"Ben insanları bana kulluk etsinler diye yarattım" ne demek? Kulluk ne demek? Allah'ın bizim ibadetimize mi ihtiyacı var? Neden ibadet ederiz?

☰ Menü

"Ben insanları bana kulluk etsinler diye yarattım" ne demek?

Tamam evrim yok anladım, bizi Allah yarattı ama neden?

Zariyat
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

56. BEN cinleri (insanın algılayamadığı varlıkları) ve insanları ancak Bana ibadet etmeleri için yarattım.

57. Ben onlardan bir rızık istemiyorum ve Beni doyurup beslemelerini de istemiyorum.

58. Şüphesiz O Allah çokça rızık yaratandır, sarsılmaz kuvvet sahibidir.

59. Şüphesiz ki bu zulmeden/hain kimselere, arkadaşlarının azap payı gibi bir pay vardır. Acele etmesinler.

60. Kendilerine vadedilen günlerinden dolayı, vay o gerçeği inkâr edenlere/gizleyenlere!

İnsanlar bu ayeti duyduğunda “Allah’ın bizim ibadetimize ihtiyacı mı var” diyor. Bu elbette komik bir iddia olur. Allah neden yarattıklarının ibadetine ya da herhangi bir şeyine ihtiyaç duysun ki? Burada ihtiyaç sahibi insandır. Burada “ibadet” “kulluk” diye tanımlanan eylem çok kısır çerçevede ele alınıyor.

Fatır
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

15. EY İNSANLAR! Sizler Allah’a muhtaç olan fakirlersiniz. Allah ise zengindir, övgüye lâyık olandır.

16. Dilerse sizi götürür ve yepyeni bir halk getirir.

17. Bu Allah’a göre zor bir iş değildir.

Big bang’in hassasiyetini düşünürsen Allah’ın nasıl bir ilah olduğunu anlarsın. Big bang’in sahibi yani yaratılışın mimarı bizim aklımızın almayacağı kadar üstündür dolayısıyla O zengindir bizler ise O’na ihtiyaç duyan kullarıyız. Bizden istediği kulluk, büyüklüğünü kabul edip O’na teslim olmak. Sırayla farklı insanlaran değişik açıklamalar paylaşacağım.

Caner Taslaman - Allah'a Kulluk Ne Demek?

Caner hocanın tanımladığı "Allah’a karşı konumumu bilmek ve yaşadığım çevreyi tefekkür edebilmek" kulluğun en güzel tanımlarından biri bence. Allah bize diyor ki gerçeği çevrenizde göreceksiniz, bunları görüyorsan o zaman büyüklüğünü dile getir, teslim ol.

Fussilet
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

53. Evet, Biz ileride onlara delillerimizi gerek dış dünyada, gerek kendi öz varlıklarında göstereceğiz; ta ki Kur'ân'ın, Allah tarafından gelen gerçeğin ta kendisi olduğu onlar tarafından da iyice anlaşılacak. Rabbinin her şeye şahid olması yetmez mi?

Âyetlerin gösterilmesi başlıca şu iki şekilde açıklanır: 1. Kur'ân'ın dâvetinin kısa zamanda dünyada yayılması. 2. Allah'ın insanlara yeryüzünde ve gökte, Kendi varlığına ve birliğine dair delilleri göstermesi. Kur'ân'da bildirdiği birçok hakikatin insanların yaptıkları bilimsel keşiflerle iyice anlaşılarak, Kur'ân'ın Allah katından geldiğini anlamaları.

Bu konularda yazılmış Caner Taslaman’ın, Taşkın Tuna’nın, John Lennox vb gibi filozof ve bilim adamlarının kitaplarını okuyunca zaten gerçeği görmemek mümkün değil. İnsanlar bu konuda kuranın gerçek olduğunu yazan insanların kitaplarını değil tam tersi “kuran eskilerin masallarıdır” diyip kitap yazanları okuyor. Bunlara ilave bir de ömrünü iş ve ev arasında geçirip hiçbir şey okumayanlar var, buna müslümanlar da dahil. Ben daha kitap tavsiye etiğim müslüman arkadaşlarımın okuduğunu görmedim. Herkes sahip olduğu bilgiyi yeterli zannediyor. Allah’ı yarattıklarıyla tanırsan Allah’a karşı konumunu daha iyi değerlendirirsin “benim ibadetime mi ihtiyacı var” demezsin. Bunun hep bir idrâk olduğunu yazıyorum. Bu idrâke ulaşmak için gayret göstermek, çalışmak, okumak, düşünmek yani tefekkür etmek gerekiyor. Boş insan neyi tefekkür edecek?

Cennete Güzel ve Makbul İşler Yapmadan Girilmez

Kuranda cennete kimler girecek diye bakarsak, cennete gidecekleri söylediği her ayette “iman eden” lafının peşine “güzel ve makbul işler, iyi şeyler yapanlar” ifadesi geçer. İhsan hocanın ibadet etme tanımlaması bu açıdan kurana bire bir uyuyor. Birkaç örnek ayet vereyim.

Bakara
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

25. İnanan kimseleri müjdele ve salih amel/faydalı işleri en iyi şekilde yapanları da!.. Onlar için kesinlikle, altlarından ırmaklar akan cennetler olduğunu! Ne zaman oradaki bir meyveden rızıklandırılsalar: “Bu (tıpkı) daha önce, (dünyada iken) rızıklandığımız şeylerdir” derler. Halbuki bu rızık (meyveler), onlara (dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Ve onlar, orada sonsuz kalacaklardır.

82. İman edip faydalı bir işi en iyi şekilde yapanlar ise, işte onlar cennet halkıdırlar. Onlar orada ölmeden sürekli kalacaklardır.

218. İman edenler, hicret edenler, Allah izin verdiği için (saldırganlara karşı) cihat edenler şüphesiz bunlar Allah’ın rahmetini umarlar. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

277. Şüphesiz iman edip faydalı bir işi en iyi şekilde yapan, namazı dosdoğru/gereği gibi kılan ve zekatı (çalışıp üreterek) verenlerin ödülleri Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.

Nisa
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

112. İman edip, faydalı bir işi en iyi şekilde (dürüstçe) yapanları da sonsuz olarak kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Allah gerçek bir vaatte bulunmuştur.

Kimdir sözü Allah’ınkinden daha doğru olan?

123. İŞ, ne sizin kuruntunuza, ne de kitap ehlinin kuruntusuna göredir. Kim kötü bir iş yaparsa, onunla cezalandırılır. O, kendisine Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilir.

124. Mümin olarak erkek veya kadın her kim iyi işler yaparsa işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar.

Nisa
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

124. Erkek olsun kadın olsun kim mümin olarak iyi ve yararlı işler yaparsa, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar bile hakları yenmez.

125. Kimin dini; iyilik yaparak kendini Allah’a teslim eden ve hakka yönelen, İbrahim’in dinine tabi olan kimsenin dininden daha güzeldir? Allah İbrahim’i dost edindi.

Dikkat ediyorsan iman eden ifadesi bütün ayetlerde var. Neye iman edeceğim?

Bakara
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

177. İYİLİK, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik; “Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen onu yakınlarına, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyene ve (yönetimizinde olan ve özgürlükleri için) esirlere verenlerin; namazı gereği gibi kılan, zekatı (çalışıp üreterek) veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır (asıl iyilik).” İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.

Bir kaç ayet aldım ama kuranı baştan sona okursan cennete girmenin iman edip, ibadet hayatının peşine, "güzel ve makbul" işler yapmaya yani salih amel dedikleri şeye bağlı olduğunu görürsün. İbadetler günün belli saatlerindedir ama salih ameller günün yirmi dört saatinde yapılabilir. Elmalı'lı bu ayete yaptığı açıklamadan kısa bir bölüm aldım;

NÜZUL (İNİŞ) SEBEBİ: Âyetin inmesine Kitap ehlinin, kıblenin değiştirilmesi meselesinde dedikoduyu ileri götürmeleri, yahudi ve hıristiyanlardan her birinin, kendi kıblelerine yönelmenin daha hayırlı olduğunu iddiada ısrar etmeleri sebep olmuştur. Bunun için onlara ve bu vesile ile bütün insanlara hitaben buyuruluyor ki: Ey İnsanlar! Yüzlerinizi doğuya ve batıya doğru çevirmeniz, işin aslında istenen erginlik ve hayır değildir. -Diğer kırâete göre- Asıl istenen erginlik ve hayır, yüzlerinizi doğuya ve batıya doğru çevirmeniz değildir.

"İYİLİK, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz değildir" ifadesi Abdülaziz hocanın bir dersinde dinlemiştim, şu şekilde de anlaşılabilirmiş, burada iyiliğin doğu ya da batı medeniyetlerine ait olmaya çalışmak ya da bununla övünmek değildir diyor, nerede olursan ol ister batıda ister doğuda Allah’ı, peygamberleri, kitapları, melekleri yani herşeyi tasdik ediyor musun bu önemli. Bundan sonra hayatın içinde iyilik yapmak, güzel ve makbul işler yapmak geliyor. Cennetliklerin anlatıldığı bu ayetler üzerine İhsan Hocanın BEN cinleri (insanın algılayamadığı varlıkları) ve insanları ancak Bana ibadet etmeleri için yarattım ayeti için biraz daha detaylı bir açıklama.

"Allah'ın ne ihtiyacı var ki, bizden ibadet etmemizi istiyor?"

Artık ibadetin ne demek olduğunu biliyorsun, "Allah’ın benim namazıma orucuma vb mı ihtiyacı var" demezsin umarım.

Neden Allah'ı Anar Büyüklüğünü Dile Getiririz?

Bu dersleri dinledikten sonra olayın ne olduğunu anladığını umarak bir konuya daha geçeceğim. Bir zamanlar benim de anlamadığım imandan sonra anladığım şimdilerde inanmayanlar ya da imanı zayıf kimselerden duyduğum “neden ibadet ediyorsun, bunun mantığı ne” “neden Allah kendisini sürekli anmamızı istiyor” gibi sorular üzerinde durmak istiyorum. Bu konuda senin de soruların varsa bu konuda seni ikna edeceğimi vaad etmiyorum. İslamda kimse kimse adına bir şey başaramaz. Eğer imanın zayıfsa bu bir araya getirdiğim bilgiler imanını nasıl güçlendirirsin bunu gösteriyor.

İnancı olmayan ya da zayıf inancı olan insanlar ibadetleri sorguluyorlar, namazı soruyorlar, niye günde beş defa bunu yapmam gerek, neden yılda 1 ay oruç tutarak gündüzü aç susuz geçireceğim, niçin taa Arabistan'lara gidip hac yapıyorsun vb bunlar benim eski hallerim, ben de böyleydim. En basiti arkadaşlarım cumaya giderdi ben gitmezdim. Onları cumaya götüren beni ise olduğum yerde oturmaya devam ettiren şey imandır. Ben de yoktu onlarda vardı. Şu an bu soruya desem ki “Allah bizden ibadet etmemizi istedi o yüzden ibadet ediyoruz, o yüzden sabahın beşinde uykumuzdan kalkıp sabah namazını kılıyoruz” sen “neden böyle bir şey istiyor diyeceksin” çünkü ben de “neden güneş doğmadan kalkıp namaz kılmamızı istiyor ki” derdim. Şimdi burada yavaş yavaş gitmek lazım önce insanın Allah’ın varlığından şüphesinin kalmaması lazım. Burada örneğini verdiğim biz anlayalım diye yazılmış fizik bilgilerinin olduğu kitapları okuyup, çevreye , yaşadığın dünyaya, evrene bakıp delilleri, hassas düzeni görüp Allah’ın varlığını eseleriyle görmek lazım. Bundan sonra peygamberlerin ve kitaplarının gerçek olduğuna inancın olmalı. Bunun da en kolay yolu kuranın insan yazması olmayacağını gösteren ayetler ve bilimsel gerçekler var, bu ikisinin örtüştüğünü gördüğün zaman “bu bilgileri 1400 sene önce kum okyanusunda bir insanın bilmesine imkan yoktur o zaman bu kitap Allah’tandır” kanaatine vardığın zaman zaten iman etmeye başladın demektir. Bu süreç aynı zamanda Allah’ı arayıp bulma sürecidir. Bu yola girdiğinde Allah samimiyetine göre bunların gerçek olduğuna dair yardım ediyor.

Maide
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

16. Allah; onunla (o Kur’an ile), rızası peşinde olanları sonsuz kurtuluşa ve onları izniyle, karanlıklardan aydınlığa çıkarıp, kendilerini dosdoğru bir yola iletir.

Tegabün
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

11. ALLAH’ın izni/onayı olmaksızın, hiçbir musibet başa gelmez. Kim Allah’a inanmak isterse/inanırsa, Allah onun kalbini hidayete/doğruya iletir. Allah herşeyi bilir.

12. Allah’a itaat edin, Rasûl’e de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki, elçimize düşen sadece apaçık bir tebliğdir.

13. Allah kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Müminler yalnız Allah’a tevekkül etsinler.

Abdülaziz hocanın anlattığı fatihayı okuyarak kimyası değişen genci hatırla. Bir yerde Allah “artık arama, bu kadar yeter işte gerçekleri buldun” deyip kalbini islama açar ve artık şüphen kalmaz, iman kalbine yerleşir. Bundan sonra ibadetlerin neden olduğunu artık biliyorsun demektir. Allah benden bunları istiyormuş dersin ve ibadete başlarsın ve üstelik ibadet ederken mutlu olmaya başlarsın, hayatın anlamı birden bire artık değişmiştir. Bir insan ne kadar geç yatarsa yatsın güneş doğmadan kalkıp namaz kılmasını başka türlü izah edemezsin. Efendim cennete girmek içinmiş, cehennemden korktuğu içinmiş, geç bunları, bir insan Allah’ı delilleriyle gördüğü, bu davetin gerçek olduğunu anladığı zaman yaptığı her şey Allah rızası için olmuştur. Ben yirmi dört yaşımdan sonra ibadetlere başladım. Daha önce ben de sorardım, o niye öyle, bu niye böyle ama şimdi sabah namazını kaçırmamak için gayret gösteriyorum. Buna kısaca iman diyebilirim. İmanın yoksa, zayıfsa neden ibadet edildiğini anlatamazsın, nasıl ki ben daha önce anlamıyor idiysem sen de şu an öyle olabilirsin, sonuçta herşey, bunları anlamak senin elinde. Bu uzun cevaptı, kısa cevap Allah bizden ibadet etmemizi istiyor.

Allah'ı Delilleriyle Tanımdan İbadet Edip Anamazsın

Benim karşılaştığım bir diğer konu “Allah neden sürekli kendisinin anılmasını istiyor” Üstteki paragrafta ne demek istediğimi birazcık ifade edebildiysem bunun cevabını da Allah’a yönelmeden, O’nu, dinini tanımadan, iman sahibi olmadan tam olarak anlayamayacağını fark etmişsindir. Allah’ın bunu neden istediğine ben O’nun adına yetkili olmadığım için beklediğin şekilde cevap veremem ama anladığım kadarıyla bir şeyler yazabilirim. Seherlerde dua edenleri, iman etmeden önce ya da imanı varken yaptığı hatalar için af dileyip, dua edip namaz kılanları gördün mü? Bu insanlar sadece bir dine ya da bir ülkeye ait insanlar değiller. Hristiyanların bir kolu günde yedi vakit namz kılar. Bizden farklı olarak kuşluk ve teheccüd namazını da farz gibi kılarlar. Biz de bu namazlar isteğe bağlıdır. Yahudi de olsa, hrıstiyan ya da müslüman da olsa gecenin bir yarısı kalkıp Allah’ı anan, adını yücelten insanlar var. Buradan başlarsam daha kolay olur sanırım. Dünyada yüz milyonlarla ifade edilen insan grubu hangi dine mensup olursa olsun, Allah’ı anmak, büyüklüğünü dile getirmek, bunu tekrarlamak gayretinde ve fiilindeyse demek ki bu imanın getirdiği bir şey. Şu evrene, dünyaya bakıp bunlarla ilgili kitaplar okuyup Allah’ın dış dünyadaki ayetleri gören insanlar Allah’ın ne kadar büyük olduğunu ister istemez dile getirir. Ben bu sordukları soruya tersten giderek cevap vereceğim. Allah diyor ki “bunları gördüğünde Ben’i an” bu imanın tasdikidir, Allah’ın büyüklüğünü idrâk ettiğini göstergesidir. Vakia suresinde bunun bir örneği var, Allah burada meydan okuyor;

Vakia
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

57. SİZİ Biz yarattık, tasdik etmeniz gerekmez mi?

58. Ana rahmindeki nutfeyi hiç düşündünüz mü?

59. Onu siz mi yaratıyorsunuz? Yoksa yaratan Biz miyiz?

60. Ölümlü varlıklar olarak sizi yarattık, şu işleri yapmaktan Bizi alıkoyacak kimse yoktur;

61. sizin benzerlerinizi değiştirip getirmemiz ve bilmediğiniz bir şekilde sizi yeniden inşa etmemiz hususunda.

62. Ant olsun siz, ilkin nasıl varedildiğinizi/yaratıldığınızı biliyorsunuz.Öyleyse düşünüp öğüt almanız gerekmez mi?

63. EKTİĞİNİZİ gördünüz mü:

64. Onu siz mi bitiriyorsunuz? Yoksa bitirenler Biz miyiz?

65. Dileseydik onu kupkuru bir çöp yapardık, siz de şaşırıp kalırdınız:

66. “Biz ağır bir borç altına girdik,

67. ama şimdi mahrum edilenleriz!” (diye sızlanırdınız).

68. İÇTİĞİNİZ SUYA baktınız mı iyice?

69. Onu buluttan siz mi indirdiniz? Yoksa indirenler Biz miyiz?

70. Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şükretmeniz gerekmez mi?

71. TUTUŞTURUP yaktığınız ateşi gördünüz mü?

72. Onun ağacını siz mi yarattınız? Yoksa yaratan Biz miyiz?

73. Onu bir hatırlatma ve gelip geçenlere/ihtiyacı olanlara bir fayda kıldık.

74. Öyleyse büyük Rabbinin ismini yücelt!

Yukarıdaki “gördünüz mü” “baktınız mı” diye sorduğu şeyleri “evet bunları Allah yaratmıştır, ben buna kesin inandım” diyorsan o zaman bunu göster, bütün bunları yapan büyük Rabbinin ismini yücelt! Allah bunun için anılıyor işte büyüklüğünü gördükçe içinden anmak, ismini yüceltmek gelir ve bunu yapmaya başlarsın. Allah'ı yarattıklarıyla, eserleriyle tanıdıkça Allah aklının içinde büyür sen de o ölçüde küçülürsün, bunu idrâk etmeye başlarsın.

İnsanlar mesela sıkıntı durumlarında “inşallah” kelimesini çok sık kullanır, benim şahit olduğum inancı zayıf insanlar kendi menfaatleri söz konusu olduğunda “inşallah” demeyi unutmuyorlar, “inşallah sınavda başarılı olurum” “inşallah işe alınırım” vb. Bu Allah’ı anmak demektir ama farkı kendi menfaatin için anıyorsun. Daha zor durumları düşünürsek mesela hastalıkları ya da korku duyulan olayları, imanı zayıf insanlar bile içlerinde bir yardım umudu taşıyor olabilir. Bunu da en güzel “inşallah” diyerek gösteriyorlar. Allah bu tavırları ayetler şeklinde bildirmiş.

Enam
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

63. DE Kİ: “Karanın ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarıyor?” Boyun bükerek ve gizlice O’na yalvarırsınız: “Şayet bizi bu durumdan kurtarırsa; elbette şükredenlerden olacağız” diye.

64. De ki: “Allah sizi ondan ve bütün sıkıntılardan kurtarıyor! Sonra yine de ortak koşuyorsunuz!”

Sıkıntı zamanında pek çok insan Allah’ı anıyor, Allah da diyor ki “Beni her zaman an” bu kimin yararına dersin? Allah’ın bizim “çok büyüksün” dememize ihtiyacı yok ki. Bu Allah’a kul olma bilinci ile ilgili.

Vakia süresinin başında 3 sınıf insandan bahsediyor, birincisi Allah’a en yakın olan insanlar, bunlar her hayırda hep en önde olanlar, ilk önce yardıma gelenler, yardıma koşanlar oluyor ya, bu sınıf işte onlar. İkinci sınıf sağın arkadaşları cennete gidenler, üçüncü sınıf solun arkadaşları cehennemlikler diye geçiyor. Buradaki sağ sol siyasi bir terim değil. Surenin sonunda yine bunlardan bahsediyor, "Allah’a bağlı olmadığınızı düşünüyorsanız ölüm zamanı ölen kişinin ruhunu tutsanıza, ölmesin" diyor. Ölen kişi için bu üç sınıfı tekrar sayıyor;

Vakia
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

81. ŞİMDİ SİZ, bu sözleri (ayetleri) küçümsüyor

82. ve rızkınızı (yiyecek ve içeceklerinizi) yalanlıyor musunuz?

83. Ama can boğaza dayandığı zaman,

84. o zaman siz sadece bakıp durursunuz!

85. O anda, Biz ona (çıkacak can’a) sizden daha yakınız, fakat siz (Bizi) görmezsiniz.

86. Peki öyleyse, eğer (Bize) bağımlı olmadığınızı düşünüyorsanız,

87. sözünüzde doğrular iseniz onu (can’ı) geri çevirsenize!

88. ONA (ölecek kişiye) gelince, eğer o yaklaştırılanlardan ise;

89. ona bir rahatlık, güzel bir koku ve nimet cenneti vardır.

00. Eğer sağın halkından/erdemlilerden/salihlerden ise,

91. o zaman; “Selâm sana, sağın halkından olan!”

92. Eğer sapık yalanlayıcılardan ise;

93. kaynar sudan bir ağırlama

94. ve çılgın ateşe atılma vardır!

95. Hiç şüphesiz, işte bu kesin gerçektir!

96. ÖYLEYSE, büyük Rabbinin ismini ulula/tesbih et/yücelt!

Burada bir güç meydan okuyor, hiç kimsenin bunlara güç yetiremeyeceği bir durum bu. Burada meydan okuyan bu gücün yani Allah’ın ne kadar büyük olduğu görülüyor. Eğer bunu, ne kadar büyük olduğunu anlıyorsan o zaman büyük Rabbinin ismini ulula/tesbih et/yücelt!

Allah'a Dua Etmeden Dualarının Karşılığını Görmeden Anamazsın

Bununla beraber başından bir şeyler geçen insanlar mesela işlerini kaybedenler, iflas edenler, zor hastalıklara yakalanıp uzun süre tedavi olanlar vb süreçlerde imanı olanlar ister istemez Allah’a yaklaşır. İçinde bulunduğu durum için dua eder, yardım ister. Bu süreç ne kadar sürerse sürsün rahata kavuştuğunda artık Allah’ı daha önce olmadığı kadar anmaya başlar. Bunları böyle yazıyorum ama bunları yaşamak lazım, bir sıkıntın yoksa dünya sana yetiyorsa Allah’ı anmak aklından geçmez, içinden gelmez. İşte dünya sıkıntısı olanların Allah’a yönelmesi dertlerine çare istemesi gibi ahiret sıkıntısı çekenler de Allah’ı çok anarlar. Allah’ı ne ölçüde merak ediyorsan, görmek istiyorsan o ölçüde Allah’ı anar, bu sıkıntına ahirette karşılık umarsın yani Allah’ı görmek istersin. Allah’a, yeniden dirileceğine imanı olan Allah’ı çok anar çünkü derdi artık dünya değil ahirettir. Bu hal insanın içinde vardır, inananlara zor gelmez hatta Allah’ı anmak insanların hoşuna giden bir haldir. Böyle tersten gidince, insanların gecenin bir yarısı kalkıp, namazlarda, hiçbir şey yapmazken Allah’ andıklarını göz önünde tutarsan Allah’ın “Beni çok sık anın” demesi bir yol göstermedir. İnsanlar Allah’ın “benim O’nu anmama ihtiyacı mı var diyor” elbette yok. Öyle bakarsan Allah’ın neye ihtiyacı olabilir? İnsanlar bu davete sırtını döndüğü için Allah'ı çok anan, çok ibadet eden insanların gerçek olduğunu anlayamıyor. Hem kuran uydurulmuştur diyip hem de benim Allah inancım var demek hiçbir şey ifade etmez. Böyle bir durumda Allah'a olan inancı aldatıcıdır, yeter sanırsın ama yetmez çünkü Allah peygamberlerine, kitaplarına yani davetine icabet edene yardım etmektedir. Kuran uydurulmuş diyen mümkün değil neden gece yarısı kalkıp ibadet edildiğini, insanların seher vakitlerinde af dilediğini anlayamaz. Ama davete uyanlar bir zaman sonra kesin bilgiye ulaşırlar, kendi kendilerine ikna olurlar.

Rad
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

19. RABBİNDEN sana indirilenin, gerçek olduğunu bilen kimse, görmek istemeyen gibi olur mu? Akıl sahipleri düşünüp anlasınlar.

20. Onlar, Allah’a verdikleri sözü yerine getiren ve sözleşmeyi bozmayanlardır.

21. Onlar, Allah’ın riayet edilmesini emrettiği haklara riayet eden, Rablerine saygı besleyen ve kötü hesaptan korkanlardır.

22. Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı gereği gibi kılan, kendilerinin elinde bulunan rızıklardan; gizli olarak ve açıktan Allah’ın tavsiye ettiği şekilde harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır.

23. Bu sonuç da Adn cennetleridir. Atalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler. Melekler de her bir kapıdan yanlarına girerler (ve şöyle derler):

24. “Sabretmenize karşılık selâm sizlere. Dünya yurdunun sonucu (olan cennet) ne güzeldir!”

Allah'ın Değil İnsanın İhtiyacı Var

Allah'ın bizim hiçbir şeyimize ihtiyacı yoktur, bizden istedikleri şeyleri bizim yararımıza, biz faydalanalım diye istemiştir, kendisinin ihtiyacı olduğu için değil. Tersten anlattım, umarım karışıklık olmamıştır. Zaten insanlar Allah’ı anar haldeler, bu insanların içinden gelen bir şey. Allah’ı dışarıdaki ayetleriyle görüyorsan o zaman O’nu çok an, büyüklüğünü dile getir. Kendinle ilgili sıkıntılarda dualarına karşılık bulunca Allah’ı çok an, büyüklüğünü dile getir, bu aynı zamanda şükürdür.

Allah peygamberimize [sallallahu aleyhi ve sellem] tüm yaşadığı olumsuzluklara, işkencelere rağmen şöyle demiş.

Kaf
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

39. ONLARIN dediklerine sabret/aldırış etme; güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini överek tesbih et.

40. Gecenin bir bölümünde ve secdelerin/namazın ardından da... (O’nu överek tesbih et).

Allah aynı şeyi müminlere de söylemiştir.

Ahzab
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

41. EY İMAN EDENLER! Allah’ı çokça zikredin/hatırlayın/anın.

42. Onu sabah akşam tesbih edin/çokça aklınıza getirin.

43. O’dur sizi karanlıklardan aydınlığa çıkaran, melekleri de sizin için bağışlanma dileyen ve müminlere karşı da çok merhametli olan!

44. Allah’a kavuşacakları gün, müminlere yönelik esenlik dileği: “Selam”dır. Allah onlara çok değerli bir ödül hazırlamıştır.

Yol budur. Kibir, kendini büyük görmek, Allah’ı anmayı kendine yedirememek, “benim anmama mı ihtiyacı” var demek de bu yolun tam tersi. Allah büyüklük taslayanları sevmediğini söylüyor.

Mümin
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

56. Allah’ın ayetleri hakkında, kendilerine gelmiş bir delil olmaksızın, tartışıp duran kimseler var ya; şüphesiz ki, onların göğüslerinde, kendisine asla erişemeyecekleri, bir büyüklük taslamaktan başka bir şey yoktur! Öyleyse sen Allah’a sığın/yönel. Şüphesiz O; işitendir, görendir.

Nahl
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

22. İLAHINIZ BİR TEK İLAH’TIR! Ahirete inanmayan kimselerin kalpleri inkârcıdır. Onlar büyüklük taslarlar.

23. Gerçek şudur ki; şüphesiz Allah, gizlediklerini de biliyor, açığa vurduklarını da!.. Şüphesiz O, büyüklenenleri sevmez!

İnsanlar eğer büyüklük taslamaz, Allah’ın büyüklüğünü takdir edip dinine girer bu doğrultuda çalışırsa gün gelip de Allah’ı en çok ananlardan olmaları sürpriz olmaz.