Kafirlerin kalpleri, gözleri, kulakları mühürlü müdür? Kafirlerin gözlerinde, kulaklarında perde var mıdır? İnsanlar neden inanmaz? Hayatın Sırrı nedir?

☰ Menü

İnanmayan İnsanların Kalpleri, Gözleri, Kulakları Mühürlü Müdür?

Bu bölüme başlamadan alttaki iki ayeti tekrar düşünmeni tavsiye ederim çünkü bence bu bölümün sonunda bu iki taraftan biri olman yüksek ihtimal. “Düşünüp öğüt alsınlar” diye indirilmiş kitabın ayetlerine yönelirsen gerçekten imanın artacaktır ama eğer yaşam tarzını değiştirmek istemediğin için ayetleri duymak, görmek, bilmek istemezsen kendi yolunu kendin çizdin demektir, sorumlusu sensin.

İsra
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

41. ANT OLSUN, bu Kur’an’ın içinde sözü uzun uzun anlattık. Düşünüp öğüt alsınlar diye. Fakat onlara (müşriklere) kaçıştan başka bir faydası olmuyor.

Enfal
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

2. Müminler ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. O’nun ayetleri kendilerine okunduğu zaman, onların imanlarını artırır. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler.

Peygamberler sadece uyarmak ve müjdelemek için gönderilmiş, bu bölümde insanların peygamberlerin uyarılarına karşı nasıl bir tutum göstermişler bununla ilgili ayetler ve dersler göstereceğim. İnsanlar bu gün de aynı tavırları gösteriyor. Benim konuştuğum insanlardan sadece dikkatini çekmek için bir kitabı okumasını söylediğimde kitapta eğer kurandan örnek vererek bazı açıklamalar varsa insanlar okumak dinlemek istemiyor. Ben kendimi bir şey zannederek bu satırları yazmıyorum. Her kim dini red eden insanlara bir kitap tavsiye etse çok büyük oranda insanlar bu kitapları da red etme eğilimindeler. Bu mesela din psikolojisi üzerine yazılmış bir kitap olabilir ki böyle kitaplarda 1900lerin başından beri dünyada oluşmuş psikoloji biliminin bilgi birikimi kullanılarak ortaya konmuş bilgiler oluyor, insanlar bunları okumak dahi istemiyor. Halbuki sırf içinde “din” adı geçiyor diye 100 yıldan fazladır birikmiş psikolojinin temellerini oluşturan bilgileri red ediyorlar farkında değiller. Ya da Taşkın Tuna’nın fizik yasaları ve ayetlerin örtüştüğünü yazdığı kitaplar da aynı şekilde, kimse bugün din-bilim ekseninde ispatlanmış bilgileri okumaya yanaşmıyor. Bu gerçek ortadayken insanların peygamberlere yaklaşımları çok daha acımasız olmuş. Peygamberlerin de insanlara söylediği sadece “bir olan Allah’a ibadet edin, ibadette Allah’a kimseyi ortak koşmayın, kendinizi yaptıklarınızdan dolayı hesap vereceğiniz bir güne hazırlayın, Allah’a inanıyorsanız zulüm etmeyin, güzel ve makbul işler yapın” bir insan bunları söyledi diye taşlanır mı, bulunduğu şehirden kovulur mu, öldürülür mü?

Sebe
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

28. BİZ SENİ bütün insanlar için ancak bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Ama, insanların birçoğu bilmek için araştırma yapmıyor.

29. Diyorlar ki: “Eğer doğru sözlüler iseniz bu tehdit ne zamanmış?”

30. De ki: “Sizin için bir gün olur ki; siz ondan, ne bir saat geri kalabilirsiniz, ne de ileri alınabilirsiniz.”

Peygamberlerin uyarıcı ve müjdeci olmasına, yaptıkları davete karşı inanmak istemeyen insanların davranışlarına örnekler var, bu bölümde bunları göstereceğim.

Neml
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

43. İçlerinden, sana bakan kimseler de vardır. Körleri (görüp düşünmeyenleri) doğru yola götürecek sen misin? Üstelik, basiretleriyle de görmüyorlarsa!

96. ŞÜPHESİZ Kİ, Rabbinin azap sözü üzerlerine hak olan zalimler, artık inanmazlar.

97. Bütün ayetler onlara gelmiş olsa bile, acı azabı görünceye kadar!

İman için gayret edene Allah’ın yardım edeceğini görmüştük, bunu bir ayetle daha göstermek istiyorum.

Enfal
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

23. Allah onlarda bir hayır (hakka yöneliş) olduğunu bilseydi, elbette onların işitmelerine yardım ederdi. Onlarda yöneliş olmadığı için işitseler bile, mutlaka yine yüz çevirerek dönüp giderlerdi.

Duydukları ayetlerden yüz çevirenlerden bahsediyor, bu hiç duymamış gibi davranmak, görmezden gelmek demek, alttaki resimde yazan bilginin doğru olmadığını hatta tam tersi ayetle bilimin örtüştüğünü Güneş ve Ay bölümünde gördün.

Bu resimde anlatılanın tam tersi kuran ve bilimle ispatlanmış olduğunu görmezden gelecek misin? İnsanlar cehennemi sorguluyor, neden cehennem var diyorlar, tam tersi cennet de var, Allah cehennemi ayetlerini inkar edene, kendisine anlatılanlara kulak asmayana vaad etmiş, dinlemek, anlamaya çalışmak çok mu zor? Bazı kitapları ayetleri gösteriyorum bunları okuyup biraz düşünmek insan ömrünü mü kısaltır ya da başka bir şey mi yapar? 30 sene bunlardan haberim yoktu. Ne bu evren nasıl var olmuş bilirdim ne de dünyanın. Ayetlerle doğanın, evrenin, insanın örtüştüğünden haberim yoktu. Şimdi altaki ayetlere benzer ayetleri okuyunca önceden nasıl ve neden bu anlatılanlara ilgi göstermediğimi anlayamıyorum.

Casiye
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

1. Ha, Mim.

2. KİTABIN indirilmesi, güçlü ve hikmet (doğru karar/hüküm) sahibi Allah’tandır.

3. Şüphesiz göklerde ve yerde, inananlar için elbette ayetler (çeşitli bilim konuları) vardır.

4. Sizin yaratılışınızda ve yaydığı canlılarda da, kesin inanan bir kavim için (düşünüp araştırılması gereken) ayetler/ibretler/dersler/bilim konuları vardır.

5. Gece ile gündüzün değişmesinde, Allah’ın gökten indirdiği rızıkta/yağmurda, ölümünün ardından onunla (yağmur ile) yeri diriltmesinde ve rüzgârları (değişik yönlerden) çevirip estirmesinde, aklını kullanan bir kavim için göstergeler/işâretler vardır.

6. İşte bunlar Allah’ın ayetleri!.. Onları sana gerçekle okuyoruz/bildiriyoruz. Öyleyse Allah’tan ve O’nun ayetlerinden sonra hangi söze inanacaklar?

7. İFTİRACI, günahkâr her kişinin vay haline!

8. O, kendisine Allah’ın ayetleri okunurken işitir, sonra; onları hiç duymamış gibi büyüklük taslamakta ısrar eder! Artık onu can yakıcı bir azap ile müjdele.

9. Ayetlerimizden bir şey öğrendiğinde onu alaya alır! İşte onlar var ya onlara alçaltıcı bir azap vardır.

10. Arkalarından da cehennem! Onlara kazandıkları şeyler hiçbir şekilde fayda vermez. Allah’tan başka edindikleri dostlar da fayda vermez. Onlara büyük bir azap vardır.

11. İŞTE BU, bir hidayettir/yol göstermedir. Rablerinin ayetlerini inkâr edenlere gelince; onlara can yakıcı, çok acıklı bir azap vardır.

Casiye
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

20. Bu (Kur’an ayetleri) insanlar için basîretlerdir (söylediği sözün, yapacağı davranışın ileride kendisine neye mâlolacağını; sözü söylemeden, davranışı yapmadan önce düşündürendir). Kesin inananlar için bir yol gösterici ve rahmettir.

21. Yoksa kötülükleri işleyip duranlar kendilerini; iman edenler ve salih amel/faydalı işleri en iyi şekilde yapanlar ile, hayatlarında ve ölümlerinde eşit tutacağımızı mı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar!

22. ALLAH gökleri ve yeri bir hesap ile yarattı. Ta ki, herkes kazandığıyla karşılık görsün! Onlara zulmedilmez.

23. ŞİMDİ SEN, arzusunu ilâh edinen ve Allah’ın bilgisi dahilinde kişiyi kendi sapıklığında bıraktığı; işitmek istemeyen, düşünmekten kaçan, görmek istemeyen kimseyi gördün mü? Artık Allah’ı dinlemedikten sonra onu kim doğru yola iletebilir? Hâlâ düşünmüyor musunuz?

Dikkat çekmek için aldım bu ayetleri, Allah’ın oluşturduğu düzeni, big bangi bu Taşkın Tuna'nın kitaplarından okuyabilirsin

1- Ol dedi, oldu 1

2- Ol dedi, oldu 2

3- Muhteşem Tasarım

Caner Taslaman'ın da kitaplarını tavsiye ederim. Evren-yaratılış, din-felsefe ve bilim üzerine yazdığı kitaplarını ücretsiz pdf halini indirebiliyorsun, buradan bakabilirsin http://www.canertaslaman.com/category/kitaplar/

İnancı zayıf veya olmayan insanlar bu kitaplara hiç yazılmamış muamelesi yapıyorlar. Ayete tekrar bak istersen.

Enfal
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

23. Allah onlarda bir hayır (hakka yöneliş) olduğunu bilseydi, elbette onların işitmelerine yardım ederdi. Onlarda yöneliş olmadığı için işitseler bile, mutlaka yine yüz çevirerek dönüp giderlerdi.

Doğal olarak, Allah’ın oluşturduğu sistem gereği duymazdan görmezden gelenlere Allah yardım etmiyor.

Kurana bakınca hemen hemen bütün tefsirler Allah'ın kafirlerin kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürledi diye yazdığını görüyoruz. Allah dünyada bir insanın gözünü neden mühürlesin? Bu da “Allah dilediğini sapıtır dilediğini hidayete erdirir” hatası gibi. Allah bir insanın kulağını kalbini mühürlerse peygamber göndermesinin hiçbir anlamı olmaz. Kalbi, kulağı, gözü mühürlenen insanlar peygamberlerin anlattıklarını nasıl anlayabilir? Ayrıca tevbenin ne anlamı var o zaman, Allah buyuruyor ki

Nisa
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

26. ALLAH size (hükümlerini) açıklamak, size sizden öncekilerin yollarını göstermek ve tövbelerinizi kabul etmek istiyor. Allah bilen ve doğru hüküm/karar verendir.

Allah bir yandan üstteki gibi yol göstermek ve tövbeleri kabul etmeyi isteyip diğer yandan da insanların kalplerini gözlerini neden mühürlesin? Kalbi, gözü, kulağı mühürlenen insan daveti duyup uyabilir mi? Böyle bir insanı düşün Allah’ın huzurunda dese ki Allah’a “benim kalbimi, gözümü, kulağımı neden mühürledin” diye, Allah adil davranmış olur mu? O zaman bu insanı cehennem için yaratmış oluyor. Pek çok insan başta peygamberimize [sallallahu aleyhi ve sellem] inanmadı ama zamanla put perest insanlar yalnız ve yalnız Allah’a teslim olan, ibadet eden hale geldi, aracılarını, putlarını kaldırdılar. Allah bu insanların kalbini, gözünü mühürlemiş olsaydı bu insanlar nasıl müslüman olacaktı? Bununla beraber farklı bir durum var o da Ebu Leheb gibi putlarından, yaşam tarzından vazgeçmeye bir türlü yanaşmayan, ölene kadar bu davete uymayanlar var. Bu onların mühürlendiğini değil sapıklıkta kalmakta ki kararlılığını gösterir. Kimsenin gözü kulağı perdeli, engelli değil. İnsanlar kuranı anlatanlara sanki kulakları, gözleri, akılları, karar verme mekanizmaları yokmuş gibi davranıyor. O zaman bu daveti duymayanların ve en kötü sona doğru gidenlerin sorumlusu kim oluyor?

Diyeceksin ki kurana bakınca ayetlerde insanların gözlerinin kulaklarının mühürlendiği yazıyor bu ne iş? Biraz araştırma yaptım ve Abdülaziz hocanın açıklamalarını buldum Yasin suresinden örnek vermiş. Bu sure ve diğerlerinde Arapçadan tercüme yapılırken ayetteki benzetme olduğu gibi Türkçeye çevriliyor. Bu da bizim dilimiz de başka bir anlam ifade ediyor. Düzgün tercümesi altta, koyu ile belirttiğim "sanki" kelimesinin konulması ile yapılabiliyor.

Yasin Suresi 1-11 Ayetlerin Düzgün Tercümesi

Sadık Türkmen’in meali

Yasin
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

1. Ya, Sin.

2. HİKMETLİ (akıl ve tabiata uygun) Kur’an’a yemin olsun!

3. Gerçekten sen gönderilmiş elçilerdensin.

4. Dosdoğru bir yol üzerindesin;

5. üstün ve merhametli olanın indirdiği (yol üzerindesin).

6. Ataları uyarılmamış, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmış bir toplumu uyarman için (seni gönderdik).

7. GERÇEKTEN o söz, onların birçoğunun üzerine hak oldu. Onlar inanmadılar.

8. Sanki onların boyunlarında, çenelerinde halkalar var,kafaları kalkık, kibirlidirler.

9. Sanki önlerinde arkalarında set var. Gerçekleri duymak görmek istemiyorlar.

10. Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmıyorlar.

11. SEN ancak zikre (Kur’an’a) hatırlatıcıya uyan kimseyi ve görmeden Rahmân’dan korkanı uyarabilirsin. Onu bir bağışlanmayla ve güzel bir mükâfatla müjdele!

Sanki kelimesini koymayınca sanki gerçekten kafirlerin duymasına engel varmış gibi algılanıyor. Bu ve benzeri çeviri hatalarından dolayı insanlar alttaki gibi tepki veriyor.

ilhan arsel sözleri

Yasin 1-11 Kalplerin mühürlenmesi ne demek?

İnsanlar Dinlemezse Hata Yaptıklarını Nasıl anlayacak?

Tövbe için Firavun örneği veriliyor, ölmeden, can boğaza dayanmadan dönüş yap ki samimiyetini ispatlayacak vaktin olsun diyorlar. Bİr başka soru da Firavun'un tövbesi sorulmuş.

Tövbe “yanlış yapmışım, gittiğim yol yanlışmış, Senin yolun doğruymuş beni bağışla” demek. Bu fark etmek dinlemeye bağlı, yukarıda anlatılan “sanki kulaklarında ağırlık var da duymuyorlar” tutumunda olan yani dinlemek istemeyen anlatılanların doğru olduğunu nasıl kavrayacak? Kuran karşısında kendisini kapayan ahirette hesap günü ve başka bir hayat olduğuna nasıl inanacak?

Sadık Türkmen’in meali

İsra
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

45. KUR’AN OKUNDUĞUNDA, ahirete inanmayanlarla senin aranda sanki bir perde var.

46. Zekâlarında onu kavramalarına engel olan kabuklar, kulaklarında da bir ağırlık var sanki. Kur’an’da bir ve tek olan Rabbini andığın zaman; onlar kaçarcasına arkalarını dönüp gidiyorlar.

47. Biz, seni ne maksatla dinlediklerini ve hani onlar gizli konuşurlarken de o zalimlerin; “Siz ancak, sihirlenmiş bir adama tâbi oluyorsunuz” dediklerini de gayet iyi biliyoruz.

48. Bak, sana nasıl misaller verdiler? Böylece şaşırdılar, artık bir yol bulmaya güç yetiremezler.

49. DEDİLER Kİ: “Biz kemik yığını ve kokuşmuş toprak olduktan sonra mı?.. Gerçekten biz mi yepyeni bir yaratılışla diriltileceğiz?”

50. De ki: “İster taş olun, ister demir,

51. ya da; aklınızda imkânsız gibi görünen herhangi bir yaratık!” Diyecekler ki: “Bizi tekrar kim (hayata) döndürebilir?” De ki: “İlk defa sizi yaratan!” Başlarını sana alaylı bir şekilde sallayacaklar ve: “O ne zaman?” diyecekler. De ki: “Belki de pek yakında!”

52. Sizi çağıracağı gün, herşeyi yerli yerince yapan O’nun çağrısına derhal cevap verirsiniz. Ve ancak az bir zaman kaldığınızı sanırsınız.

Şeytan Adem'e Secde Etmediği İçin Kafir Olmadı - Allah'ın Emrini Beğenmedi

İnsanı kafir yapan şey Allah'ı ve peygamberleri vasıtasıyla insanlara bildirdiklerini dinlememesi ve dinleyenlerin de kendini üstün görerek bildirilenleri beğenmemesidir. Halbuki Allah cömertçe varlığına dair delilleri, kuranın gerçek olduğunun delillerini, doğadaki ayetlerle kurandaki ayetlerin örtüştüğünü herkese gösteriyor ama insanlar görmek istemiyor. Kafirlik Allah'ın kurduğu sistemi beğenmeyerek olunan bir şey. "Bu kurana ne gerek var, bu gün kurana göre yaşanmaz" vb söylemler Allah yanlış biliyor ben doğru biliyorum anlamına geliyor. Bu da aslında şeytanın tavrı. İnsanlara anlaşılmaz, yaşanmaz gelen indirilen din değil uydurulan dindir. Hurafelerle dolu bir din insanları kendisinden uzaklaştırıyor ama bugün bu hurafeleri, yanlış anlaşılan konuları açıklayanlar var.

Ailesinden müslüman olanlar tamam da sonradan müslüman olan ya da benim gibi 24 yaşında bir idrâk yaşayıp müslümanlığın bütün gereklerini yerine getirmeye başlayanlar nasıl açıklanır? Hadi diyelim onlar aileden gördü sorgulamadı körü körüne inandı, bu bile olacak şey değil ya sonradan müsülan olanlar nasıl açıklanacak. 40 yaşında müslüman olanlar var. Müslüman Allah’a teslim olan demek. İnsanlar Allah’a teslim oluyor. Burada fark etmen gereken bir şey var. Allah kendisine yönelene isterse 80 yaşında olsun görüp anlamsına, soru işartlerini gidermesine yardım ediyor. Benim ve benim gibilerin hikayesi budur. Allah’ı aramak, gayret etmek. Çalışman, geyretin ne yöndeyse onu elde edersin.

Bakara 171 Kalp Göz ve Kulakların Mühürlenmesi Ne Demek?

İnsanların peygamberlerin anlattıklarına karşı gösterdikleri “olumsuz” tavrı anlatan bir ders daha var. Abdülaziz hoca Bakara suresinin 171 ayetini ele almış. Bu ders biraz daha uzun, daha detaylı, Arap dilinin bir tahlili var. Yaptığı tahlilden sonra ayete manasını veriyor ve diğer mealleri değerlendiriyor. Sıkılmadan dinlemeni tavsiye ederim. Bu dersleri özet hale getirme imkanı olsaydı bunu yapardım ama anlattığı her dakika önemli. Hep kendimi örnek veriyorum, müslüman olmadan önce bu anlatılanlarını neden anlamıyordum acaba diye düşünüyorum. Bu ders genel anlamıyla insanların neden göremediklerini daha doğrusu tavırlarını anlatıyor. Belki kendine bir pay çıkartırsın, anlattığı gibi misin? Benim en çok dikkatimi çeken şey bu ve buna benzer ayetlerden ortaya çıkan sonuç. Hoca Allah’ın sanki bu insanları cehennem için yaratmış gibi olduğunu söylüyor. Sanki Allah bu insanlar cehenneme girsin diye bu dünyayı yaratmış, dinlemiyorlar, üzerinde düşünmüyorlar, sanki kör, sağırmışlar gibi davranıyorlar. Böyle olunca cehenneme doğru gidiyorlar. Bu ders çok önemli.

Bakara 171'in detaylı açıklamasına buradan bakabilirsin. Bu videoda Yahya’nın okuduğu metnin tamamı. Bakara-171-Ayetin Meali-Süleymaniye-Vakfı.pdf

Ders de bahsettiği kitap Abdülaziz Bayındır-Dogru-Bildiğimiz-Yanlışlar.pdf sayfa 102

Şimdi dinlediğin bu derslerden sonra istersen kulakların, gözlerin olmasına rağmen sanki yoklarmış gibi davranıp bütün bu sitede bir araya getirdiğim bilgileri görmezden duymazdan gelebilirsin, karar senin, verdiğin karara göre alttaki ayetin taraflarından biri olacaksın.

İbrahim
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

4. BİZ HER RASÛLÜ/ELÇİYİ, mutlaka kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara iyice açıklasın. Bundan sonra Allah; Sapıklıkta direnen kimseyi sapıklığında bırakır, Hidayet için çalışan kimseyi de doğru yola iletir. O güçlüdür, doğru hüküm/karar verendir.

Dinlemeyen İnsanlara Peygamberler Bile Bir Şey Yapamaz

Daha önce de ayetlerde Allah’ın kimseye zulüm etmediği yazdığını belirtmiştim yani ayetleri bir bütün olarak ele alınca insan ne hak ediyorsa kendi hak ediyor. Eğer peygamberimizin hayatını ve islam davetini nasıl yaptığı kitaplara bakarsan pek çok rivayette peygamberimizin konuşmaları karşısında insanların duvar gibi duran, duymak, görmek ve akıllarını kullanmak istemeyen insanlara islamı anlatabilmek için çok uğraştığını hatta insanların vurdum duymaz tavrı karşısında çok üzüldüğünün ve endişe duyuğunu yazdığını görebilirsin. Bu gayret, üzüntü ve endişe neden? Çünkü bu daveti red edenlerin sonunun ne olacağını çok iyi biliyor. Ebu Cehil gelip peygamberimize “bu dine girersem bana ne var” diyor, peygamberimiz yanındaki Bilal’i gösterip “ona ne varsa sana da o var” diyor Ebu Cehil siyahi bir köle ile aynı şeyin kendisine verileceğini öğrenince “ben bu dine girmem” diyor. İslam davetini kabul etmeme sebebi çok önemlidir. Bir de inkar etmekle günahkar olmak çok ince bir çizgiyle bir birinden ayrılır. Herhangi bir ibadeti gereksiz bulmak, bunların eski zaman adeti olduğunu bugün bunlara gerek olmadığını söylemek bu dini inkar etmek demek ama kuran Allah’tan gelmiş, gerçek olduğunu söyleyip ibadetleri yapmamak günahkar olmak demek. Bu iki insanın karşılaşacağı şey bir birinden çok farklı. Aslına bakarsan ikisi de ibadet yapmadı ama biri diliyle red etti. Neticede peygamberimiz insanları bu davete çağırabilmek için çok uğraşmış. Ben Celaleddin Vatandaş’ın yazdığı “Hz Muhammed'in hayatı ve islam daveti” kitabını okudum. Yazılmış en güzel siyer kitaplarından biri. Bu kitabın giriş bölümünden bir bölüm aldım, ayete ve peygamberimizin sözüne dikkat et.

Peygamberimizin bu sözü benim için peygamber olduğuna delildir

Alttaki ayete tekrar bakarsan üstteki peygamberimizi sözünü daha iyi kavrarsın.

Sadık Turkmen meali

Bakara
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

171. Kâfirlerin hali, bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan, hayvanlara haykıran o kimsenin (çobanın) hali gibidir. Onlar (o kâfirler) sağırlar, dilsizler ve körler gibidirler. Artık onlar anlamak istemiyorlar.

Bunun gibi pek çok ayet var. Şuara suresinde Allah peygamberimize insanların sırtını dönüp gitmesinden dolayı “kendini bu kadar üzme” diyor.

Şuara
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

1. Ta, Sin, Mim.

2. BUNLAR, apaçık olan kitabın ayetleridir.

3. Onlar inanmıyorlar diye, neredeyse kendini helâk edeceksin.

4. Eğer dileseydik; üzerlerine gökyüzünden bir mucize indirirdik de, (mecburen/zorla) eğilerek ona boyunları bükülür kalırdı!

5. Rahmân’dan onlara yeni bir hatırlatma/öğüt/ayet gelince; ondan yüz çeviriyorlar.

6. Israrla yalanlıyorlar; yalanlıyor oldukları şeyin haberleri kendilerine, yakında gelecektir!

7. Yeryüzüne bakmadılar mı? Biz orada her güzel çiftten nicesini bitirmişiz.

8. Şüphesiz bunda bir ayet/öğüt/hatırlatma vardır. Ancak onların birçoğu mümin değildirler/inanmıyorlar!

9. Şüphesiz Rabbin çok güçlü, çok merhametlidir.

Allah’ın bu dünyada oluşturduğu sistem ne için çalışır gayret edersen onu elde edersin sistemi, peygamberde olsan karşındaki bu dine yönelmezse, anlamaya gayret etmezse gerçeklere inandıramazsın. Peygamberler ya da bu gün bu dinin gerçeklerini anlatanlar karşısında insanların tavırları çok önemli. Bir insana bir şey anlatmak istediğini düşün karşındaki sana sırtını dönse başka tarafa baksa kulaklarını da kapatsa ve sen ne anlatıyorsun diye dönmeye yanaşmasa, bu insana sesini, anlatacaklarını duyurabilir misin? Yukarıdaki onlar inanmıyorlar diye, neredeyse kendini helâk edeceksin ifadesi bunu anlatıyor. Şu ayetlere bak.

Neml
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

80. Muhakkak ki sen ölülere duyuramazsın. Çağrıyı sağırlara da duyuramazsın, arkalarını dönmüş giderlerken!

81. Sen körleri (gerçekleri görmek istemeyenleri) sapkınlıklarından çevirip zorla doğru yola getiremezsin. Sen ancak ayetlerimize inanan kimselere duyurabilirsin. İşte onlar teslim olanlardır.

Rum
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

52. Şüphesiz ki sen ölülere işittiremezsin! Ve çağrıyı; arkalarını dönmüş giderlerken, sağırlara da duyuramazsın!

53. Görmek istemeyenleri de (düşünce körlüğü içinde olanları), sapıklıklarından (kurtarıp) doğru yola iletemezsin! Sen ancak ayetlerimizi düşünen, araştıran, inanan kişilere işittirirsin. Onlar teslim olan/müslim kimselerdir.

Yunus suresinde yine buna değiniliyor, peygamberlerin ancak kulak verek, dinleyen, düşünen insanlara bu mesajı duyurabileceği bildiriyor.

Neml
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

41. EĞER seni yalanlıyorlarsa, de ki: “Sizin yaptığınız size, benim yaptığım bana. Siz benim yaptığımdan uzaksınız, ben de sizin yaptığınızdan uzağım.”

42. İçlerinden, sana kulak verip dinleyen kimseler vardır. Ama sen mi anlamak için dinlemeyenlere duyuracaksın?Üstelik, onlar akıllarını kullanmıyorlarsa!

43. İçlerinden, sana bakan kimseler de vardır. Körleri (görüp düşünmeyenleri) doğru yola götürecek sen misin? Üstelik, basiretleriyle de görmüyorlarsa!

44. Kesinlikle Allah hiçbir şeyle insanlara zulmetmez! Ancak insanlar, kendi kendilerine zulmediyorlar.

47. HER toplumun bir rasûlü vardır. Rasûlleri geldiği zaman aralarında adaletle hüküm verilir. Ve onlara hiç zulmedilmez.

Hiç kimse ne kadar istese de bir başkasının inanmasını sağlayamaz ancak yol gösterebilir. İnsanların kendileri araştırıp, görmeleri gerekiyor. Peygamberimiz insanların inanmaları için çok çalışmış aslında kuranın bütününe bakarsak bütün peygamberler insanlar inansınlar diye çok çalışmış, insanlar gerçekleri görmelerini çok istemişler ama istemeyle olmuyor, karşıdakilerin dinlemesi gerekiyor. Allah peygamberimize bu konuda şu ayetleri indirmiş.

Yusuf
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

103. Sen, ne kadar istesen de insanların birçoğu mümin olmuyor.

103. Oysa sen, buna karşılık, onlardan bir ücret istemiyorsun ki! O, sadece alemler için bir öğüttür.

Daha pek çok ayette red edenlerin, görmezden gelenlerin değil de ilgi gösteren, dinleyenlerin bu daveti duyabileceği bildiriliyor.

Yasin
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

11. SEN ancak zikre (Kur’an’a) hatırlatıcıya uyan kimseyi ve görmeden Rahmân’dan korkanı uyarabilirsin. Onu bir bağışlanmayla ve güzel bir mükâfatla müjdele!

Fatır
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

18. Hiç kimse bir başkasının günahını yüklenmez. Eğer çok ağır bir yük altında ezilen biri, taşıma işinde başkasını yardıma çağırırsa o akrabası da olsa, yükünden az bir kısmını bile taşımayı kabul etmez. Sen ancak Rab’lerini görmedikleri halde O’nu tazim eden ve namazlarını hakkıyla ifa edenleri uyarırsın (yani senin uyarman, peşin hükümlü inatçılara değil, ancak böyle yapmaya yatkın olanlara fayda verir). Kim günahlarından temizlenir, arınırsa kendi lehine olarak arınır. Hepinizin dönüşü Allah’adır.

Allah insanlara pek çok örnek verdiğini ama sırtlarını dönenlerin Allah’tan bir mucize görse bile fikrini değiştirmeyeceklerinden, kararlılıklarından bahsediyor.

Rum
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

58. ANT OLSUN Kİ; Biz Kur’an’da, insanlar için (akıllara, düşünce ve duygulara hitap edici) her tür misali (ortaya koyup) anlattık. Bundan böyle; şüphe yok ki, sen onlara, bir mucize de getirsen (inanmıyorlar ve) inkâr edenler (sana:) “Siz; (sen ve arkadaşların) yürürlükte olanı/geleneklerimizi, iptal edicilerden başkası değilsiniz!” diyorlar.

59. İşte böyle; Allah öğrenmeye çalışmayanların kalplerine mutsuzluk verir.

60. Şimdi sen sabret! Şüphesiz Allah’ın sözü gerçektir. Gerçekleri anladığı halde gizleyen(kâfir)ler, sakın seni gevşekliğe sürüklemesin!

Peygamberimizin alttaki uyarıları bence çok önemli çünkü sapıklıkta direnen kötü bir karşılık bulacak diyor.

Sadık Türkmen meali

Rum
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

91. (EY MUHAMMED, de ki): “Ben ancak, bu şehrin (Mekke’nin) Rabbine kulluk etmekle emrolundum. O, burayı (Kâbe’yi/Mekke’yi) özel konumlu yer kılmıştır. Herşey O’nundur. Ben teslim olanlardan olmakla emrolundum.

92. Kur’an’ı (anlayarak) okumakla emrolundum. Kim doğru yola gelirse, ancak kendisi için doğru yola gelmiş olur. Kim de saparsa (kendisi sapmış olur).” (Böylelerine) de ki: “Ben yalnızca uyarıcılardanım!”

93. Ve yine de ki: “Allah’a övgüler olsun! O, ayetlerini (doğada, evrende yarattıklarını) size gösterecek. siz de onları görüp tanıyacaksınız!” Rabbin yaptıklarınızdan bilgisiz değildir!

Abdülaziz hocanın Allah Dilediğini Saptırıp Dilediğini Doğru Yola Mı Getirir? ilgili anlattıklarının ne kadar önemli olduğunu fark etmişsindir.

Erdem Uygan'ın Hikayesi

Buraya bir örnek almak istedim, bu örnek herkes için geçerli, radyoda ve televizyonda çeşitli programlar yapan Cenk ve Erdem'in Erdem Uygan'dan bahsedeceğim. Erdem Bey kuran okumaya, araştırmaya başladığında kendisinde değişiklikler olmuş. Buradan da görebilirsin bu haberler tesadüf değil, kurana yönelen, araştıran mutlaka gerçeği görür. Cenk ve Erdem in Erdem'i nasıl ve neden dindar oldu

Buraya kadar yazdıklarım, Abdülaziz hocanın dersleri ve ayetlerden görmüş oldun ki dinin uydurulmuş olduğunu zannedip sürekli bu yönde gayret çaba harcayan insanın bu dinin uydurulmadığını anlaması mümkün değil, duymamak için sırtlarını dönüp, kulaklarını tıkıyorlar, ayetlerle alay ediyorlar. Allah bu insanlara hidayet etmeyeceğini bildirmiştir. Ateist bir grubun paylaştığı resimlerden biri, peygamberimizin vahiy almasına “hayali arkadaş” bunun kitlelere yansımasına “din” dendiğini yazmışlar.

Hayali arkadaşları olanlar, sesler duyup bu seslere göre çeşitli işler yapanlara şizofren deniyor ve bu bir hastalık. Abdülaziz hoca yukarıdaki uzun derste ayetleri açıklarken ayetler Türkçe’ye çevrilince daha iyi anlaşılması için bir açıklamada bulundu, mealen “sanki biz bu insanları cehennem için yaratmışız, kulakları var duymak istemiyorlar, gözleri var görmek istemiyorlar, akılları var kullanmak istemiyorlar, sanki Biz onlara bir perde çekmişiz de görmelerini, duymalarını engellemişiz gibi davranıyorlar, uyarılara kulak asmıyorlar, sanki biz bu insanları cehennem için yaratmışız” şeklinde açıkladı. Bu ders, bu açıklama insanların neden inanmadıklarını en güzel şekilde açıklıyor. Gazetelerde dünyada bir buçuk milyar civarı müslüman olduğu yazılıp çiziliyor. Bir arkadaşımla sohbet ederken dünyadaki bir buçuk milyara yakın insanın müslüman olması hatta diğer semavî dinleri de katarsak "Allah’a inanan bu kadar insanın inancının temeli nedir, milyarlarca insan bir hayalin, yukarıdaki ifadeyle haşa bir şizofrenin peşinden mi gidiyor" diye sormuştum, cevap olarak "insanların küçüklükten bu bilgilerle büyütüldüğü için bunlara inanıyorlar" demişti. Buna karşılık "bizden çok daha zeki ilahiyatçılar, hocalar, ömrünü bu dini araştırmaya aramış insanlar var onlarda bunun uydurulmuş olduğunu anlayamamış mı" demiştim. Buna cevap “bunlar kanıksanmış bilgi, içlerine işlemiş” gibi bir cevap vermişti. Yani ona göre din öyle bir işlemiş ki bu insanların içine yalan olduğunu anladığı halde kanıksadığı için namaz kılmaya, oruç tutmaya, ihtiyacından fazlasından ihtiyaç sahiplerine harcamaya devam ediyor. İnsanlar görmek duymak istemedikleri zaman karşılarındakilerin yaşadığı hayatı “kanıksanmış bilgi, farkında olmadan yaşıyorlar” diye algılıyor ama aslında tam tersi, farkında olmadan yaşayan kendileri.

İnsanların neden görüp görmediğiyle ilgili anahtar ne pek çok örnek verdim tekrarlamayacağım, dünyada bu kadar milyar insan görüyor ya, bu kadar insan sence haşa “gayipten ses duyan bir şizofrenin” peşinden mi gidiyor yoksa inanmayanlar, red edenler, sapıklığı tercih edenler tercihleri yüzünden mi göremiyor? Dualarında sanki Allah karşısındaymış gibi göz yaşı döküp ağlayanlar var “ben senden razıyım sen de benden razı ol” diye dua edenler var. Bunu red edenlere nasıl izah edebilirisin? Bunu yaşamayana anlatmak mümkün değil. Bu kadar milyar nasıl oluyor da olmayan bir şeye dua ediyor? Acaba böyle mi yoksa inkardan dolayı, sapıklığı tercih edeler mi göremiyor? Anlasana burada başka bir şey var.