Tevbe ve istiğfar. Tevbe ne demek? İstiğfar ne demek? Allah bütün günahları affeder mi?

☰ Menü

Tevbe ve İstiğfar - Allah bütün günahları affeder mi?

Bazen insanların Allah'ın kendilerini bağışlamayacağını söylediklerini duyuyorum. Bu sayfayı bu duyduklarım üzerine yapmaya karar verdim. İnsan ne günah işlerse işlesin Allah affeder çünkü Allah et Tevvap, el Gafur, el Gaffar, el Rahim'dir. Hiç bir günah Allah'ın affı ve merhametinden büyük olamaz. Bu yüzden tevbe etmek gerekir. Tevbe dönüş yapmak, istiğfar ise Allah'tan günahlarını örtmesini, işlememiş gibi yapmasını istemektir. Allah diyor ki Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları bağışlar.

Zümer
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

53- DE Kİ: “(Allah şöyle buyurur): Ey kendi zararlarına sınırı/haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz O, bağışlayandır, esirgeyendir.

54- Rabbinize yönelip dönün ve O’na teslim olun! Size azap gelmeden önce! Sonra size yardım edilmez!

55- Rabbinizden size indirilenin en güzeline (Kur’an’a) uyun! Size azap ansızın ve hiç farkına varamayacağınız bir sırada gelmeden önce!

56- Bir nefsin şöyle demesinden çekinin: “Allah’a karşı aşırı gitmem yüzünden vah başıma gelenlere! Gerçekten ben, alay edenlerden idim.”

57- Veya şöyle demesinden: “Eğer Allah bana hidayet etseydi, elbette, ben de korunup sakınanlardan olurdum.”

58- Ya da azabı gördüğü an şöyle demesinden: “Benim için tekrar dönmek olsaydı, ben de güzel işler yapanlardan olsaydım.”

59- Hayır öyle değil! Ayetlerim/delillerim sana geldi de sen onları yalanladın, büyüklük tasladın ve inkârcılardan oldun.

Bu son ayetten bu ayetler sanki müşriklere söyleniyor gibi görünüyor, Allah müşriklere bile "Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları bağışlar" diyorsa bir müslümanın günahlarını hayli hayli bağışlar çünkü ayetin başlangıcı herkese hitap ediyor Ey kendi zararlarına sınırı/haddi aşan kullarım!. Tevbe zaten bu yüzden var değil mi? Allah Nisa suresinde şöyle diyor;

Nisa
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

110- Kim bir kötülük yapar, yahut kendine zulmeder, sonra da Allah’tan bağışlama dilerse, Allah’ı çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici bulur.

Allah kendisinden af dileyenler için çok affedici olduğunu söylüyor. Tevbe etmiş olmak için dönüş yapmak gerekiyor. Gitti yolun yanlışlığını fark edip, bir daha geri dönmemek üzere dönüş yapmak gerkiyor. Dönüş yapmak da yetmez bundan sonra salih ameller yapmak gerekir. Zaten dönüş yapan kişiler salih amel yapmaya başlıyorlar.

Allah sırf inançlarından dolayı insaları yakanları bile eğer tevbe ederlerse affedeciğini söylüyor.

Buruç
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

4. KAHROLSUN o hendek arkadaşları,

5- o ateşlerle dolu hendeği hazırlayanlar!

6- Hani onlar, onun çevresinde oturmuşlardı.

7- Ve müminlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

8- Kendileri onlardan yalnızca güçlü ve övgüye değer Allah’a inandıkları için intikam alıyorlardı.

9- O (Allah) ki; göklerin ve yerin mülkü/yönetimi/imparatorluğu O’nundur. Allah herşeye şahittir.

10- MÜMİN erkeklere ve mümin kadınlara işkence edenler, sonra da tövbe etmeyenler var ya; işte onlara kesinlikle cehennem azabı vardır. Yakıcı ateş azabı da onlar içindir.

11- İman edenlere ve salih amelleri/faydalı işleri en iyi şekilde yapanlara ise, alt taraflarından ırmaklar akan cennetler vardır. Büyük başarı/kurtuluş işte budur!

Tevbeyi son nefese bırakmak çok tehlikelidir

Allah ölmüm anında tevbelerin kabul olmayacağını söylüyor.

Nisa
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

17- Allah katında tövbe; ancak bilmeyerek günah işleyip, sonra tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah bunların tövbelerini kabul buyurur. Allah bilen ve doğru hüküm/karar verendir.

18- Yoksa tövbe kötülükleri yapıp yapıp da, kendisine ölüm gelip çatınca; “İşte ben şimdi tövbe ettim” diyen kimseler ile, kâfir olarak ölenlerinki değildir. Bunlar için ahirette çok acıklı bir azap hazırlamışızdır.

Bu ayetlerde yanlış bir tercüme var, Allah'ın bilmeyerek günah işleyenlerin tevbesini kabul edeceği şeklinde çeviriyorlar ama doğrusu kendisini tutamayarak günah işleyenlerin tevbesidir. Mesela müslümanlar zinanın günah olduğunu biliyor ama arasıra bunu yapan müslümanlar var. Hem biliyor günah olduğunu hem yapıyor, üstteki ayete bakın Allah'ın kabul edeceği tevbe için "ancak bilmeyerek günah işleyenler" diyorlar, bu durumda bilerek günah işleyenleri affetmeyecek mi? En baştaki Zümer suresinin ayetlerinde herkesi affedeceğini, Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin diyordu, nasıl olcak şimdi? Ayeti "bilmeyerek günah işleyenler" diye çevirince tutarsızlık oluyor, doğrusu kendisini tutamayarak günah işleyenlerdir. Zaten günahların yapısı böyledir, insan kendisine, nefsine hakim olamayınca günah işler.

Bu ayetlerin ele alındığı bir dersi göstereceğim. Bu derste "isim" -s arapçadaki peltek s şeklinde okunuyor- diye bir şeyden bahsediyor. İsim, Allah'ın sistemi, bizler günah işledikçe bazı şeylerden mahrum kalıyormuşuz, ben bunu duyduğumda geçmişimde neden bazı şeylerin bir türlü olmadığını anlamış oldum. Bizler günah işledikçe Allah bizi hayırlardan mahrum bırakıyor.

Tevbe ve istiğfar - Nisa 110 - Abdülaziz Bayındır