Mişna nedir? Kuranı kerimin yerini alan kitaplar - Kuranı kerim ve mişnacılık - Mişna ne demektir? Risal-i Nur'da ki hatalar.

☰ Menü

Kuranın Yerini Alan Kitaplar - Mişna Nedir?

Mişnanın -kuranın yerini alan kitapların- ne olduğu ile ilgili ayrıntılı bilgi Yaşar Nuri Öztürk'ün bir makalesinde var. İnsanlar Yaşar Nuri hocayı sapık, kafir ilan etmeyi çok seviyor ama farkında değiller insanların ahiretlerini kurtaracak açıklamalar yapıyor. Kur'an-ı_Kerim_ve_Mişnacılık.pdf

Peygamberimiz [sallallahu aleyhi ve sellem] şöyle buyurmuş:

'Kıyametin yaklaştığını gösteren belirtilerden bazıları şunlardır: Şerir ve şirretlerin itibarlı-saygın tutulması, erdemli insanların zelil duruma getirilmesi, sözün çoğalıp çalışmanın azalması, toplumda mişnalar okunup durmasına rağmen kimsenin bunlara karşı çıkmaması.' Sahabîler sordular: 'Mişna (mesnât) nedir ey Allah'ın Elçisi’' Resul cevap verdi: 'Allah'ın kitabı dışında din adına tüm yazılanlar."

Benim radyolardan, televizyonlardan ve internetten gördüğüm mişna adayı olan kitaplardan bazıları şunlar; Kadı İyaz’ın Şifa-i Şerif, İmam Rabbani’nin Mektubat, Saidi Nursi’nin Risale-i Nur, Celaleddin Rumi’nin Mesnevi'si, Muhiddin ibni Arabi, Gazali, Niyazi Mısri vb kitaplar. Bu kitaplar en büyük adaylardır hatta bazıları kuranın yerine çoktan geçmiştir. Burada kişilerin ya da cemaatlerin tavrı önenmlidir. Bir insan bu ve benzeri kitapları yazanları tartışmasız doğru, hatasız kabul edip kuranı bu kitaplardan anlamaya çalışıyorsa, bu kitaplar mişna adayı olmuştur, zamanla kuranın yerine geçmeye başlayacaktır ve bugün bu başlamış görünüyor.

Risale-i-Nur ile Kur'an'ı Kerim Mukayesesi

Üstte örneğini verdiğim kitaplar peygamberimizin “mişna” diye tabir ettiği kitaplara adaydır. Bunu özelikle vurgulamak isterim bu kişilerin tavrına bağlıdır. Bazı insanlar bu kitapları farkında olmadan kuranın yrine veya açıklayıcısı konumuna getirebilir. Bunları okuyanlar neden okuyorlar? Bu kitapları kim tavsiye ediyor? Bu ve benzeri kitaplar “bir mürşidi kamile bağlanman lazım” sözünün mecburi uzantısıdır. Kendine bir mürşit bulduysan mecbur eline verdiği kitabı okuyacaksın ama bu kitap kurana sünnete aykırı mı değil mi diye kimse araştırma ihtiyacı hissetmiyor. Bu da bu kitaplara ne kadar kutsallık yüklendiğinin bir başka göstergesidir. Bu kitapları okumanın amacı "ilim" sahibi olmak, Allah’a daha çok yaklaşmak, manevi anlamda yükselmek. Yol gösterici kabul ettikleri için okuyorlar. Bu kitapları yazanlar aynı zamanda bugün “evliya” diye anılan insanlar, yani onlara göre bu insanların mertebeleri çok yüksek ve ulaşmak mümkün değildir dolayısıyla kitapları okunursa nasıl bir yol takip edileceği öğrenilir, "büyük ilim" alınmış olur, okuyanlar Allah’a daha çok yaklaşabilir. Olaya böyle baktığın zaman eleştirilmez, dokunulmaz insanlar oluşturuluyor. Bunları yazdığım için kim bilir kaç kişi kızacak bana. Bu da zaten bu insanların ne kadar yüceltildiğinin göstergesidir. Şu bir gerçek ki kimse mişnalaştırılmış kitaplardan hesaba çekilmeyecek ve kimseye bunları yazanlarla yakınlık kurulmuş mu diye bakılmayacak.

Ben bu kitapları ve yazanları aşırı yüceltip, olmazsa olmaz gibi algılayanlara, ellerinden düşürmeden kuranın açıklamaları olduğunu iddia edenlere şu ayetleri göstermek isterim.

Zümer
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

36. ALLAH kuluna kâfi/yeterli değil mi? Seni, O’ndan başkalarıyla korkutuyorlar! Allah kimi (yanlış hayat tarzını seçenleri) sapıklığında bırakırsa, artık onun için doğru yola getiren yoktur.

37. Allah; kimi (Rasûlleri ve düzelmek isteyenleri de) doğru yola iletirse, artık onun için saptıran olamaz. Allah; üstün olan, intikam alan değil midir?

Soru bu ALLAH kuluna kâfi/yeterli değil mi? Allah’ı kendilerine yeterli görmeyenler Allah’ın yanına yöresine bir evliya ve kitabını da alıyorsa bu onların fark edip düşünmeleri gereken bir konudur. Ayrıca bu kitaplar aşırı yüceltildiği için içinde şirk unsurları varsa fark edilmesi mümkün değildir. Alttaki sözler bana değil peygamberimize ait.

Ümmetim adına en çok korktuğum şey; gizli – sinsi – maskeli şirk’tir.

Şirk, gece karanlığında siyah kaftanın siyah tüyleri arasında yürüyen karıncanın sessizliği içinde yol alır.

Gizli/maskeli şirkin en güzeli aşırı yüceltilmiş, dokunulmaz ilan edilen kitaplarda olur, fark edemezsin. O zaman üstteki ayetlerde ki yanlış hayat tarzını seçenlerden olursun. Allah yanlış yaşam tarzını seçenleri seçtikleri yolda bırakırsa artık onun için doğru yola getiren yoktur diyor. Bu yeterince açık bir tehtid değil midir?

Cennete girmek Allah’a teslim olmaya, bizden istediklerini samimiyetle yapmaya bağlı. Kuran bunları tekrar tekrar örnekler vererek açıklıyor. Kimse kurandan başka bir kitaptan sorumlu olmayacak.

Zuhruf
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

66. ONLAR, ille de saati mi bekliyorlar? Farkında olmadıkları bir anda, ansızın kendilerine gelmesini mi?

67. O gün samimî dostlar birbirlerine düşmandırlar! Allah’tan korkup sakınanlar hariç!

68. “EY KULLARIM! Bugün size korku yoktur ve siz üzülmezsiniz.”

69. Bunlar ayetlerimize inandılar ve teslim olarak gereğini yerine getirmeye çalıştılar.

70. “Siz ve eşleriniz cennete girin! Ağırlanarak neşelendirileceksiniz.”

Bu ayetler açık değil mi?

Allah'ın ayetlerine inanıp teslim olup gereğini yerine getirmeye çalışanlar kurtuluşa ermiştir. Bazı insanlar "son nefeste imanın gitme riski vardır" "son nefeste imanlı gitmek çok önemlidir" derler ama gördüğün üzere öyle bir şey yok. "Ey kullarım bugün size korku yok" dediği kullar Bunlar ayetlerimize inandılar ve teslim olarak gereğini yerine getirmeye çalıştılar. Bu evliya kitabı diye tarif ettiğim kitapları yazanlar kitaplarında Allah’la özel bir yakınlık kurup doğrudan Allah’tan bilgi aldıklarını iddia etmişler. Bunun nasıl bir şey olduğunu görmek için Ali Akın’ın anlattıklarına kulak vermek gerekir. Ali Akın diyanetin eski baş danışmanı, gördüğüm en bilgili insanlardan biri. Bu açıklamaları İmamı Azam'ı konuştukları programda yapmış. İstesen daha sonra programın tamamını izleyebilirsin.

Sıra Dışı - İmam-ı Azam Ebu Hanife - 6/15 - Velayet Mertebesi Sapıklığı

Sıra Dışı - İmam-ı Azam Ebu Hanife - 7/15 - Velayet Mertebesi Sapıklığı

Abdülaziz Bayındır - Keşif Keramet İstismarı

Abdülaziz hoca Nebe suresi tefsiri dersinde din alanında yapılan istismarlardan bahsetmiş. Veli ve peygamberin farkı nasılmış, kitaplarda neler yazılmış anlatıyor.

Velayet mertebesi ve keramet nedir görmüş oldun. Buna örnekler vermek istiyorum. Bunlardan biri Saidi Nursi. Bu ülkedeki en büyük cemaat Nurculardır. Bu cemaat Saidi Nursi'nin kitaplarını okuyor. Bu ülkede milyonlarca insan neden Saidi Nursi’nin kitaplarını okuyor? Yine aynı şeyi söyleyeceğim “bir mürşide bağlanman gerekir” diyorlar da onun için. Saidi Nursi’yi öyle bir anlatıyorlar ki sanki insanüstü özellikleri var, böyle olunca ille de birine bağlanmayı kafana koyduysan Saidi Nursi’ye neden bağlanmayasın? Saidi Nursi hakkında bilgi sahibi olabileceğin videolar var. Birazdan göreceğin videolarda anlatılanlarla biraz düşün, nasıl bir insanı mürşit edinmişler dikkat et.

Saidi Nursi yazdıklarına göre on dört yaşında peygamberimizi rüyasında görmüş kendisinden ilim istemiş ve kendisine vehbi ve ledün ilmi verilmiş. Rüya ile ilim almaya inanırsan bu insanın peşinden gidersin. Yazdığı risalei nurlara bakınca pek çok yerinde “bu kitap bana Allah tarafından yazdırılıyor” “risalei nura tam uyanlar cennetliktir” gibi ifadeler mevcuttur. Bunlara daha sonra örnek vereceğim. Yazdığı kitabın Allah’tan olduğunu ve okuyan ve uyanın cennetlik olduğunu söyleyen biri sanki peygamber gibidir ama kurana bakınca kendilerine Allah'ın kitap yazdırıldığını iddia edenlerin yeri cehennem olarak gösterilmekte. Kendisine kitap yazdırıldığını Saidi Nursi söylüyor, kendisine kitap yazdırıldığını iddia edenlerin cehennemlik olduğunu ben değil kuran söylüyor.

Bakara
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

79. Yazıklar olsun o kimselere ki, kitabı elleriyle yazarlar, sonra da onu az bir değere/karşılığa değişmek için; “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü, onların haline! Vay kazandıklarından dolayı, onların haline!

Saidi nursinin tanıtıldığı şu siteden bir paragraf aldım. http://www.sorularlasaidnursi.com/said-nursi/eserleri/351-ilmin-tuerleri-ve-bediuzzaman.html

Altta geçen "Bediüzzaman" kelime anlamı "zamanın harikası" demek.

Risâle-i Nur’un, kesbî ilmin yanında vehbî ilmin de mahsulü olduğunu, Prof. Dr. İbrahim Ebu-Rabi “Sadece akılcı bir tarz ile yazılmamış, İlâhî bir ilhâmın kokusu da alınıyor. Risâlelerin bu tarz yazılış biçimi, sadece Bediüzzaman’da görülüyor” sözleriyle ifade ediyor.

Neden iman, ibadet, ahlâk, ictimâî ve siyasî meselelerde ve hizmette takip edeceğimiz stratejide ısrarla Risâle-i Nur’a müracaat ediyoruz ve etmeliyiz?

Çünkü, Kur’ânî ve Peygamberî/Nebevî ölçüleri herhangi bir ilâhiyatçıdan değil; din ve mânevî ilimlerde uzman ve otoriteden almamız gerekiyor. Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye’nin günümüz ictimâî ve siyâsî stratejisini gazeteci, köşe yazarı, makine mühendisi veya politikacı değil; İslâmî ilimlerde ihtisas sahibi olan çizebilir. Öyle değil mi?

Evet, Risâle-i Nur’dan almalıyız. Zira, Kur’ânî ve Peygamberî ölçüleri ve Asr-ı Saadet modelini günümüze taşıyor. Bunu yaparken, sadece iddia, dâvâ ile yetinmiyor; ispat ve izah ediyor; aklımızı, kalbimizi, vicdanımızı, sâir lâtife ve duygularımızı tatmin ediyor.

Bu insanlar gördüğün üzere risalei nur kitaplarını kuranın ve sünnetin yerine koymuşlardır. Paragraftaki "risalei nur kuran ve sünnet ölçülerini günümüze taşıyor" ifadesine aldanma. Peygamberimizin kıyamet alameti olarak gösterdiği bir gün gelip insanlar mişnalara sarılacak sözü gerçek olmuş durumda. Sahabi peygamberimize mişna ne demek diye sorduğunda, kuranın yerini alacak kitapların hepsi diye cevap vermiştir. Risalei nur kuranın yerine geçtiği için mehdi çıkacağı zaman, Saidi Nursinin yazdığı kitapları uygulayacakmış." Yani onların inancına göre mehdi risalei nur şeriatını uygulayacakmış. Buna delilleri de Saidi nursinin bunu böyle yazmış olması. Buna inanmışlar da mehdi çıkacak mı diye araştıran yok, herkes indirilen din değil de uydurulan dine inanmış ve inanmakla kalmamış, kendi mürşidinin dinini kurana uydurmaya kalkmış. Mehdi falan çıkmayacak kimse boşa beklemesin ayrıntılar "Kıyamet Alametleri" bölümünde.

"Mehdi Risal-i Nur İle Amel Edecek"

Saidi Nursi ile ilgili bu belgeselde yazdığı Risale-i Nur kitaplarının nasıl kurana aykırı olduğunu ortaya koymuşlar. Bu belgeseli izlemek benim yazacaklarımdan çok daha faydalıdır. Üç bölüm yapmışlar yani biraz uzun. Bence bu belgeselleri herkese izletmek gerekiyor ki insanlar takip ettikleri kişilerin hatalarını görebilsinler. Bir parantezle şunu ilave edeyim Saidi Nursi'in Nur Risalelerinde doğru, güzel tavsiyeler, tespitler elbette vardır, önemli olan bu kitaplarda şirk unsurlarını ve kuranı kerime kendi fikirlerini doğrulatma çabalarının görülmesidir.

Said Nursi Gerçeği – 1

Said Nursi Gerçeği - 2

Said Nursi Gerçeği - 3

Allah Fırkalara Ayrılmayın Diyor

Bunun peşine fırkalara ayrılma ayetleriyle ilgili bir şey göstermek istiyorum.

Şura
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

13. O; dinden Nuh’a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya önerdiğimiz yolu sizin için de yol kıldı/uygun gördü. Şöyle ki: ‘Dini dosdoğru uygulayarak, ayakta tutun. Onun hakkında bölünüp fırkalara ayrılmayın.’ Ancak, onları çağırdığın konu, müşriklere/ortak koşanlara çok ağır gelmiştir! Allah dilediği kimseyi kendisine (elçi) seçer ve kendisine içten yönelen kimseyi de doğru yola iletir.

14. Onların, ancak kendilerine ilim geldikten sonra gruplara ayrılmaları/ayrılığa düşmeleri; aralarındaki kıskançlık ve çekişme (benlik davası) yüzündendir! Eğer Rabbinden belli bir süreye kadar erteleme sözü geçmiş olmasaydı, elbette aralarında hüküm verilmiş, iş bitirilmiş olurdu. Şüphesiz onların ardından kitaba mirasçı olanlar ise, onun hakkında işkillendiren/kuşkulu bir şüphe içindedirler.

Rum
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

31. Gönülden bağlılar olarak, O’na yönelenler olun. O’na sığınarak korunun. Namazı kılın ve müşriklerden/O’na ortak koşanlardan olmayın!

32. Onlar ki, dinlerini parça parça eden ve cemaat cemaat olanlardır! Her bir cemaat (bu Kur’an ile değil de), kendi yanlarındaki (eserleri) ile övünüp sevinmektedir!

Ali Akın "Türkiye Kimlerin Peşinden Gidiyor"

Ali Akın’ın Saidi Nursi ile ilgili kısa bir konuşması var, üstteki ayetlerin dinleyeceğin video ile ne ilgisi olduğunu birazdan yazacağım. Son kısımda bir izleyicinin Ali Akın'ın Fethullah Gülen’in tırnağı bile olamayacağını söylüyor buraya dikkat et. Bu açıklamaları çok önemli buluyorum.

Şura suresinin 13. ayetinden itibaren beraber düşünelim, Allah Dini dosdoğru uygulayarak, ayakta tutun. Onun hakkında bölünüp fırkalara ayrılmayın, Rum suresinde de gönülden bağlılar olarak, O’na yönelenler olun. O’na sığınarak korunun. Namazı kılın ve müşriklerden/O’na ortak koşanlardan olmayın diyor, bu ayetin peşine gelen ayet şirke girenleri tanımlıyor, onlar bu dediğimi yapmadı, dinlerini parça parça eden ve cemaat cemaat olanlardır diyor ve ekliyor ki bu fırkalara ayrılan her bir cemaat (bu Kur’an ile değil de), kendi yanlarındaki (eserleri) ile övünüp sevinmektedir diyor, videonun sonunda “sen Fethullah hocanın tırnağı olamazsın” diyen kişi Fethullah Gülen’le övünüyor, Ali Akın’ı dinlenecek biri olarak görmüyor. Gösterebildim mi? Her cemaat kendi efendisiyle övündüğüne ve fırkalara ayrılındığına dair bir örnektir bu, tıpkı üstteki ayette anlatıldığı gibi.

Halbuki Ali Akın diyanette baş danışmanlık yapmış, ayet, hadis, fıkıh konularında ki imamlara verilecek eğitimi o hazırlıyormuş. Sen şimdi bu insana boş bir insan olarak bakabilir misin? “Tırnağı olamaz” ifadesi kendisi fırkalara ayrılmış bir grubun içinde olduğu ve kendi efendisinden başkasını tanımamasından geliyor. Kendi lideri ile övünüyor. Bu ayetler benim keşfim değil, daha çok Yaşar Nuri Öztürk, Abdülaziz Bayındır gibir hocaların dikkat çektiği ayetler. O yüzden kimi dinlediğin çok önemli.

Bu sadece Nurcularla ilgili de değil. Bugün hangi tarikata, cemaate bakarsan müritleri efendilerini tıpkı yukarıdaki gibi görür. "Sizin gittiğiniz yolda hatalar var" dediğinde "biz efendimizden başkasına inanmayı" diyeceklerdir. Bu söz fırkalara ayrılmanın göstergesidir. Halbuki sorması lazım "nerede hatamız var" ve hataları anlatanlar haklıysa bunu tasdik etmeleri gerekir "evet bizim efendi hata yapmış" diyebilmeliler ama bunun örneği çok az olsa gerek çünkü tarikat ve cemaatler şirk unsurları taşıdıkları halde hala çok rağbet gören kalabalık gruplar olamaya devam ediyor.