Kâlû belâ nedir? Allah'a verilen söz nedir? Allah'ın varlığına nasıl şahit olunur? Ruhlar alemi nedir, var mıdır? Allah nasıl kavranır? Allah nasıl bir varlıktır?

☰ Menü

Kâlû Belâ - Allah'a Verilen Söz Nedir? Ruhlar Aleminde Allah'a Söz Verdik Mi?

Bunu daha önce duymuş muydun? Bu Araf suresi 172 ve 173. ayetlerinde geçiyor. Geleneksel olarak kâlû belâ Allah’ın bizler yaratılmadan evvel ruhlar aleminde dünyada yaşayacak bütün insanların ruhlarını bir araya toplayıp “Ben sizin Rabbiniz değil miyim” diye sormuş ve bizler de “elbette Rabbimizsin” demişiz. Kâlû belâ ismi buradan geliyor. Ayette geçen Elestü birabbiküm, "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?, kâlû Belâ ise verilen cevap Evet dediler, demek. Ayeti alt tarafa yazacağım, önce açıklama yapayım. Gelenek bu ayeti "Allah Adem'den bütün nesilleri aldı, bir alanda topladı, sonra da ben sizin rabbiniz değil miyim diye sordu" diyor. Bir defa ayette "Adem'den bütün zürriyetini aldı" diye bir ifade yok "Ademoğullarından zürriyetini aldı" ifadesi var. Ademoğlu ifadesine bütün erkeler ve kadınlar dahildir. "Ademoğullarından zürriyetini aldı" ifadesi bir mecazdır, bu soya sebep olan sudur. Bu da buluğ çağına girince olur. Yani Allah bütün Ademoğullarını buluğa girene kadar varlığına şahit tutar demektir. Çocukların dört beş yaşından itibaren "Allah'ın boyu ne kadar, nerde oturuyor" gibi Allah'ı sormaya başlamaları bu yüzdendir. Bu sorular ve merak buluğa kadar sürer. Buluğa giren bir erkek ya da kız artık Allah'ın varlığına kesin şahit olmuştur. Allah bu yaşa kadar herkese varlığının delillerini gösterir. Ayet bunu anlatmaktadır. Atta ayetin açıklamasında c şıkkı bunu söylemektedir.

Suat Yıldırım bu ayetin açıklamasında bütün görüşleri yazmış. O yüzden onun mealini kullandım

Araf
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

172. Rabbinin Âdem evlatlarından, misak aldığını da düşünün: Rabbin onların bellerinden zürriyetlerini almış ve onların kendileri hakkında şahitliklerini isteyerek "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" buyurunca onlar da "Elbette!" diye ikrar etmişlerdi. Kıyamet günü "Bizim bundan haberimiz yoktu!"

173. Yahut: "Ne yapalım, daha önce babalarımız Allah'a şirk koştular, biz de onlardan sonra gelen bir nesil idik, şimdi o bâtılı başlatanların yaptıkları sebebiyle bizi imha mı edeceksin?" gibi bahaneler ileri sürmeyesiniz diye Allah bu ikrarı aldı.

Bu âyette Cenab-ı Allah, Kendisini Rab kabul ettiklerine dair insanlardan ikrar aldığını bildirmektedir. Bu ahdin zaman ve mekânı hakkında farklı anlayışlar mevcuttur. Âyet-i kerime bu esas prensibi kesin olarak ortaya koymakla beraber, işin cereyan tarzını kesin olarak bildirmediğinden anlayış farkları ortaya çıkmıştır. Şöyle ki:

a- Babasının sulbünden ayrıldığı sırada olmuştur.


b- Baba sulbünden çıkıp ana rahmine düşerek yumurtayı döllemesiyle ceninin oluşmasını müteakip ruh üflenme vaktinde (takriben dört aylık iken) olmuştur.


c- Büluğa erme çağında Allah'ın nimetlerine ve rububiyetine bizzat şahit olmaları tarzında olmuştur. Bu yorumu yapanlar âyette temsilî (sembolik) bir anlatım olduğunu düşünürler ve derler ki: Allah varlığının, birliğinin delillerini kâinata yerleştirmiştir. Kendi varlıklarına yerleştirdiği akılları da buna tanıklık etmiştir. Bunları yapmakla, insanın Rabbini ikrar etmesi için bütün şartları hazırlamasıyla âdeta onun şahitliğini almış saymıştır.


d- İnsanlığın babası Hz. Âdemin sulbünden kıyamete kadar gelecek bütün zürriyetini çıkarıp onlara: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" dedi. Onlar da: "Elbette" dediler. Ve o gün takdir kalemi, kıyamete kadar olacak şeyleri yazdı, bitirdi. Bu son izah aslında çeşitli tariklerden hadis olarak rivâyet edilmiştir. Tefsircilerin ekserisi bunu kabul ettikleri gibi, müslümanlar arasında en yaygın inanç da budur. Bütün insanların aslını teşkil eden genlerin, bütün insanların Babasının sulbüne sığabileceğini genetik biliminden öğrenmekteyiz. Allah rûhlar aleminde bu ilk ahdi almış olup, bizlerin "kalû belâ"dan beri müslüman olmamıza mani yoktur. Allah'ın kudreti böyle yapmayı dilemişse öyledir. Vallahu a'lem. [Suat Yıldırım]

174. İşte Biz böylece, âyetleri iyice açıklıyoruz, olur ki düşünürler de inkârlarından dönüş yaparlar.

Ben burada Abdülaziz Bayındırın C şıkkı üzerine yaptığı tefsirleri ele alıp onunla ilgili bir şeyler yazacağım. 3 kısa video var. 3'nu de dinlemeden baştan böyle şey olmaz deyip karar verme.

Ayette Geçen Zürriyetin Belden Alınması Ne Demek?

Hoca insanların buluğa erdiğinde Allah’ın varlığından şüphesi kalmaz diyor. Bu tesadüfi bir şey değildir. Her insanda gerçekleşen bir şey, en ateistten en dindar insana kadar herkes buluğa erdiğinde Allah’ın varlığına kaşı bir bilgi edinir. Hoca herkesin tabiatla başbaşa kaldığında kâinatı düşündüğünde içinizde Allah’ın büyüklüğünü hissedersiniz diyor, Allah bunu neden yapıyor? Ayetin devamına bakarsan cevabı görebilirsin. Eğer Allah varlığını bize hissettirmeseydi bizler bizim bundan haberimiz yoktu yahut da biz babalarımızın yoluna uyduk onlardan ne öğrendiysek ona inandık şimdi babamın bana öğrettiğinden dolayı bana ceza mı verceksin demeyelim diye Allah herkese buluğa erdiğinde varlığını doğada, kendi vücudünda, kâinatta gösterir ama daha sonradan insanlar başka tarafa yönelip Allah’ı görmezden gelmesi, insanların kendi tercihidir. Abdülaziz hoca Allah Dilediğini Saptırıp Dilediğini Doğru Yola Mı Getirir? derslerinde bunu anlatıyordu, inanmak da inanmamak da bir çabayı gerektirir. Buluğa erdiğinde Allah’tan şüphesi olmayan insanlar birkaç sene sonra evrim teorisini benimseyip varlığını rastgele ihtimallerle başlamış yine rastgele ihtimallerle mutasyonla çoğalmış bir canlılık zincirinden geldiğine inanabilir. Bu durumda kafir olur. Yanlış bilinenin aksine kafir inancı olmayan, Allah’ kabul etmeyen değil inancını örten demektir. Vikipedi’den şöyle bir açıklama aldım.

Kafir, gizlemek, saklamak anlamlarına gelen kökten gelir. Sözlük anlamıyla, tohumları toprağın altına gizlemesi sebebiyle çiftçi için de kullanılmıştır. Müslüman olmayanlara bu isim "İslam inancının getirdiği gerçekleri gizledikleri veya inkar ettikleri″ düşünülerek verilmiştir

Bu konuda biraz daha detaylı bilgi için iki kısa soru-cevap daha var, bu seferkinde çok önemli bir ayet var.

Ali İmran
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

106. O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara; “İmanınızdan sonra inkâr ettiniz, öyle mi? Öyle ise inkâr etmenize karşılık azabı tadın” denilir.

Burada Medine’de iki tefsir hocasıyla Hikmet Beşir ve Muhammed Yakup ile kâlû belâ üzerine yaptığı konuşmayı anlatıyor. Hocanın şae fiilinin gerçek manasını anlattığı kısa videoda “kafirler zaman zaman müslüman olmak ister” sözü vardı ya onu ele da alıyor. Üstteki ayete dikkat et.

Kâlû Bela - Ruhlar Alemi Var Mı?

Hocanın başta söylediği, kâfirlerin gerçeği görüp neden karşı çıktıklarını söylediği sözü aldım.

“Bütün kafirler gerçeği anlarlar ve kavrarlar fakat sonra hesaplarına gelmediği için karşı çıkarlar, yanlış olduğu için değil, kendi hayat tarzlarına uymadığı, kendi beklentilerini karşılamadığı, kendi kurguladıkları dünyaya ters düştüğü için karşı çıkarlar.”

Ayette Allah kendi varlığına insanları şahit tutuyor çünkü dünyanın neresinde, hangi ailede doğarsan doğ Allah’ı bilmen gerekir ki, bizim bundan haberimiz yoktu yahut da biz babalarımızın yoluna uyduk onlardan ne öğrendiysek ona inandık şimdi babamın bana öğrettiğinden dolayı bana ceza mı vereceksin demesinler diye. Herkes doğada, kâinatta veya kendi vücudundaki sistemlerle Allah’ın varlığını ve birliğini kendi gözlemleriyle kavrar.

Richard Dawkins’in sözlerine bir daha bakmak iyi olacak. Dawkins Allah’ın varlığına ve birliğine şahit olduğunu açıkça söylüyor.

"Doğaya Bakınca Yaratıcı Bir Gücün Varlığını Hissediyorum"

Dawkins’in bu açıklamalarından sonra Allah’ın varlığına dair delilleri gördüğünü görebiliriz ve Abdülaziz hocanın “kafirler zaman zaman mslüman olmak ister” sözünün ahirette değil dünyada Allah’ın varlığına dair delilleri gördükten sonra "O’na teslim olmak isteği" olduğunu görebilirsin. Bu herkeste olur, pek çok bilim adamının bu şekilde açıklamaları var. Bu açıklamalar özelikle bilim adamlarında çok daha belirgin bir şekilde görülür. Çünkü doğayla, evrenle uğraşmak Allah’ın delillerini görmek demektir.

Şimdi kısa bir video daha var. Dawkins’in veya herhangi bir bilim adamının doğaya, evrene baktığında nasıl oluyor da Allah’ı gördüğünün açıklaması bu. Bu açıklama ile daha iyi anlayacaksın. Burada da bu ayete dikkat et, en ateist insanların bile Allah’ı nasıl görüp kavradıklarının cevabı bu ayet.

Fussilet
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

53. Evet, Biz ileride onlara delillerimizi gerek dış dünyada, gerek kendi öz varlıklarında göstereceğiz; ta ki Kur'ân'ın, Allah tarafından gelen gerçeğin ta kendisi olduğu onlar tarafından da iyice anlaşılacak. Rabbinin her şeye şahid olması yetmez mi?

Âyetlerin gösterilmesi başlıca şu iki şekilde açıklanır: 1. Kur'ân'ın dâvetinin kısa zamanda dünyada yayılması. 2. Allah'ın insanlara yeryüzünde ve gökte, Kendi varlığına ve birliğine dair delilleri göstermesi. Kur'ân'da bildirdiği birçok hakikatin insanların yaptıkları bilimsel keşiflerle iyice anlaşılarak, Kur'ân'ın Allah katından geldiğini anlamaları.

Aynı ayetin Sadık Türkmen meali

4. Ayetlerimizi(n hakikatini zamanla) onlara, ufuklarda (dış dünyada, evrende, uzayda) ve kendi içlerinde (tıp dünyasında) göstereceğiz! Ta ki, onlara iyice belli olsun, kesinlikle onun (Kur’an’ın) hak/gerçek olduğu! Rabbin yeterli değil mi/yetmez mi; gerçekten O’nun her şeye şahit olması?!..

Kâlû Bela - Nasıl Anlamalıyız

Üstteki videodan Richard Dawkins’in neden “doğaya bakınca bir huşu ve tapınma duygusu duyuyorsunuz, bunu belli bir güce tapınma duygusuna çevirmek çok cazip” şeklinde konuşmasını anladın mı? Dawkins Allah'ın varlığına şahit olmuştur. Richard Dawkins gibi Newton, Einstein, Carl Sagan vb astronomi ve fizikle ilgilenen bütün bilim adamları bunu hissettiğini söylemiştir. Ama bu insanlar duydukları bu hisle Allah’a yönelmek yerine bilime yönelmeyi tercih ettiler “bilim herşeyi açıklıyor” diye doğaya, bilime dolayısıyla ateizme yönelmişler. Richard Dawkins’e “aslında sen ruhlar aleminde Allah’ı gördün, Allah sana soru sordu sen de cevapladın, Allah’ı rabbin kabul ettin” desek buna inanır mı? Buna hangi ateisti inandırabilirsin? Bunun yerine “Allah seni buluğa erdiğinde seni de diğer herkes gibi varlığına şahit tuttu ve sen bunu kendi vücudunda, çevrende, doğada, uzayda fark ettin ve hatta bunu itiraf ettin desek ne düşünür acaba? Bu insanlar buluğa erdiğinde Allah’ı kabul ediyor ama daha sonra üniversiteye gittiklerinde Darwin’i okumaya başlayınca imanlarının üstünü örtüyor.

Abdülaziz hoca herkes buluğa erene kadar kendisini, çevresini ve Allah’ı sorgular, buluğa erince kesin kanaate varır sözlerini Davkins’in bluğa erdiğinde Allah’ın farkında olduğunu söylediği sözlerle örtüştüğünü görebilirsin. Daha sonra 9 yaşında dininin bir tesadüf olduğunu fark etmiş, burası çok ilginç “garip ama şu anda anlayamadığım bir sebepten dolayı on üçüümde bu şüpheleri kaybettim ve kiliseye kabul edildim diyor. Dawkins on üç yaşında samimiyetle inanmış kendi itirafıdır ama on beş on altısında inancını tamamen kaybedip Oxford’a gitmiş ve Darwin’i keşfedip “herşeyin” nasıl olduğunu anlamış.

Richard Dawkins On Üç Yaşında İnanıp On Beş Yaşında Ateist Olmuş

Bunu bir iddia ile söylersem belki okuyanlarda rahatsızlık uyandırabilir ama Dawkins’in dokuz yaşında şüphelerinin olup on üç yaşında bu şüphelerin kaybolup samimiyetle inanması bir tesadüf değildir. Bunu herkes yaşıyor bu Abdülaziz hocanın anlattığı buluğa eren herkes Allah’ın varlığına ve birliğine kesin inanç sahibi olur örneğidir. Bunu Allah’ın varlığına şahit tutmaya bir örnek olarak görüyorum. Nedeni mülakatın devamında Darwinizmi kabul ettikten sonra ileriki yaşlarında yani ateistken doğaya, evrene baktığında bir yaratıcıya bağlanma hissini duyduğunu söylemesidir hatta bunu diğer bilim adamlarının da hissettiğini ve “dünyada kullandığımız eşyaların kaynağını araştırmaya çok alışığız bu yüzden yaşayan şeylerin, yıldızların, dağların, ırmakların biri tarafından tasarlandığına inanmak çok cazip” diyor. Zaten insanların doğuştan itibaren Allah’ı araması bu şekilde oluyor, gördüğümüz şeylerin sahibini merak ediyoruz. İnsanlar kendine, çevresine bakıp bunlar nereden geldi diye düşünmeye başlıyor ve Allah bu düşüncelerle varlığını insanlara çevresinde gösteriyor. Bu ayet bunun nasıl olduğunun açıklamasıdır.

Fussilet
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

53. Evet, Biz ileride onlara delillerimizi gerek dış dünyada, gerek kendi öz varlıklarında göstereceğiz; ta ki Kur'ân'ın, Allah tarafından gelen gerçeğin ta kendisi olduğu onlar tarafından da iyice anlaşılacak. Rabbinin her şeye şahid olması yetmez mi?

Âyetlerin gösterilmesi başlıca şu iki şekilde açıklanır: 1. Kur'ân'ın dâvetinin kısa zamanda dünyada yayılması. 2. Allah'ın insanlara yeryüzünde ve gökte, Kendi varlığına ve birliğine dair delilleri göstermesi. Kur'ân'da bildirdiği birçok hakikatin insanların yaptıkları bilimsel keşiflerle iyice anlaşılarak, Kur'ân'ın Allah katından geldiğini anlamaları.

Richard Dawkins ve onun gibi düşünen bilim adamları Allah’ın delillerini görmüştür ve hatta yönelme duygusunu bastırıp Allah’ın yerine bilimi koymuştur. Yukarıdaki resimleri aldığım konuşmanın beş dakikalık kısmı istersen dinleyebilirsin.

Allah Herkese Nerede Yaşarsa Yaşasın Varlığını Gösterir

Allah her kese, hangi dili konuşursa konuşsun, hangi dine mensup ailede doğarsa doğsun varlığının delillerini gösterir. Aksi taktirde hiçbir delil görmesek nasıl inanıp da Allah’a yönelebiliriz. Bununla ilgili prof Kerim Yavuz’un yazdığı daha doğrusu yaptığı araştırma demek lazım, “çocukta dini duygu ve düşüncenin gelişmesi” kitabından bazı bölümler taradım bunlardan göstereceğim. Burada göreceğin 7-12 yaşarası bütün çocukların bluğa erene kadar kendi varlığını, çevresi, dağları, nehirleri, güneşi, ayı sorgulaması, bunları kim yaptı sorusunun cevabını aradıklarını göreceksin. Abdülaziz hocanın çocuklar buluğa erene kadar Allah’la ilgili sorular sorar, buluğa erince artık süpeleri kalmaz çünkü Allah’ın varlığına hem kendisiyle hem çevreleriyle şahit olmuştur demesi boşuna değil, bu konu ile ilgili yapılmış gözlemlenmiş çalışmalar var. Dokuz yaşında çocukların çok ilginç cevapları var. “çevreme baktım, dağları, nehirleri gördüm, aya güneşe baktım bunları kimin yarattığını düşündüm” diyenler var. Bilimle dini birbirinden ayırdığın zaman Allah’ın varlığına daha kuranın gerçek olduğuna dair delilleri görrmekte zorlanırsın. Bu ayet bütün herkesin hayatında yedi yaşından itibaren bir gerçektir.

Fussilet
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

53. Evet, Biz ileride onlara delillerimizi gerek dış dünyada, gerek kendi öz varlıklarında göstereceğiz; ta ki Kur'ân'ın, Allah tarafından gelen gerçeğin ta kendisi olduğu onlar tarafından da iyice anlaşılacak. Rabbinin her şeye şahid olması yetmez mi?

Âyetlerin gösterilmesi başlıca şu iki şekilde açıklanır: 1. Kur'ân'ın dâvetinin kısa zamanda dünyada yayılması. 2. Allah'ın insanlara yeryüzünde ve gökte, Kendi varlığına ve birliğine dair delilleri göstermesi. Kur'ân'da bildirdiği birçok hakikatin insanların yaptıkları bilimsel keşiflerle iyice anlaşılarak, Kur'ân'ın Allah katından geldiğini anlamaları.

Prof. Kerim Yavuz "Çocukta Dini Duygu ve Düşüncenin Gelişmesi"

Bu kitaptan bazı bölümleri taradım. 72 sayfa taramışım. Burada bazı sayfaları işaret edeceğim aralarda kalan kısımları okuyup okumamak sana ait. Atlayarak taradığım için sayfa numarası vermeyeceğim ama taranmış resmin numarasını vereceğim, mesela IMAG0041.JPG

Bu ankette sorulan soruları ayrı taradım, klasörde Sorular_01.JPG diye başlayan resimler. Altta IMAG0037.JPG’e kadar olan sayfaları belki bu çalışma nasıl hazırlanmış, kimler seçilmiş, nereden seçilmiş diye merak edersen diye taradım. Asıl göstermek istediğim IMAG0037.JPG den sonraki sayfalarda.

IMAG0037.JPG – Anketteki 1.soru, Allah’ın varlığına birliğine …. İnanır mısın? Bu nasıl oluyor açıklar mısın?

IMAG0049.JPG – Çocukların ilgisini çeken konuları toplamış, çocuklar “Allah neden hayvanları, bitkileri yarattı, neden hayvanlar yarısı dişi yarısı erkek” vb sorular soruyor bu sorular Allah’ı arama sürecidir.

IMAG0062.JPG – Anketteki 16. Soru.

IMAG0065.JPG - Anketteki 15. Soru, Allah’ı sana söylemeselerdi yine de O’nu arar mıydın?

IMAG0068.JPG - Anketteki 15. Sorunun cevabı var.

IMAG0080.JPG – “Tanrı tasavvuru ve çağrışım” başlıklı çocukların arayışları hakkında bilgi veriyor.

IMAG0093.JPG - Anketteki 15. Soru, Allah’ı sana söylemeselerdi yine de O’nu arar mıydın sorusunun cevabını tekrar değerlendirmiş.

Bunu mutlaka okumalısın. Tabiat olayları ve Allah’ın nasıl varlığına şahit tutuğunun ispatıdır. IMAG00101.JPG – Tabiat olaylarının etkisi sorulmuş anketteki 18. Soru.

Belirttiğim sayfalardan itibaren ne kadar okuyacağın sana kalmış.

Kerim Yavuz - Çocuğun dini ve duygusal gelişimi

Turan dursun sitesinin hazırladığı bir video yabancı çocuklara Allah’a inanıyor musun diye sormuşlar. Eğer kâlû belâ derslerini dinlediysen, Kerim Yavuzun kitabından taradığım bölümleri okuduysan yabancı ailelerde doğmuş bu çocukların nasıl Allah'a inandığını biliyorsun demektir. Allah herkese varlığına şahit tutuyor. Turan Dursun sitesini yönetenler bunun farkında olmasa da iyi bir şey yaptıklarını düşünseler de aslında her çocuğun Allah'a şahit oluşunun belgesini yayınlıyorlar farkında değiller.

Allah dünyada herkese çocukluktan itibaren varlığının delillerini gösterir. Çocukların olumsuz cevap vermesi sorularına yeterince cevap alamamış olması olabilir. Çocukluktan itibaren çevresini sorgulayan insanların sorularına cevap alamaması insanları ileriki yaşlarda Allah’tan uzak yaşamasına sebep olabilir. Bu sitede eğer okuduysan dünyada hayatın evrim teorisinin iddia ettiği gibi tesadüfle başlama ihtimalinin pek çok kez “sıfır ihtimal” olduğunu gördün. Bunun tam tersi Allah’ın herkese kendisine karşı şahit tuttuğunu da gördün. Kerim yavuz’un kitabına baktıysan Abdülaziz hocanın anlattığı Allah’ın varlığına bu dünyada bluğa erince şahit olma olayının 7-12 yaş çocuklarının verdiği cevaplarda açıkça görmüşsündür. Zaten bu çalışmanın yapılması da Herkesin 7 yaşından itibaren çevresini sorgulayıp gördüklerinin sahibini aradığını göstermek.

Richard Dawkins Yaratılışı red edip “dünyadaki canlı cansız nesnelerin nasıl olduğunun daha iyi bir açıklaması olması bir yaratıcıya inanmaktan bizi kurtarıyor” diyor. Daha iyi dediği açıklama “doğal olarak kendi kendine oldu” Özellikle Caner Taslaman’ın bu yazısını okuduysan bu sözün havada kaldığını fark edersin. 4. bölümdeki Sol elli amino asit ihtimalini okumadıysan okumanı tavsiye ederim. Caner Taslaman_TASARIM_KURAN_DELILI.pdf

Ruhlar Alemini Hatırlayan Var Mı?

Şimdi düşünürsek şu an ruhlar alemini hatırlayan var mı? Hatırlasak Allah’ı hatırlarız. Hiç kimse kafir olamaz. Hatırlasak, şahitlik ettiğimiz Allah’ı inkar edebilir miyiz? Hatırlamadığımıza göre Allah hatırlamadığımız bir olaydan ötürü neden bizi sorumlu tutsun? O zaman Abdülaziz hocanın ayeti yorumlaması daha doğru demektir. Buluğa erdiğinde Allah’ın varlığına kendi kendine şahit olmak, çevremizde gördüğümüz herşeyin kaynağını aramak, “bütün bunları kim yaptı” sorusunu sormak, bunun cevabı insanı mümin ya da kafir yapıyor. Sorduğun soruların cevabını evrim teorisinde zannedenler kafirlik yoluna giriyor. Diyorlar ki "gördüğünüz herşey, bütün canlılar bir hücreden evrimleşerek oluştu." Buna inanmakta zorlanan insanlar "olur mu canım öyle şey, bu kadar şey kendi kendine, tesadüfen olamaz" dediğin zaman diğer kapı açılıyor, Allah’ın kapısı. "Bunları bir yaratan olmalı" dediğin zaman Allah’ın yoluna girmiş oluyorsun. İşte o zaman Allah’ın “Rab” olduğuna şahitlik etmiş oluyorsun. Ayrıca şöyle bir durum var bir insan düşün buluğa ermiş çevresini anlamaya çalışıyor, nereden geldiğini düşünüyor, "biz kimiz" diyor, Abdülaziz hoca ayette bu insanın farkında olsun olmasın kendi kendine Allah’ın varlığına şahit olduğunu söylüyor. Ne zaman daha fazla büyüyor, çeşitli açıklamalarla karşılaşıyor, o zaman başka bir tercih yapma aşamasına geliyor. Karşısında evrim ve yaratılış konusunu bulan bir kişi artık kendisi karar veriyor, şahitliğini gizleme aşaması burada başlıyor. Evrimi tercih eden insan gözünde perde ile kalacak demektir. Ona Ali İmran'da ki soru sorulacak “İmanınızdan sonra inkâr ettiniz, öyle mi?”

Bu ayeti unutma.

Ali İmran
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

106. O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara; “İmanınızdan sonra inkâr ettiniz, öyle mi? Öyle ise inkâr etmenize karşılık azabı tadın” denilir.

Süleymaniye vakfının sitesinden kafir ne demek yazısını aldım, Kafir Kimdir - Süleymaniye Vakfı

Allah'ı Görebilir Miyiz? Allah Nasıl Kavranır?

Allah bizleri yaratmış olduğunu gerek kendimizde gerek dünyada gerekse evrendeki sistemle kendisine şahit tutuyor, peki bu yaşadığımız gezegende Allah’ı görmek mümkün olur muydu? Bu konuda küçük bir açıklama paylaşayım. Bu eğer okumaya devam edersen “kader” ile ilgili derslerin olduğu bölümde ki bir dersten aldım. Kuranda herşeyin ezelde yazılı olduğu bilgisinin aksine farklı bir kader ve Allah’ın bilgisi var. Allah’ı neden göremediğimizin açıklamasıdır bu. Alttaki resimle Abdülaziz hocanın açıklamasını karşılaştırınca birilerinin bu resimleri hazırlayanları uyarması gerekir, yanlış taraftalar ama doğru olduklarını düşünüyorlar.

Aklına geldiği gibi bu yazıları yazmak kolay, peki buna deliliniz ne? Hiç, ancak öyle olduğunu zannediyorlar.

“Delil yok, nasıl inanacağız” diyenler için sonradan müslüman olanları örnek vereceğim. Bununla ilgili “sonradan müslüman olanlar” bölümünde daha fazla bilgi bulabilirsin. İnsanlar mesela 30 yaşından sonra neden müslüman oluyor? Bir şey görüyor olmalı ki kendileriyle yapılan pekçok röportajda bunları anlattıklarını görebilirsin, bir şeyleri görmeden müslüman olamazsın. Ben mesela yirmi dört yaşından sonradan müslümanlığı benimsedim. Allah'ı hiç bir zaman red etmedim. İbadetlerin, emir ve yasakların uygulanması taraftarı değildim çünkü ne din hakkında ne Allah hakkında bilgim yoktu. Bu dini kabul ederken kura çekmedim. Birseyleri gördüm bundan sonra gördükkerimi ve basiret sahipleri için görülecek şeyleri yazacağım.

Allah herkese buluğa erdiğinde varlığına şahit tutuyor, insanlar zamanla bu inançlarını örtmezse yaşadığımız dünyaya bakarak Allah’ın var olduğunu anlayabilir. Buna ilave kuran bize Allah’ı tanıyabileceğimiz kavrayabileceğimiz ayetler geldiğini söylüyor. Burada ayet dendiği zaman bunlar ille de kuranın içinde ki ayetler değildir, Allah’ın insan vücudunda da ve doğada da birçok ayetleri bulunuyor. Burada söylenen şey basiret sahipleri doğada ve kendi vücudundaki ayetleri incelerse burada tesadüften öte bir düzen, göreceğidir. Hiç birimiz Allah’ı göremeyiz ama Allah Kendisini kavrayabilmemiz için bu düzen içerisine ayetler yerleştirmiş. Yukarıda geçen Rabbinizden basiretler (anlama ve kavrama araçları) gelmiştir ifadesiyle doğada gördüğümüz kanunların aslında Sahibini kavrama araçları olduğunu düşünmek yanlış olmayacaktır. Newton yerçekimi kanunu keşfettiğinde bunun düşünen insanları yaratıcıya inanmaya ikna edeceğini umduğunu yazması tesadüf değil çünkü Allah bu kanunların basiret sahipleri için anlama ve kavrama araçları olduğunu söylüyor. Bu kanunları araştıran okuyan herkes bir düzen olduğunu fark edecektir. İsac Newton evrimin olamayacağına dolayısıyla ateizmin saçmalık olduğunu ifade eden bir yazısı var.

Newton'un ateizm hakkında görüşleri

Newton bir yaratıcı olacağına nasıl kanaat getirmiş olabilir dersin? Newton bu evrende geçerli olan sistemlerin bazılarını, en meşhuru çekim kuvvetini, matematik denklemleriyle kağıda dökmüş birisi. Basiret sahipleri Allah’tan gelmiş bulunan anlama ve kavrama araçlarını görüyorlar, bunların tesadüfle falan izah edilemeyecek kadar hassas dengeleri olduğunu görünce Allah konusunda şüpheleri kalmıyor. Bu sistemleri herkes görüyor ama iş bunu farkettikten sonra başlıyor. Bu düzeni, bu kanunları tesadüfî oluşumlar olarak mı adlandıracaksın yoksa bir Düzenleyici olması gerekiyor mu diyeceksin. Bu insanın özgür iradesiyle yaptığı bir tercihtir. Ayetin diğer ifade ettiği gerçek artık kim görürse, yararı kendisinedir. Kim de (gerçeği görmekten kaçınırsa) körelirse kendi aleyhinedir diyor. Burada seçimleri kendimiz yapıyoruz. Allah bizim neye inanıp inanmayacağımızı önceden yazmış değil. Varlığına inanacağımız sistemleri delilleri göstermiş ve insanları özgür iradeleriyle seçim yapmaları için serbest bırakmış. Nobel ödüllü fizik profesörü de olsan kırsal kesimde yaşayan okuma yazma bilmeyen biri de olsan herkes Allah’ı yarattıklarıyla görebilir. Seçim bize aittir. Kimisi evreni yerçekiminin kendisi var etti diye bir sonuca varır kimi de bu kadar tesadüf olmaz bir Yaratan olmalı der çünkü herkse özgür iradeleriyle serbest bırakılmış. Tabi unutmamak gerekir ki inanmak da diğer tüm şeyler gibi bir gayret gerektiriyor. O yüzden giriş bölümünde okumanın çok önemli olduğuna vurgu yaptım ama gel gör ki genelde insanlar islamın doğrularını anlatanları dinlemeden, okumadan tartışma azminde, yanlışları ortaya çıkanları dinlemeyelim, okumayalım ama durmadan doğru zannettiğimiz fikirleri birbirimize anlatalım.

Basiret Sahipleri İçin Allah'ı Fark Edebilecekleri Ayetler

Allah basiret sahipleri için anlama ve kavrama araçları olduğundan bahsediyor. Bunlar bizden çok uzak şeyler değil hatta her gün önünden geçtiğimiz, kanıksadığımız, zamanla artık düşünmez olduğumuz şeyler. Ayetlere bakarsak bu anlama ve kavrama araçlarını da görürüz. Bu gibi ayetleri okuyunca ne düşüneceksin, evrim mi diyeceksin, yoksa zihninde Allah’ın yarattığına dair bir düşünce oluşacak mı?

Ankebut
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

44. Allah gökleri ve yeryüzünü, gerçek ile/herşeyi yerli yerince düzenleyerek yaratmıştır. Şüphesiz bunda gerçeklere inananlar için bir işâret vardır.

45. HİÇ ŞÜPHESİZ, tohumu ve çekirdeği yarıp çıkaran Allah’tır. Cansızdan canlıyı, canlıdan da cansızı oluşturur. İşte Allah budur! O halde nasıl çevriliyorsunuz?

96. O, karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkarandır. Geceyi bir dinlenme zamanı kılmıştır. Güneş’i ve Ay’ı bir zaman ölçüsü kıldı. İşte bu; üstün olan, bilen Allah’ın ölçüsüdür/takdiridir.

97. Sizin için yıldızları, karada ve denizde geceleri onlarla yolu bulmanız için var etmiştir. Gerçekten Biz ayetleri, bilen bir toplum için geniş geniş açıkladık.

Rabbinizden basiretler (anlama ve kavrama araçları) gelmiştir ayetinde geçtiği üzere üstteki ayeti biraz düşün, yıldızları yön bulmak için var ettiğini söylüyor. Vikipedia’dan pusulanın tarihçesiyle ilgili bir paragraf aldım.

İlk pusulalar mıknatıs taşı kullanarak üretilmiştir. İlk olarak denizciler; küçük bir parça mıknatıs taşını bir çöp üzerine koyup suya bıraktıklarında, çöpün Dünya'nın manyetik alan çizgileriyle aynı hizaya gelip, bir ucunun Kutup Yıldızı'nı gösterdiğini keşfettiler.[1] Bu keşfi hemen bir ikincisi takip etti. Mıknatıs taşına uzun süre temas ettirilen demir veya çelik bir iğne de kuzey-güney istikametinde hizaya geliyordu.[1]

Pusula 12. yüzyılda muhtemelen Çinli ve Avrupalı denizciler tarafından ayrı ayrı keşfedilmiştir.[1] Bir başka teoriye göre ise önce Çinliler tarafından keşfedilip, Araplar vasıtasıyla Avrupa medeniyetine ulaşmıştır.[kaynak belirtilmeli]Fransa'da pusuladan ilk olarak 1200'de söz edilmeye başlandı. Bunu, 1207'de İngiltere ve 1213'te İzlanda izledi. O zamanlar pusulanın ilkel bir yapısı vardı. İlk önemli gelişmeyi gerçekleştiren Pierre de Maricourt oldu (1269). İğneyi bir mile geçirdikten sonra, bunu bir yanı saydam ve derecelenmiş bir kutunun içine yerleştirdi.

İlk paragrafa bakarsan dünyanın manyetik alanı ve pusulanın kutup yıldızını göstermesi için ne düşüneceksin? Kutup yıldızı dünyanın ekseniyle hemen hemen aynı doğrultudaymış dolayısıyla diğer gök cisimleri gibi gün içinde yer değiştirmezmiş hep kuzeyi gösterirmiş. Diğer takım yıldızları yerlerini düşününce bunu rastgele dağılmış yıldız grupları mı diyeceksin yoksa bir sistem olmalı mı diyeceksin? Tabi bunun için kitaplar okumak gerekiyor ki yaşadığımız bu evrenin rastgele bir düzen olmadığını görebilesin. Şimdi kuzeyde gün içinde yeri değişmeyen bir yıldızın orada olması ve dünyanın manyetik alanı pusula görevi yapan her nesneyi bu yıldızı göstermesi de bir tesadüftür dediğin zaman Allah’tan gelen anlama ve kavrama araçlarını görmezden gelmiş olursun. Yukarıda ki sizin için yıldızları, karada ve denizde geceleri onlarla yolu bulmanız için var etmiştir. Gerçekten Biz ayetleri, bilen bir toplum için geniş geniş açıkladık ayetinde ki yıldızların yön bulunması için var olduğunu söyleyen ifadeyle doğada kampçıların, kaşiflerin, denizde gemilerde bunların kullanıldığını görünce biraz düşünmek gerekir. Böyle bir ayeti gören hemen sihirli bir şekilde Allah’ın varlığına inanıp yarattığı bu düzene ikna olmuyor. Bu basiret sahipleri için anlama ve kavrama araçlarından biri. Bunun gibi Allah’ın var olduğunu düşünebileceğin hem kuranda hem de bunların doğada karşılıkları olan pek çok ayet var. Önemli olan bunları okurken görmezden gelmemek. Ben bunları okurken ilk başta bunun gibi birkaç şey vardı ama zamanla okudukça araştırdıkça bunlar arttı. Bir sürü örneğim oldu. Bunları bir kaçını ele alsam tesadüfi desem kendimi kandırır gibi olmaya başladım. Çünkü hepsini beraber düşündüğüm de hepsine birden nasıl tesadüfî rastgele diyeceğim? Üstelik yukarıdaki basiret sahiplerinin Allah’ı kavraması yarattıklarını inceleyerek olur mealindeki ayeti de görmüşken zamanla öğrendiğim her yeni şey anlama ve kavrama aracı olduğuna ikna olurken bunları nasıl görmezden gelebilirm? Yukarıdaki ayetlerin devamı;

Enam
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

98. O ki, sizi bir tek nefisten/döllenmiş yumurtadan inşa etti. Sizin için bir kalış yeri ve bir de emanet olarak konuluş yeri vardır. Gerçekten Biz ayetleri; anlayan bir toplum için geniş geniş açıkladık.

99. Ve O, gökyüzünden su indirdi. Onunla herşeyin bitkisini bitirdik. Ondan da bir yeşillik çıkardık. Ondan da birbiri üzerine binmiş taneler türetiyoruz. Ve hurma ağacının tomurcuğundan sarkan salkımlar, üzüm bağları, zeytin ve nar bahçeleri çıkardık. Kimi birbirine benzer, kimi de benzer değildir. Mahsul verdiği ve olgunlaştığı zaman onların meyvesine bir bakın! Şüphesiz, bu size gösterilenlerde; inanan bir toplum için işâretler vardır.

Altı çizili cümleye dikkat edersen Allah’ın doğada ve kuranda yazanlarda bir bütünlük, örtüşme olduğunu söylediğini fark etmeye başlarsın. Bu ayetlerin üzerine Allah’a eş koşanlara, ortak yakıştıranlara Allah alttaki ayetleri gösteriyor, İnsanlara diyor ki “etrafınıza bakın gördüğünüz şeylerde akıllarınızı kullanırsanız Allah’ı kavrama araçları var ama eğer görmezden gelirseniz veya Allah’a ortaklar, eşler icad ederseniz bunu fark edemezsini, peygamber sizn bekçiniz değil, bunları zorla anlatacak, gösterecek de değil, görürseniz kendi lehinize görmezden gelirseniz kendi aleyhinize.” Bir daha oku istersen.

Enam
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

100. CİNLERİ Allah’a ortak koştular. Halbuki O, onları yaratmıştır. Bilgisizce O’na oğullar ve kızlar yakıştırdılar! O; hiçbir kusuru, eksiği olmayandır; onların nitelendirdiği şeylerden münezzehtir/yücedir!

101. GÖKLERİ ve yeryüzünü, bir örnek olmaksızın yoktan var edendir! O’nun nasıl çocuğu olabilir ki? O’nun bir eşi de yoktur. Herşeyi O yaratmıştır. O, herşeyi bilendir.

102. İşte Rabbiniz Allah budur! O’ndan başka İlâh yoktur. Herşeyin yaratıcısıdır. Öyleyse O’na kulluk edin. Ve O, herşeyin üzerine vekildir.

103. Gözler O’nu idrak edemez; halbuki O, gözleri idrak eder/görür. O latiftir, herşeyi haber alandır.

104. DOĞRUSU size, Rabbinizden basiretler (anlama ve kavrama araçları) gelmiştir! Artık kim görürse, yararı kendisinedir. Kim de (gerçeği görmekten kaçınırsa) körelirse kendi aleyhinedir. Ve: “Ben sizin bekçiniz/koruyucunuz değilim” (de).

105. İşte böylece; ayetleri çevire çevire açıklıyoruz. Sana (onlara ayetleri okurken): “Sen bunların dersini almışsın” diyorlar. Oysa Biz öğrenmek isteyen bir toplum için, herkesin anlayacağı şekilde ayrıntılı olarak açıklıyoruz! 106.Rabbinden sana vahyedilene uy (gereğini yerine getir!) O’ndan başka İlâh yoktur. Ortak koşanlardan yüz çevir!

Başka bir örnek

Rum
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

20. SİZİ topraktan yaratması da O’nun ayetlerindendir. Sonra da siz yayılan birer insan oluverdiniz!

21. Nefislerinizden/karşı cinslerinizden size, kendileriyle huzur bulmanız için eşler yaratması, aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, iyi düşünen bir toplum için işâretler vardır.

22. Göklerin ve yeryüzünün yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı oluşu da, O’nun bir alâmeti/işâretlerindendir. Şüphesiz bunda, bilenler için dersler/ayetler vardır.

23. Geceleyin uyumanız ve gündüzün O’nun lütfundan nasip aramanız da, O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, işiten bir toplum için ayetler/dersler vardır.

24. Şimşeği size korkutarak ve umut vererek göstermesi de O’nun bir işâreti/ayetlerindendir. Gökyüzünden bir su indirerek, onunla ölümünün ardından yeryüzünü diriltmesi de, O’nun alâmeti/ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, aklını kullanan bir toplum için ibretler vardır.

25. Göğün ve yerin kanunları da O’nun ayetlerindendir. Sonra sizi yerden bir tek çağırışla çağırdığı zaman, hemen çıkıverirsiniz!

26. Göklerde ve yeryüzünde kim varsa, O’nundur. Hepsi O’na boyun eğerler.

27. (Bütün hayatı) ilk olarak yaratan, sonra onu yeniden vücuda getiren (sürekli hayat veren) O’dur. Bu, O’na göre pek kolaydır. Göklerde ve yeryüzünde en yüce şan O’nundur. O üstündür, hikmet sahibi[bilim ve bilim dallarına muktedîr]dir.

28. OSİZE kendinizden bir misâl verdi: Hiç (sizin yönetiminize verilen) esirlerinizden, yarattığımız rızıklarda sizinle eşit haklara sahip olan ve kendilerinden çekindiğiniz ortaklarınız var mı? İşte Biz, aklını kullanan bir toplum için ayetleri açıklıyoruz.

29. Hayır, zulmedenler bilgisizce kendi tutkularına uydular! Allah’ın (düzelmek istemediği için) sapıklığında bıraktığını, kim doğru yola iletebilir? Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.

30. OHALDE SEN, Allah’ı birleyen olarak yüzünü dosdoğru bu dine çevir, Allah’ın fıtratına (sünnetine/tabiat kanununa), insanları ona (bir ilme) göre yarattığı o fıtrata/kanuna... Allah’ın tabiat kanununda hiçbir değişiklik olmaz! İşte, dosdoğru din budur! Fakat insanların birçoğu bilmiyor.

31. Gönülden bağlılar olarak, O’na yönelenler olun. O’na sığınarak korunun. Namazı kılın ve müşriklerden/O’na ortak koşanlardan olmayın!

Rad
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

1. Elif, Lam, Mim, Ra. İŞTE BUNLAR Kitabın âyetleridir. Sana Rabbinden indirilen gerçektir, fakat insanların birçoğu inanmıyorlar.

2. Allah gökleri, gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra Arş dahil tüm kâinata kanunlarını koyan, Güneş’i ve Ay’ı buyruğu altına alandır. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. O, her işi (hakkıyla) düzenler, yürütür; âyetleri ayrı ayrı açıklar ki, Rabbinizin huzuruna kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız.

3. O; yeri yayıp döşeyen, orada dağlar, nehirler meydana getiren, orada her türlü meyveden (erkekli-dişili) iki eş yaratandır. O geceyi gündüze bürüyor. Şüphesiz bunlarda düşünen bir kavim için deliller vardır.

4. Yeryüzünde birbirine komşu kara parçaları, üzüm bağları, ekinler; bir kökten çıkan çok gövdeliVe tek gövdeli hurma ağaçları vardır ki, hepsi aynı su ile sulanır. Ama biz ürünleri konusunda, bir kısmını bir kısmına üstün kılıyoruz. Şüphesiz bunda, aklını kullanan bir kavim için deliller vardır.

5. EĞER şaşacaksan asıl şaşılacak olan onların; “Biz toprak olunca, yeniden mi yaratılacakmışız?” demeleridir. İşte bunlar Rablerini inkâr edenlerdir. İşte onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır Ve işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

Bakara
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

164. ŞÜPHESİZ göklerin ve yerin yaratılışında; gece ile gündüzün birbirini takip edişinde, insanlara menfaat veren şeyle akıp giden gemilerde, Allah’ın gökten indirip de onunla ölü toprağı diriltip orada her türlü/her çeşit mahlukatı/canlıyı yaymasında, rüzgarları evirip çevirmesinde ve gökle yer arasında emre hazır bekleyen bulutta, akıllarını çalıştıran bir toplum için deliller vardır.

Ali imran
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

190. GÖKLERİN ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde, aklını düzgün kullananlar için elbette ibretler vardır.

Mülk
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

1. MUTLAK İKTİDAR (Kainatın imparatorluğu), kendi elinde (kudretinde) bulunan ne yücedir!O, her şeye kadirdir/gücü yetendir.

2. O ki, hanginizin daha iyi iş/amel yapacağını açığa çıkarmak (ve yaptıklarınızın karşılığını vermek) için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, çok bağışlayandır.

3. O ki,yedi kat gökleri yaratmıştır. Rahmân’ın yaratışında bir aksaklık göremezsin. Gözünü (çevrene-etrafına) çevir de bak, bir bozukluk/çatlak görüyor musun?

4. Sonra, gözünü tekrar tekrar çevir (bak); göz sana geri döner, bitkin ve ümitsiz bir halde!

İnsanların çoğu kuranı vahyolunan dönemde mevcut hayatı düzenlemeye yönelik bir kitap olduğunu düşünüyor. Kurana ilgi göstermemelerinin sebeplerinden biri büyük oranda bu. "O dönem kız çocukları gömülüyordu, kanun düzen yoktu, bu kitap o dönemde bir düzen sağlamış ama bu gün bu kitaba ihtiyaç yoktur çünkü yaşadığımız bu dönem her açısdan o dönemden çok daha iyi şartlarda" diye düşünüyorlar. Halbuki kuran o dönem olduğu gibi şimdi olduğu ve daha ileride olacağı gibi Allah’ı kavrayabilmek için yol gösteren tek kitaptır. Çünkü bu düzen değişmeyecek, ne yer çekimi kanıunu değişecek ne de mesela ortaokulda anlatılan dünyada ki suyun dolaşımı gibi sistemler değişmeyecek. Ben bu resme baktığımda bir düzen görüyorum, sen ne görüyorsun?

dünyadaki suyun döngüsü

Bundan 200 sene sonrada eğer yeryüzünde su bitmezse su böyle devir daim edecek. İnsanlar kız çocuklarının öldürüldüğü dönemde bir düzen sağlamış dediği kitap asırlardır hep aynı şeklde sesleniyormuş bize, ben bunu sonradan fark ettim. Kısaca doğaya bak, aklını kullan, biraz düşün, bir düzen var, o düzenin sahibi Benim diyen bir yaratıcı kuvvet sesleniyormuş bize. İnsanların yaptığı ise her gün gördüğümüz bu olayları görmezden gelmek ve hatta yüz çevirmek. Şu ayetlere bak;

Kaf
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

6. Üstlerindeki göğe bakmadılar mı? Onu nasıl bina ettik ve süsledik? Onun hiçbir çatlağı yok!

7. Yeryüzünü uzatıp yaymışız, ona ağır baskılar/dağlar oturtmuşuz. Orada her türden göz alıcı nice çiftler bitirmişiz!

8. (Bütün bunlar) içten yönelen, her bir kulun basireti/ileriyi düşünebilmesi ve ibret alması içindir.

Bir sonraki bölüm DOĞRUSU size, Rabbinizden basiretler (anlama ve kavrama araçları) gelmiştir! Artık kim görürse, yararı kendisinedir. Kim de (gerçeği görmekten kaçınırsa) körelirse kendi aleyhinedir. Ve: “Ben sizin bekçiniz/koruyucunuz değilim” (de) ayeti doğrultusunda kuranın insan yazması bir kitap olamayacağının en büyük delillerini göstereceğim Artık kim görürse, yararı kendisinedir. Kim de (gerçeği görmekten kaçınırsa) körelirse kendi aleyhinedir.

Allah'ın Yaratması İle İlgili Ayetler

Allah’ın yaratmasıyla ilgili ayetlere buradan bakabilirsin. Her şeyi yaratan Allah.