

Kurbanın olam şahı resul, kovma kapından. Didarına müştak olan yezdan diye sevdim

Mahşerde nebiler bile senden medet ister. Gül yüzlü melekler sana hayran diye sevdim...

Altı çizili cümle için eleştirisi var.

Şefaatın anlamı farklı algılanıyor, cehenneme girmeden insanları cennete sokacak kişi diyorlar ama gördün hoca ayetlerle anlatmış. Şuraya küçük bir parantez açayım, peygamberimiz bir hadisinde insanların kuranı bırakıp mişnaları okur hale gelmesinin kıyamet alameti olarak nitelemişti.

“Şu olgular kıyametin yaklaştığını gösteren işaretlerdendir: Kötülük üreten kişilerin itibarlı tutulması, iyilik ve güzellik üreten kişilerin aşağılanması, sözün öne çıkması, eylemin arkaya itilmesi, toplumun mişnaları okur hale gelmesi ve hiç kimsenin bu mişnalara karşı çıkmaması” Sahabeler sordular: “Mişnalar nedir?” Resul buyurdu: “Mişnalardan maksat Allah’ın kitabı dışındaki tüm kitaplardır”.

Cübbeli Ahmet Kadı İyaz’ın Şifai Şerif kitabını ders halinde insanlara radyolardan okuyor. Bu kitabın mişna olduğu ortaya çıkıyor değil mi? Abdülaziz hoca bu mişnalara karşı çıkıyor, kurandan ve hadislerden delilleri ortaya koyuyor. Göz göre göre kaybeden kim? Bu arada Kadı İyaz’ı bence bu kitaptan dolayı suçlamak doğru olmaz, herkes hata yapar, demek ki o da yapmış ama bu gün bu hataları ortaya çıkartanlar var, artık hâlâ bunları duyduğu halde peşinden giden olursa ona hata ile peşinden gitti denmez. O zaman bu insanlar Kadı İyaz’ı tartışılmaz, eleştirilmez bir evliya yapmış demektir ve kitapta yazdıklarını tartışmasız kabul ettiklerine göre Iyaz’ı rableştirilmiş olurlar çünkü kuranı değil Kadı iyaz'ın kitabını kaynak alıyorlar.

"Şefâatim, ümmetimden büyük günah sahipleri içindir" hadisi

Sayfanın en başında bu hadisle alttaki ayetin ters gibi göründüğünü yazmıştım, buna cevap.

‘Şefâatim, ümmetimden büyük günah sahipleri içindir.’

Nisa
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

31. Eğer; size yasaklanan(günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.

Meryem 87’ye Göre Şefaat İçin Kimlere Söz Veriliyor

Meryem
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

85. O gün korunup sakınanları, ikramla toplayıp Rahmân’a götürdüğümüz gün,

86. suçluları da yaya ve susamış olarak cehenneme süreriz.

87. Rahmân’ın katında bir ahit edinen kimseden başkaları, şefaate malik/sahip olamazlar.

Kuranda Şefaat Nasıl Anlatılmaktadır

Meryem suresinin bu ayetleriyle bir başka açıklaması. Yukarıdaki ilahinin “sevdim seni mabuduma”da geçen “Mahşerde nebiler bile senden medet ister” dizesini yeniden ele almış, islam dünyası tefsirlerinden ilahilerine kadar dökülüyor. Ayetler aşağıda.

Tur
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

21. GERÇEKLERE inananlar ve soyları da inançta kendilerine uymuş olanlar; işte Biz onların soylarını da kendilerine katmışızdır. Onlara yaptıklarından hiçbir şey eksiltmemişizdir. Herkes kazandığına karşılık bir rehindir!

Enbiya
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

101. TARAFIMIZDAN, kendilerine bir güzellik takdir edilen kimseler, işte onlar, ondan (cehennemden) uzaklaştırılmışlardır.

102. Onun uğultusunu duymazlar, canlarının istediği şey/nimetler içinde sonsuz kalacaklardır.

103. O en büyük korku onları üzmez. Melekler, onları şöyle karşılar:“İşte bu, vadedilmiş olduğunuz gündür.”