Kuranın uydurulmamış olduğunundelilleri, Tevrat ve incil'de Hz Muhammed'in geleceğini bildiren ayetler. Peygamberler Sadece Arap Yarım Adasına MI Gönderilmiş? Sadece dört kutsal kitap mı vardır?

☰ Menü

Allah Her Bölgeye Uyarıcı ve Müjdeci Peygamberler Göndermiştir.

Allah Dilediğini Saptırıp Dilediğini Doğru Yola Mı Getirir? bölümünde Abdülaziz hoca bir sistemden bahsetti, Allah’ın herşeyi belli bir ölçüyle yarattığını, buna göre her şeyin bir sistemi olduğunu anlattı ki buna iman da dahil, bir insan Allah’a yönelmiyorsa, varlığını tesadüflerle açıklanan teorilere değil de Allah’tan olduğu yönünde düşünüp araştırıp aramıyorsa bu insanda iman olmayacak demektir. Boş duran ya da ateizme yönelen bir insan nasıl iman sahibi olur? İnsan ateizme yöneldiğinde de hemen ateist olmaz. Önce ateistlerin kitaplarını, makalelerini, iddialarını okuması gerekir. Arapça bilmeden anlamları kaydırılmış ayetleri Türkçe meallerden okuyarak kuranda mantık hatası olduğunu, uydurma hadislerle peygamberimizin [sallallahu aleyhi ve sellem] aslında hiç olmadığı bir insan olduğunu ya da hiçbir zaman yapmadığı uygulamaları sanki yapmış gibi anlatan kitapları, makaleleri okuması gerekir ki islamın, kuranın uydurulmuş olduğuna inanabilsin. İşte buna çalışma, gayret etme deniyor ama ateizm için. Tam tersi de çalışma ama kuranın uydurulmamış bir kitap olduğunu, uydurma hadislerle hem peygamberimiz hem islamın olduğundan farklı göründüğünü araştırıp doğruları ortaya çıkarma ve Allah’a teslim olma, buna da müslümanlık deniyor. Müslüman Allah’a teslim olan demek. Sonuçta Allah her iki çalışmanın da karşılığını veriyor;

İbrahim
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

4. BİZ HER RASÛLÜ/ELÇİYİ, mutlaka kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara iyice açıklasın. Bundan sonra Allah; Sapıklıkta direnen kimseyi sapıklığında bırakır, Hidayet için çalışan kimseyi de doğru yola iletir. O güçlüdür, doğru hüküm/karar verendir.

Benim garip karşıladığım durumlardan biri de bazı insanlarda Allah’a çok kuvvetli inancı olmasına rağmen dört kitabın da uydurulduğunu düşünenlerin olması. Allah’ın varlığında en ufak bir şüphesi olmayan hatta belki bazı müslümanlardan daha fazla Allah inancı olup da kutsal kitapların senin benim gibi insanlar tarafından yazılmış olduğunu düşünenler var. Ben bu insanlara kuran hakkında doğru, ikna edici bilgi verilmediğini düşünüyorum. Ayrıca incilde peygamberimizin geleceğini bildiren ayetler olduğunu ortaya koyan insanlar var. Tek başına incilin bu ayetlerini yazsam bu ikna edici olmaz ama kurandaki ayetlerle ve yahudilerin tavırlarını beraber ele aldığımızda ortaya bir gerçek çıkıyor. Bunları yazmaya çalışacağım.

İlahî kitapları insanların yazdığını düşünenler bu durumda acaba şöyle mi düşünüyordur; Musa diye biri çıkmış Firavunun elinde işkence gören israiloğullarını kurtarmak için bir kitap yazmış, yüzyıllar sonra İsa diye biri çıkmış bakmış ki tevratta ağır hükümler var "ben bunları hafifleteyim" demiş incili yazmış, bunu yazarken de ileriye yönelik kendisinden yüzyıllar sonra biri daha kalkar da bir kitap daha yazmaya karar verirse "ben incile onun geleceğine dair birkaç ayet yazayımda o bari bizim kadar zorlanmasın, önceki kitapda kendisine dair işaretler olduğunu söylesin" demiş. Böyle mi düşünüyorlar acaba? Bu insanların Allah inancı olduğunu bir kez daha vurgulayayım, diyelim ki buna benzer bir düşünceleri var, peki Allah bu durumda ne yapıyor? İddialarına göre Kendi adına dört kitap uyduruldu, Allah bu kâinatı, dünyayı adına kitap uydursunlar diye mi yarattı? Önceki bölümlerde big bang, genişleyen evren, güneş ve ayın yörüngesi ile ilgili hem bilimsel veriler hem de ayetler örtüşüyor. Bunlar bir insanın tahmin üzere yazacağı şeyler değildir. Bir yaratılış gerçeği var. Yaratılış varsa o zaman bu dünyanın bir amacı olmalı. Boş yere insanların bazısı güzel hayat sürsün bazısı kötü hayat sürsün sonrada ölüp toprak olup gitsinler diye bu dünya yaratılmış olması çok saçma bir fikirdir. Bu dünyanın amacını peygamberler toplumlara bildirmiş. Genel olarak peygamberler uyarıcı ve müjdei olmuşlardır.

Sebe
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

28. BİZ SENİ bütün insanlar için ancak bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Ama, insanların birçoğu bilmek için araştırma yapmıyor.

Bu müjde ve uyarı nedir diye sorarsan.

Yasin
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

51. SUR’A üflenmiştir; bir de bakarsın ki onlar kabirlerinden kalkmış, Rablerine doğru dalga dalga süzülüp koşuyorlar.

52. Dediler ki: “Yazıklar olsun bize! Yattığımız yerden bizi kim diriltip kaldırdı? Rahmân’ın vadettiği şey işte budur! Demek ki elçiler gerçekten doğru söylemişler.”

53. Yalnızca tek bir çığlık olur; artık onların hepsi huzurumuzda hazır bulunurlar.

54. Artık bugün hiç kimseye hiçbir şekilde zulmedilmez. Siz ancak yapmış olduğunuz şeylerin karşılığını bulursunuz.

55. ŞÜPHESİZ bugün cennet halkı, mutluluk dolu bir meşguliyet içindedirler.

56. Kendileri ve eşleri gölgeliklerde tahtlara kurulmuşlardır.

57. Meyveler ve istedikleri herşey vardır.

58. Çok merhametli Rabden de söz olarak ’selâm’ vardır.

59. “EY SUÇLULAR bugün siz şöyle ayrılın!”

60. "Ey Âdemoğulları! Ben sizi şeytana tapmayın/kul olmayın, o size apaçık bir düşmandır” diye uyarmadım mı?

61. “Bana kul olun, dosdoğru yol budur” demedim mi?

62. Ant olsun o, sizden bir çok kuşakları yoldan çıkardı. Neden aklınızı kullanmıyorsunuz?

63. O vadolunduğunuz cehennem işte budur!

Peygamberler Sadece Arap Yarım Adasına Mı Gönderilmiş?

Burada bir soruya açıklık getirmek istiyorum, "Allah neden sadece Arap yarım adasına peygamber göndermiş" "neden dört tane kitap var" diye soranlar oluyor. Allah bütün toplumlara peygamber göndermiştir aksi halde haksızlık etmiş olurdu. Peygamberlerin gönderilmesiyle ilgili ayetlere bakmak istersen peygamberlerin gönderilmesi dosyasına bakabilirsin.

Buda Peygamber Mi? - Peygamberler ve İlahi Kitaplar Hep Aynı Coğrafyaya Mı Gelmiş

Hint kaynaklarında vedalarda Hz Muhammed'e dair yani gelecek son peygamber olduğuna dair bilgidir bu. Bununla ilgili bir makale var, bunun dopru olduğunu iddia edemem ama birileri bukitaplar üzerinde araştırma yapmış, okumak istersen burada. Hindu kutsal metinlerde Hz Muhammed

Peygamberler Adedince Kitap İndirilmiştir - Enam 83-89 Ayetler

İlahî kitapların insanlar tarafından uydurulmuş olduğunu düşünüyorsan Elmalı’lının tefsirinden kısa bir bölüm ve incilde geçen Peygamberimize işaret eden ayetleri değerlendiren iki makale paylaşacağım. Belki bu bilgileri daha önce görmemişsindir, eksik bilgi yüzünden İlah’i kitapları insanların yazdığını düşünüyorsundur.

Yahudiler Gelecek Peygamberi Hz Yakup'un Soyundan Bekliyordu

Yahudiler son bir peygamber geleceğini çok iyi biliyordu. Bu kitaplarında yazıyordu ama kendi soylarından yani hz Yakup’un soyundan bekliyorlardı ama Allah Hz İsmail’in soyundan hz Muhammed’i seçti. Peygamber kendi soylarından gelmediği için kabul etmediler. Burada Arapları beğenmeme, kıskançlık vb konularda söz konusudur. Yahudilerin asıl maksatları Hz Yakup’un soyundan gelecek olan peygamberle Araplara üstünlük kurmaktı ama kitaplarında yazan bekledikleri peygamber beğenmedikleri Araplardan gelmiş oldu. Halbuki aynı soydur Hz Yakub'un babası Hz İshak'tır. Hz İsmail ile Hz İshak kardeştir ve ikisi Hz İbrahim'in oğludur. Yani bekledikleri peygamber Hz Yakup'un amcasının soyundan gelmiş ama kitaplarında yazan peygamber küçük gördükleri, beğenmedikleri Araplardan çıkınca kabul etmediler, Bu peygamberi kabul etmemek için ayetleri gizleme gayreti gösterdiler. Bunlar gizli bilgiler değil, ben çok gizli kitapları arayıp bulmadım, çok özel kütüphanelere de gitmedim, herkesin ulaşabileceği kitaplarda bunlar yazıyor. Siyer tarihini okumak isteyen, araştıran bunları görebilir. Durum böyleyken Allah yahudilere şöyle demiş.

Bakara
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

87. ANDOLSUN, Musa’ya Kitabı verdik. Ondan sonra birbiri ardınca peygamberler gönderdik.Meryem oğlu İsa’ya mucizeler verdik. Onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Sizin atalarınıza her ne zaman bir peygamber, hoşlarına gitmeyen bir şey getirdiğinde, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp, bir kısmını da öldürmediler mi?

88. Ama onlar (atalarınız): “Kalplerimiz muhafazalı” dediler. Hayır, öyle değil! Allah onları zulümleri sebebiyle lânetledi (azarladı, kovdu). Onlardan pek azı iman etti.

89. Ve ne zaman kendilerine, yanlarındakini tasdik eden bir kitap gelince onu inkâr ettiler. Oysa daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkârcılara (Arap müşriklerine) karşı, fetih için yardım istiyorlardı. Nihayet, tanıyıp bildikleri (bu peygamber), kendilerine gelince onu inkâr ettiler. Allah’ın lâneti inkârcıların üzerine olsun!

90. Kendilerini ne kötü bir şey karşılığında sattılar! Allah’ın indirdiğini inkâr ederek… Allah’ın indirdiğini çekemediler/kıskandılar; O’nun lütfundan dilediği (rasûl seçtiği) kullarına!.. Bu yüzden gazap üstüne gazaba uğradılar. İnkâr edenlere alçaltıcı bir azap da vardır.

91. Onlara; “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) iman edin” denilince; “Biz sadece bize (daha önce) indirilene inanırız” deyip, ondan sonra geleni (Kur’an’ı) inkâr ettiler. Halbuki o, ellerinde bulunanı tasdik eden hak bir kitaptır. (Onlara) de ki: “Eğer (madem atalarınız) inanan kimselerdi; daha önce niçin Allah’ın peygamberlerini öldürüyorlardı?”

Yahudilerin vahiy getiren melek Cebrail'e bir düşmalıkları varmış. Daha fazla bilgi için buraya bakabilirsin. Elmalı’lı_Yahudilerin_Cebraile_Düşmanlıklarının_Tefsiri

Bakara 88-89-90 Ayetlerin Elmalıl'lı Hamdi Yazır'ın Açıklaması

Bakara suresinden okuduğun ayetlerden 88, 89 ve 90. ayetlerin Elmalı’lının tefsirinden bir bölüm alacağım, yahudilerin bekledikleri peygamberi neden kabul etmediklerini tefsir etmiş.

88- Hasılı bunlar bizim kalblerimiz kılıflı, yani kaşerlidir, kabukludur dediler. Bununla Hz. Muhammed'in davetine ve Kur'ân'ın irşadlarına karşı kalplerinin kapalı olduğunu ve bunları dinlemeğe, anlamağa yanaşmak niyetinde olmadıklarını alay ve küçümseme ile söylemek ve ilâhî hidayete ihtiyaçları olmadığını iddia etmek suretiyle akıllarınca iftihar etmek istediler. Hayır, işin aslı öyle değil, belki küfürleri sebebiyle Allah onları lanetledi, rahmetinden uzaklaştırdı, "Allah onların kalplerini ve işitmelerini mühürlemiştir, gözlerine de perde çekilmiştir. Onlar için büyük bir azap vardır." (Bakara, 2/7) âyetinin hükmü tecelli eyledi. Onun için bunlar az, pek az iman ederler. Yukarıda "Ey İsrailoğulları! Size ihsan etmiş olduğum nimetimi hatırlayın, iyi düşünün ve benim ahdimi yerine getirin ki, ben de size verdiğim sözü yerine getireyim." (Bakara, 2/40) âyet-i celîlesiyle yapılan o büyük ve latif davetler ve onu takip eden yüksek uyarılar karşısında bunların en nihayet "Kalplerimiz kılıflıdır." diye inat etmeleri ve büyüklük taslayıp iftihar edecek bir sebepten değil, sırf mel'unluklarından ileri gelmektedir.

89- Nasıl lanetlenmesinler ki, Ne zaman ki, onlara Allah tarafından yeni ve büyük bir kitap, yanlarında bulunan ve "sizi ahir zaman nebîsi kurtaracaktır" diye müjde veren Tevrat'ı inkâr etmeyip "O da Allah kitabıdır, verdiği haberler gerçektir." deyip doğrulayan bir kitap, yani Kur'ân geldi. Daha önceleri ise onlar küfür ehline, yani müşrik Araplar'a karşı bunun geleceğinden söz açıyorlar ve bu sayede onlara üstünlük sağlayacaklarına inanıyorlardı. "Allah'ımız Tevrat'ta özelliklerini yazılı bulduğumuz ahir zaman nebîsi hürmetine bize yardım et!" diye dua ve istimdat ediyorlar ve müşriklere "Bizim söylediğimizi tasdik ederek ortaya çıkacak olan bir peygamberin gelme zamanı yaklaştı, gölgesi üstümüzde dolaşıyor. Biz onunla bir olup sizi Âd ve İrem gibi katledeceğiz." diyorlardı.

İbnü Abbas, Katade, Süddî demişlerdir ki, Peygamber Efendimiz'in gelmesinden önce Beni Kurayza ve Beni Nadir yahudileri, Evs ve Hazreç kabilelerine karşı onunla fetih isterlerdi. Bu âyet bunlar hakkında nazil olmuştur.

Ne zaman ki, Kur'ân-ı Azîmüşşan onlara böyle bir halde geldi; o tanıdıkları kendilerine gelince bunlar onu inkâr ettiler, tanımaz oldular. Allah'ın laneti kâfirleredir. Bunun için bunlar mel'ûn oldular.

90- Bunların kendilerini uğruna sattıkları şey ne kadar fena, ne kadar çirkindir! ki Allah'ın indirdiği mübarek kitaba ve Hz. Muhammed'in risaletine küfretmeleri, hem de pek alçak, pek rezilane bir sebeple küfretmeleridir. Bilir misiniz onlar buna niçin küfrettiler? Allah'ın kullarından dilediği bir kuluna, sırf lütuf ve kereminden ihsan olarak, peyderpey nimet indirmesine, onu ahir zaman nebisi yapmasına karşı bağyen, yani o peygamberliğin doğrudan doğruya kendilerine indirilmesini istediklerinden, bu peygamber bizden, bizim ırkımızdan değil diye bencillik ve kıskançlık sebebiyle inkâr ettiler. Daha önceleri "O peygamber gelecektir, gelmek üzeredir... Biz onunla fetihler yapacağız." deyip dururken, o gelince her şeyi unutup insanlıktan çıktılar. "O söylediklerimiz yalanmış." dediler, kendilerini böyle bir küfre sattılar, sattılar da daha önce mahkum oldukları gazaptan kurtulup halas olacakları bir sırada, döndüler, dolaştılar yeni bir gazaba müstahak oldular. Vaktiyle kendilerini Firavun'un kötü baskılarından kurtaran ve bu suretle büyük bir imtihana çeken Cenab-ı Allah, kendilerini âlemlere üstün kılmışken onlar bu faziletleri kendilerine kazandıran peygamberleri, önce inkâr edip, sonra da öldüre öldüre en nihayet imtihanın sonucunda Allah'ın gazabına uğramışlar, nimetleri gitmiş, vatanları ve devletleri mahvolmuş, kendileri şu veya bu milletin hükmü altında yaşamak zorunda kalmış, zillet ve meskenete düşmüş, nihayet ellerindeki kitabın hükmünce son bir ümitleri kalmış idi. O da Hz. Musa'ya benzeyen ve onları daha önce olduğu gibi gazaptan, bu zillet ve meskenetten kurtaracak olan ahir zaman nebisine iman edip, uymaları idi. Bu ümitle yaşarken ve müşriklere karşı onunla iftihar edip, o sayede üstün geleceklerine inanırlarken, tam o peygamberin gelip, aradıklarını buldukları ve yanlarındaki kitabın (Tevrat'ın) hükmü olan bu ümitlerini gerçekleştirmek için Kur'ân-ı Azîmüşşan, kendilerini "Siz verdiğiniz ahdinizi yerine getirin, Ben de size olan ahdimi yerine getireyim." (Bakara, 2/40) ve "Yanınızdaki kitabı doğrulayan bir kitap olarak indirdiğim Kur'ân'a iman edin." (Bakara, 2/41) diye ilâhî emrine davet ettiği sırada sırf kıskançlık yüzünden sözlerinden döndüler. "Vakti geldi." dedikleri peygamberi, "Hayır beklediğimiz bu değilmiş, daha onun vakti gelmemiş, bu bizden değil, Araptandır." diyerek inkâr ettiler. Tıpkı İblis'in Hz. Âdem'e karşı yaptığı gibi, kibirlenip baş kaldırdılar. Allah'ın emirlerine ve davetlerine "kalblerimiz kabuk bağlamış" dediler ve bu inkârı yaparken kendi sözlerini ve ellerindeki kitabın o yegâne ümidi veren hükmünü de geçersiz kılıp yalan saymak suretiyle kendi kendilerini rezil ve rüsvay eylediler. Hasılı bu bezirgânlar kendilerini bu kadar fena bir küfre sattılar ve bundan dolayı eski gazap üzerine tekrar bir gazaba daha layık ve müstahak oldular. Gerçek şu ki, kâfirlerin hakkı da mühîn, yani ihanet edici, hakarete uğratıcı, zelîl edici bir azaptır. Bunlar öyle kâfirlerdir ki, Allah'a, peygambere, hatta kendilerine bile sözle veya fiil ve davranışla küfrederler de bununla beraber üstelik yalan yere imandan dem vururlar.

Yahudilerin hatası kitaplarında yazan gelecek peygamberi kendi soylarından geleceğine inanmaları ama Allah dilediği kulu kendisine elçi seçeceğini bildirmiş.

Şura
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

13. O; dinden Nuh’a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya önerdiğimiz yolu sizin için de yol kıldı/uygun gördü. Şöyle ki: ‘Dini dosdoğru uygulayarak, ayakta tutun. Onun hakkında bölünüp fırkalara ayrılmayın.’ Ancak, onları çağırdığın konu, müşriklere/ortak koşanlara çok ağır gelmiştir! Allah dilediği kimseyi kendisine (elçi) seçer ve kendisine içten yönelen kimseyi de doğru yola iletir.

İncil'de Hz Muhammed

İncilde geçen peygamberimize işaret olduğu bilinen ayetlerin ele alındığı bir makalem var.

Bugünkü_Tevrat_ve_İncil'den_Gelecek_Peygambere_işaretler

Bu da Abdülaziz hocanın doçentken yazdığı “peygamber ve kitap inancı” makalesi.

Peygamber_ve_Kitap_İnancı_Süleymaniye_Vakfı

Bu kadar şeyi insanlar zorlayarak bir araya getiremez. Aslında insanların Allah’a inanmada pek sorunları yoktur, sorun peygamberlere inanmaktadır. Peygamberler “ben Allah’ın elçisiyim bana şunlar şunlar vahyolunuyor, bunlara uyun” dediğinde insanlar “ben senin peygamber olduğunu nereden bileceğim” demiş, bu gün de “kitapların gerçekten peygamberin yazmadığına nasıl emin olacağım” diyorlar. Kuranı dikkatli okusalar ya da Süleymaniye Vakfı gibi kurumların yaptıkları çalışmalara dikkat etseler kendi kendilerine ikna olacaklar ama duymamak, görmemek için gayret gösteriyorlar. Birileri dikkat çekici bir konuşma yapmaya başladığında arkalarını dönüp gidiyorlar. Bunlar kafirlerin, inkar edenlerin tavırları ve kuran baştan sona bu tavırdaki insanları anlatıyor. Şu ayetlere bak,

Neml
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

80. Muhakkak ki sen ölülere duyuramazsın. Çağrıyı sağırlara da duyuramazsın, arkalarını dönmüş giderlerken!

81. Sen körleri (gerçekleri görmek istemeyenleri) sapkınlıklarından çevirip zorla doğru yola getiremezsin. Sen ancak ayetlerimize inanan kimselere duyurabilirsin. İşte onlar teslim olanlardır.

Buna benzer ayetleri ve insanların tavırlarını “İnanmayan insanların kapleri gözleri kulakları mühürlü müdür” bölümünde ele alacağım. Şimdi kuranın uydurulmuş olmadığının delillerini göstermem gerek.

Peygamber Okuyan Yazan Biri Olsaydı Herkes Şüpelenirdi

Yani anlayacağın her toplum kendisine gelen peygamberi kabul etmekte, inanmakta zorlanmış, çoğusu kabul etmemiş. Ben bugün bizlerin kuranın Allah kelamı olduğunu anlamak için daha şanslı olduğumuzu düşünüyorum. 20. yüzyılda bilim adına epey gelişmeler oldu. Artık ayetlerin bildirdiklerini bilimsel anlamda doğru olduğunu kanıtlama imkanı var. Bu bölümde bu kanıtlardan örnekler vereceğim. Bu örneklere geçmeden bu ayetleri okumanı istiyorum. Peygamberimizin okuma yazma bilmediğine vurgu yapıyor.

Ankebut
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

48. Sen bundan önce herhangi bir kitap okuyan/okuyor değildin ve onu sağ elinle de yazmıyordun! Öyle olsaydı yalana/bâtıla uyanlar kuşkulanabilirlerdi!

49. Aksine bu bilim adamlarının duygusal zekâlarında, gerçek olduğu anlaşılan apaçık ayetlerdir! Zalimlerden başkası ayetlerimizi inkârla reddetmez!

50. Dediler ki: “O’na Rabbinden mucizeler indirilmeli değil miydi?” De ki: “O mucizelerin gösterilmesi ancak Allah’ın izniyledir. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.”

51. Hayret! Kendilerine okunan Kitabı sana indirmemiz, onlara (mucize olarak) yetmedi mi? Şüphesiz ki bunda (Kur’an’da); gerçeklere inanan bir toplum için elbette bir rahmet ve bir öğüt vardır.

Eğer peygamberimizin okuma yazması olsaydı “bu kitabı sen kendin yazıyorsun” derlerdi. O dönem bütün Mekke bunu biliyordu, zaten okuma yazması olmadığı için, “bu şairane sözleri nereden buluyor” diye düşündüklerinde, peygamberimize mecnun yani cinlenmiş, sihirbaz, kahin gibi yakıştırmalar yapmışlar.

Tur
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

29. ÖYLEYSE, sen öğüt ver! Çünkü sen Rabbinin nimeti (vahiy/Kur’an) sayesinde, ne bir kâhinsin, ne de bir mecnun!

30. Yoksa: “O, felâket zamanını gözlediğimiz bir şairdir” mi diyorlar?

31. De ki: “Gözleyin... Şüphesiz ben de sizinle birlikte gözleyenlerdenim.”

32. Yoksa bunu, akılları mı emrediyor? Veyahutta onlar azgın bir kavim midirler?

33. Yoksa “Onu uydurdu” mu diyorlar? Hayır, onlar inanmıyorlar.

34. Eğer iddialarında doğru iseler, haydi onun benzeri bir söz/söylem üretsinler/getirsinler.

Bu son ayetteki meydan okuma hala geçerlidir. Bir başka ayette Allah eğer peygamber Allah adına kendiliğinden bir söz söyleseydi bu onun sonu olacağı bildiriyor.

Kuranı Anlamak ve Şahitlik

Anlattığı olay tuhafına gitti mi? Bir insanın Fatiha suresini okuyarak “daha önce böyle bir şey görmedim” demesi ve birden kurana ilgi duyması neyle açıklanabilirsin? Bir arayış içindeymiş Vatikan’dan Tel Aviv’e Hindistan’dan Tibet’e nerede bir din varsa gidip yerinde araştırma yapmış. Burada olan yukarıdaki ibrahim suresinin 4. ayetindeki anlatılan Allah’ın hidayet için çalışana karşılık vermesidir. Allah ülke ülke gezip doğruyu arayan daha doğrusu Kendisini arayan bir insana sadece Fatiha süresini okuyarak arayışına bir karşılık veriyor. Yerli veya yabancı ateistlerden duyduğum bir söz ver "ateizm tanrının olmadığını ispatlamaya çalışır" diyorlar. Böyle bir amacın yoksa ve Allah'ı görmemek gayretinde de değilsen Süleymaniye Vakfı gibi kuruluşların yaptığı çalışmaları, ortaya çıkardıkları yanlış anlamaları, hurafeleri görünce herkeste kuranın Allah'ın sözleri olduğu fikri oluşur. Daha önce düşünmediği şeyleri düşünmeye başlar. Kuran meallerinde yanlış tercümelerden, yanlış anlatımlardan, hurafelerden dolayı insanlar kurana mesafeli olduğu için anlamakta zorluk çekiyorlar. Bu örnekte olduğu gibi bu kitabın hitabında, içeriğinde başka yerde olmayan bir şeyler var. Bir arayışın, bir gayretin yoksa bir de üstüne “bunlar eskilerin masalları” diyorsan bunu anlayamazsın. Buna hemen itiraz etme biraz sabredersen “sonradan müslüman olanlar” bölümünde sonradan müslüman olan insanların hikayelerini anlattığı videolar var, göreceksin ki Avusturalya’lı, Kanada’lı veya dünyanın çeşitli yerlerinden sonradan müslüman olanlar da aynı şekilde bir arayış sonucu müslüman olmuşlar. Önemli olan Allah’ı aramak, gerçeği bulmaya çalışmak. Allah samimiyetine göre yardım edecektir.

Mesele bir arayış içinde olup üstüne Abdülaziz hocanın anlattığı gibi peygamberin belgesini görmekte, o belgede ne yazıyor, bunu bir insan mı yazmış yoksa Allah’ın sözleri mi, bunu görmeden peygamberlik ve kuran hakkında ki şüphelerin gitmez. Peygamberin peygamberlik belgesi olan kurandan birkaç şey göstereceğim. Allah kuranda insanlara delillerini göstereceğini söylüyor;

Fussilet
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

53. Evet, Biz ileride onlara delillerimizi gerek dış dünyada, gerek kendi öz varlıklarında göstereceğiz; ta ki Kur'ân'ın, Allah tarafından gelen gerçeğin ta kendisi olduğu onlar tarafından da iyice anlaşılacak. Rabbinin her şeye şahid olması yetmez mi?

Âyetlerin gösterilmesi başlıca şu iki şekilde açıklanır: 1. Kur'ân'ın dâvetinin kısa zamanda dünyada yayılması. 2. Allah'ın insanlara yeryüzünde ve gökte, Kendi varlığına ve birliğine dair delilleri göstermesi. Kur'ân'da bildirdiği birçok hakikatin insanların yaptıkları bilimsel keşiflerle iyice anlaşılarak, Kur'ân'ın Allah katından geldiğini anlamaları.

Kuranın Bize Kadar Değişmeden Geldiğinin Delili Nedir?

Dinin anlaşılmamasında hocalar mı suçlu yoksa Kuranı anlamak için çaba göstermeyenler mi?

Abdülaziz hocanın ayetlerde “gölgelerden” sıklıkla bahsedilmesi dikkatini çekmiş ve bunun bir anlamı olmalı diye düşünüp araştırma yapmaya başlamış ve astronom arkadaşlarıyla bir değerlendirme yapmış. Diyor ki “kuranda bütün bilimler mevcuttur ama bulmak için konuyla ilgili bilim adamlarını bir araya getirip çalışma yapmak gerekiyor.”