İsra ve Miraç nedir? Miraç nasıl oldu? Gece yürüyüşü ne demek? Mescid-i aksa nerede? Taif yolculuğu ve mirac ilişkisi- Kadir gecesi hangi gecedir?

☰ Menü

İsra ve Miraç Nedir?

Bu sayfada neler var;

1 - Gelenekçilerin miraç tarifi

2 - Necm suresi İsra olayının delili midir?

3 - Peygamberimiz Miraç'ta Allah'la kabe kavseyn - iki yay gibi karşılıklı durdu mu?

4 - Miraç'ta peygamberimize Bakara suresinin son iki ayeti verildi mi?

5 - Namazın Elli Vakitten Beş Vakite Düşürüldüğü İddiası

6 - Beş Vakit Namazı Emreden Ayetler

7 - Mescidi Aksa nerede? Peygamberimiz Kudüs'te ki mescitde bütün peygamberlere namaz kıldırdı mı?

8 - Peygamberimiz Allah'ı  Gördü Mü?

9 - Pavlus'un ve Zerdüştlükteki Arda Viraf'ın Göğe Yükseliş Hikayeleri

10 - Ardâ Vîrâf’ın ahıret günlüğündeki cehenem cezalarıyla peygamberimizin Miraçta gördüğünü söyledikleri cehennem cezalarının benzerlikleri.

Google'a "Miraç hadisi" yazdım ilk sırada Yani Akit'in sayfası çıktı. Onlar da başkasından naklederek klasik Miraç anlatısını yazmışlar. Bu yazı üzerinden Mirac'ın bize anlatıldığı gibi olmadığını gçstermek istiyorum. Bu yazının diğerlerinden hiç bir farkı yok. Derli toplu diye bunu seçtim. Ben Mirac'ı inkar etmiyorum ama bize anlatıldığı gibi bir Miraç olmadığını biliyorum. Alttaki yazı klasik Miraç anlatısı.

yeni-akit-mirac-hadisi.pdf

Miraç hadislerinde anlatılan alt tarafa yadığım beş maddenin aslında hiç bir zaman yaşanmadığını görürsek bu hadisteki geri kalan yazanların da yani bize anlatıldığı gibi bir Mirac'ın yaşanmadığını anlayabiliriz.

1 - İkinci sayfada peygamberimizin Mescidi Aksa'da bütün peygamberlere namaz kıldırması

2 - Üçüncü sayfadaki prygamberimizin gök kapılarından geçip göğe yükselişi

3 - Dördüncü beşinci ve altıncı sayfanın yarısındaki -bu çok öenmli- Peygamberimizin Allah'ı görmesi hatta ikisinin iki yay kadar birbirine yaklaşması

5 - Altıncı sayfadaki Miraç'ta peygamberimize ikram edilen üç şey; beş vakşt namaz, bakara suresinin son iki ayeti, müslümanların herkesten önce cennete girmesi hediye edilmiş.

6 Dokuzuncu sayfadaki peygamberimizin cehennem ehlini, hangi cezaları aldığını görmesi

★★★

Klasik Miraç anlatısında İsra ayetle Miraç hadisle sabit diyorlar. İsra gece yürüyüşü demek. Klasik yoruma göre Allah peygamberimizi gece Kudüs'te ki Mescidi Aksa'ya yürüttü oradan da Miraca yükseldi. Allah'ın yanına çıktı hatta "kabe kavseyn" denilen iki yayın kirişlerinin yüz yüze gelmesi gibi Allah'la peygamberimiz o kadar yakın durdu.

Necm suresi İsra olayının delili midir?

Pek çok kişi Necm suresini İsra-Miraç'a delil gösteriyor. İsra ayetinde Allah İsra olayını neden yaşattığını söylüyor diyorlar. Alttaki ayette koyu belirttiğim yer. Alttaki meal Abdülaziz Bayındır'ın, kendisi Mescidi Aksa'nın kelime anlamı en uzak mescit olduğundan, bu mescidin yer yüzüne en uzak mescit olduğunu, bunun da yedinci kat semada olduğunu, Necm suresinin 13-18 ayetlerinin yedinci kat semada yaşandığını söylüyor.

İsra

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

1 - Kulunu bir gecede Mescid-i Haram[1*]’dan alıp, çevresini bereketli kıldığı[2*] en uzak mescide (el-Mescid’ul-aksâ’ya) götüren Allah, eksikliklerden uzaktır. Bu, ona bir kısım âyetlerimizi[3*] göstermek içindir. O (Allah) dinler ve görür.

[1*] Kabe ve civarı

[2*] İltifat

[3*] İsra gece yürüyüşü, miraç yükselme ve asansör demektir. Ayette bahsedilen göstergeler, en uzak mescidin, yani 7.kat semada bulunana Allah’ın arşının (yönetim merkezinin) bulunduğu yerdekilerdir. Kuran bilgisi çerçevesinde orada cennetler, cehennemler ve Allah’ın arşı olduğu bilgimiz dahilindedir. Bu bilgileri tüm gerçekliğiyle ahirette biz de görebileceğiz ancak nebilerin kendi görevlerine alışmalarının sağlanması, kendine ve vahiy meleğinin getirdiği ayetlere güveninin artması maksadıyla özel olarak eğitime alındıkları, bizim için gizli (gayb) olan bazı bilgilere kavuştukları açıkça anlaşılmaktadır.

Koyu belirttiğim yerde görüldüğü gibi Allah isra'yı ayetlerini göstermek için yaşatmış. Necm suresinin 18. ayeti şöyle Ant olsun ki o, Rabbinin büyük ayetlerinden bazılarını gördü. Necm suresinin bu ayetini İsra'ya delil gösterenler bu ayete dayanıyor. "Allah isra suresinde bazı ayetlerini göstermek için bu yürüşü yaptırdığını söylüyor, Necm suresinde de ayetlerden bazılarını gösterdi" diyorlar. Buradaki sıkıntı Necm suresinin iniş tarihi. Necm suresinin inişi beşinci yıldadır. İsra suresi ise Medine'ye hicretten önce son inen surelerdendir, onuncu yılda inmiştir. Yani aralarında beş sene var. Buna itiraz edilebilir; denebilir ki "surelerin iniş sırası kesin olmayabilir, yapılan bu sıralama yanlış olabilir ama ayetler bir birini tamamlıyor." Necm suresi peygamberimizin ilk kez açıktan okuduğu sure. Bunu okurken şeytanın vahye karışıp, peygamberimize müşriklerin putlarını övdürdüğünü iddia ettiler. Bu olayın tarihi Habeşistan'a hicretin öncesine denk geliyor. Malum müslümanlar Mekke'de işkence görüyordu, peygamberimiz bir grup müslümanın Habeşistan'a gitmesini istemişti. Habeşistan'a hicret beşinci yılda oldu. Bu tarihte kimsenin şüphesi yok. Habeşistan'a hicret, garanik olayı beşinci yılda ise Necm suresi de bu olayların olduğu zamanda inmiş demektir. O zaman Necm suresinin İsra suresinden çok önce indiği tarihi bir gerçektir. Bu durumda Necm suresi İsra olayının açıklaması olamaz.

İsra, gecenin kısa anında yürüyüş demek ama Miraç asansör demek. Kuranda Meariç suresi var, asansörler demek. Allah'ın meariç sahibi olduğunu söylüyor. Eğer dendiği gibi Miraç yedinci kat semada yaşandıysa bunun İsra olayıyla bir ilgisi yoktur çünkü isra'da Allah kulunu bir gece yürütmüştür diyor, yürümeden bahsediyor, göğe yükselmekten bahsedilmiyor. O zaman İsra'nın Miraç'la bir ilgisi yoktur. Delillerim altta yazdığım Miraç'ta yaşandığını iddia ettikleri şeylerin doğru olmamasıdır.

Ben bunları kendi kurguladığım bir şey olarak yazmadığımı göstermek için, İsrafil Balcı hocadan kısa bir açıklama göstereceğim. İsrafil hoca yukarıda yazdıklarımın aynısını anlatıyor çünkü tarihi değiştiremezsin.Bu olaylar böyle olmuş.

Necm suresi isra olayının açıklaması değildir (5 dakika)

Necm suresinin ilk beş yıl içinde inmesi, Garanik Olayı hakkında bilgi için bu adrese bakabilirsin. http://www.hayatinsirri.net/garanik olayı şeytan ayetleri iddiası.html

Peygamberimiz Miraç'ta Allah'la kabe kavseyn - iki yay gibi karşılıklı durdu mu?

Bu iddia Necm suresinin dokuzuncu ayetine dayanıyor. Sureye dikkat edersen "iki yay gibi" ifadesinin Allah'la peygamberimiz için değil. Cebrail'le peygamberimiz için olduğunu anlayabilirsin. Bu ayetlerde peygamberimzin Hira dağında olduğunu bile anlayabiliyoruz. Cebrail yukarıdan aşağıya iniyor, peygamberimz ise yüksekte hira mağarasındaydı. Ayetler bunlar. Süleymaniye Vakfı'nın meali.

Necm
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

2 - Arkadaşınızın yoldan çıkmadığı ve boş hayallere kapılmadığı da önemlidir.

3 - O sözleri kendi arzusuna göre söylemiyor.

4 - Onlar, ona gelen vahiyden başkası değildir.

5 - Onları ona, çok güçlü olan (Cebrail) öğretti.

6 - Sağlam yapılı olan (Cebrail) doğruldu.

7 - (O zaman) Muhammed, (Mekke’ye göre) en yüksek ufukta (Hira Dağında)[*] idi.

[*] Ayetteki الْأُفُقِ الْأَعْلَى = el-ufku’ul-a’lâ, o en yüksek ufuk demektir. Kur’an’ın inmeye başladığı yer Mekke olduğu için Kabe’ye göre en yüksek ufuk Hira dağıdır.

8 - Sonra (Cebrail) yaklaştı ve aşağıya süzüldü.

9 - (Muhammed ile) İki yayın tek kirişi gibi oldular; hatta daha da yakınlaştılar.

10 - Allah’ın kendine vahyettiğini, Allah’ın kuluna (Muhammed’e) vahyetti.

11 - (Muhammed’in) Gördüğünü gönlü yalanlamadı.

Bu yazacağıma dikkat çekmek isterim. Gelenekte ilk vahyin yukarıdak ayetlerin anlatımıyla Hira dağındaki mağara gibi alanda olduğu söyleniyor ama Necm suresin on üçüncü ayetine dikkat et, ilk on bir ayet vahiy sürecini anlattı, on üçüncü ayet şöyle Ant olsun onu başka bir inişinde daha görmüştü Eğer peygamberimiz Cebrail'i ilk on bir ayette anlatılan vahiy alma sürecinden önce de gördüyse o zaman ilk vahiy o olur, Hira'da ki ikinci olur. Ayet açıkça Muhammed aleyhisselamın Cebrail'i daha önce de üstte anlattığı gibi gördüğünü söylüyor. O zaman Necm suresinin ilk on bir ayeti Cebrail'in vahiy getirmesi olduğuna delildir. On üçüncü ayette ilk on bir ayetteki gibi bir kez daha geldiğini söylüyor. Yani Necm dokuzuncu ayet için Miraç'ta Allah'la peygamberimizin kabe kavseyn - iki yay gibi oldular söylemi doğru değildir. Bu ifade Cebrail ile peygamberimizi anlatıyor.

Alttaki videoda bizim klasik miraç anlatısına Yahudilik ve Zerdüştlükten eklenen hikayeler ve daha önemlisi bunun neden yapıldığı anlatılıyor. İş dönüp dolaşıp peygamber yarıştırmaya geliyor.

Yeryüzündeki ağaç nasıl Miraç'taki ağaç oldu? - Peygamberimiz Allah'la Görüşmedi (6 Dakika)

Miraç'ta peygamberimize Bakara suresinin son iki ayeti verildi mi?

İsra suresi Mekke'de hicretten bir kaç sene önce indi Bakara suresi ise Medine'de hicretten hemen sonra inmeye başladı ve tamamlanması on yıla yakın sürdü. Miraçta hediye edildi denilen Bakara suresinin son iki ayeti yani amenerasul dediğimiz iki ayet dolayısıyla Miraç'ta hediye edilmemiştir. Bu ayetler Medine'de inmiştir Bu iki ayetin Mekke'de indiğine dair hiç bir rivayet yoktur.

Bakara 285-286 ayetlerinin iniş sebebi, Elmalılı Hamdi Yazır Hak Dini Kuran Dili tefsirinden açıklama;

Rivayet olunduğuna göre, "Siz içinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de" (Bakara, 2/284) âyeti nazil olunca, bu ashaba pek ağır geldi, toplanıp Resulullah'ın huzuruna vardılar, diz çöktüler: "Ey Allah'ın Resulü, namaz, oruç, cihad, sadaka gibi gücümüzün yeteceği amellerle mükellef olduk. Şimdi ise bu âyet indirildi. Halbuki bizim buna gücümüz yetmiyecek." dediler ve "Herbirimiz, kendi gönlünde öyle şeyler konuşur ki, dünyaları verseler bunların kalbinde bulunmasını arzu etmez." diye insanın elinde olmadan içinde bulunan duygu, düşünce, tasarı ve hayallerden söz ettiler. Peygamber (s.a.v.) onlara: "Siz de sizden önceki Kitap ehli gibi, duyduk ve karşı koyduk mu demek istiyorsunuz? 'duyduk ve uyduk, ey Rabbimiz ğufranını dileriz, dönüş ancak sanadır, deyiniz!' buyurdu. Bunu hep birlikte okumaya başladılar, okudukça dilleri alıştı ve gönülleri yatıştı. O zaman 285. âyet nazil oldu. Böylece Allah'a tazarrû ve niyaz ile yalvarıp yakardıklarından, istiğfar edip Allah'a sığındıklarından dolayı bir süre sonra arkasından 286. âyet nazil oldu ve güçlerinin yetmiyeceği ve ellerinde olmayan şeylerden hesaba çekilmeyecekleri bildirilerek, endişeleri giderilmiş oldu.

Bahsi geçen ayetler aşağıda.

Bakara
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

285. 285.Peygamber,

Rabbinden kendisine indirilene iman etti,

müminler de (iman ettiler).

Her biri;

Allah’a,

meleklerine,

kitaplarına

ve

peygamberlerine iman ettiler

ve

şöyle dediler: “O’nun peygamberlerinden hiçbirini

(diğerinden) ayırdetmeyiz.”

Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik.

Ey Rabbimiz! Senden bağışlanma dileriz.

Sonunda dönüş yalnız Senin katınadır.”

286. Allah bir kimseyi,

ancak gücünün yettiği şeyden sorumlu tutar.

Onun kazandığı iyilik kendi yararına,

kötülük de kendi zararınadır.

(ŞÖYLE diyerek dua ediniz):

“EY RABBİMİZ!

Unutur ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma!

EY RABBİMİZ!

Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme.

Ey RABBİMİZ!

Bizi gücümüzün yetmediği şeylerden sorumlu tutma!

Bizi affet,

bizi bağışla,

bize acı!

SEN bizim Mevlâmızsın.

Ayetlerini çarpıtan/örten insanlara karşı bize yardım et.”

Elli vakit namazın beş vakte düşürüldüğü iddiası

İddia edilen şeylerden biri de namazın Miraç'ta elli vakit emredildi sonra beş vakte indirildiği.

Bunu iddia edenler demiş oluyor ki "Allah namazı elli vakit farz kıldı." Rivayette geçen Hz Musa'nın peygamberimizi uyarması sonucu peygamberimizin geri dönüp indirim istemesini şimdilik bir kenara bırakalım, Allah elli vakit namazı farz kılsaydı 28,8 dakikada bir namaz kılmamız gerekecekti. Gündüzü bir kenara bırakalım gece uyuyacak mıyız yoksa 28,8 dakikada bir uyanıp namaz mı kılacağız? Allah'ın geceyi ne için yarattığını bu ayetlerden anlayabiliriz. Bu iki sure İsra suresinden önce indi.

Kasas
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

73. Sizin için geceyi ve gündüzü var etmesi O’nun rahmetindendir. Geceleyin dinlenesiniz ve gündüz çalışasınız diye!.. Belki şükredersiniz!

Neml
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

85. Görmediler mi? İçinde sükûnet bulmaları için geceyi var ettik ve gündüzü de aydınlık yaptık. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ayetler vardır.

Allah geceyi dinlenelim diye var ettiğini söylüyor. Eğer geceleyin dinleneceksek Allah 28,8 dakikada bir namaz kılmayı emreder mi? 28,8 dakika bir namaz kılmaya kimin gücü yetebilir? Böyle ağır ibadetin olduğunu duyan müslüman olur mu?

Bu rivayetteki ikinci saçmalık Allah elli vakit namazın yani günde 28,8 dakikada bir namaz kılmanın ümmete ağır geleceğini bilemedi ama Hz Musa bildi ve peygamberimizi "ümmetin buna dayanamaz" diye uyardı, peygamberimiz de "he öyle mi, o zaman ben indirim isteyeyim" diye Allah'a geri döndü, üstelik beş defa. Allah acaba şöyle mi dedi; "Madem Musa elli vakit namaza dayanamazlar dedi, o zaman indirdim." Bu rivayeti anlatanlar Allah'ı böyle mi zannediyorlar? Allah'ın kararları, hükümleri tartışmaya açık mıdır? Bu büyük bir iftiradır.

Cebrail peygamberimize iki defa namaz kıldırdı. Namazın nasıl kılınacağını Cebrail gösterdi. Hadis bu, sondaki ifdeye dikkat et.

“Cebrail Kâbe’nin yanında bana iki kere imamlık yaptı. Birincisinde öğle namazını, gölgeler bir ayakkabı kayışı kadar iken kıldırdı. Sonra her şeyin kendi gölgesi kadar olduğu zaman ikindiyi kıldırdı. Güneşin battığı ve oruçlunun iftar ettiği saatte akşam namazını kıldırdı. Şafağın kaybolduğu saatte de yatsıyı kıldırdı. Sabah namazını da tan yerinin ağardığı, oruç tutana yemenin içmenin yasak olduğu saatte kıldırdı.

Cebrail ikinci kez imamlık yaptığında öğle namazını, dünkü ikindi vaktinde, her şeyin gölgesinin kendi boyu kadar olduğu vakitte kıldırdı. İkindiyi, her şeyin gölgesi kendinin iki katı olduğu vakitte kıldırdı. Sonra akşam namazını ilk günkü vaktinde kıldırdı. Son yatsı namazını gecenin üçte biri geçtikten sonra kıldırdı. Sabah namazını da ortalık aydınlandığı sırada kıldırdı. Sonra Cebrail bana döndü ve dedi ki, “Ya Muhammed, bu senden önceki peygamberlerin ibadet vaktidir. İbadet vakti bu iki vaktin arasıdır.” (Tirmizî, Mevâkît, 1)

Beş vakit namaz bütün peygamberlerin zamanında aynıydı, insanlık tarihi boyunca hep aynı vakitlerde kılındı. Dolayısıyla Miraç'ta elli vakit namaz emredilmedi.

Kuranda beş vakit namaz hangi ayetlerde geçiyor bu videodan görebilirsin.

Beş Vakit Namazı Emreden Ayetler

Mescidi Aksa Kudüs'te mi? Peygamberimiz bütün peygamberlere burada namaz kıldırdı mı?

Klasik Miraç anlatısında Mescidi Aksa'nın bugün Kudüs'te ki mescit olduğunu söylüyorlar ama bu doğru değil. Kudüs'te Süleyman peygamberin yaptırdığı bir mabet vardı ama bu iki kez yıkıldı üstelik israiloğullarının uğradığı bu yıkım kuranda geçmektedir. Alttaki paragrafları Abdülaziz Bayındır'ın Miraç makalesinden aldım. Bu tarih bilgisidir. Sana göre bana göre değişen bir şey değil.

Babil kralı II. Buhtunnasr (Neabukadnezzar) milattan 586 yıl önce Kudüs’ü işgal ettiğinde şehri tamamen tahrip etmiş, yıkılan Mabed’in kapı ve duvarlarından söktüğü altın kabartmaları, kıymetli eşyayı, topladığı ganimetleri ve halkının büyük bir kısmını Babil’e götürmüştü. Kur’ân, bu olayı şöyle anlatır:

“O Kitaba (Tevrat’a) İsrailoğulları için şu kararı koyduk: “Siz bu yerde iki kere fesat çıkaracak ve kibirlendikçe kibirleneceksiniz. Birincinin şartları oluşunca savaş gücü yüksek kullarımızı üzerinize saldık; evlerin arasına kadar sokuldular. Bu, yerine getirilmiş bir söz oldu.” (İsrâ, 17/4-5)

Daha sonra Perslerin Babil’i, milattan 539 yıl önce ele geçirmesiyle İsrailoğulları serbest bırakılmış, Kudüs’e dönmüşler ve milattan 515 yıl önce yirmi beş yıl çalışarak ikinci Mabed dönemini başlatmışlardı. ((Nebi BOZKURT, Mescid-i aksa, DİA, Ankara 2004.))

Milattan sonra 70’de Romalı kumandan Titus şehri ele geçirmiş, Kudüs’ü yakmış ve Süleyman mabedini yerle bir etmişti. ((Nebi BOZKURT, Mescid-i aksa, DİA, Ankara 2004.)) Bu olay, şu âyette yer alır:

“… İkinci kez şartlar oluşunca (düşmanlarınızı tekrar üzerinize saldık ki,) yüzünüzü yere sürtsünler, o Mescide ilk girenler gibi girsinler ve ele geçirdikleri her şeyi yakıp yıksınlar.” (İsrâ, 17/7)

Halife Ömer, Kudüs'ün anah­tarını teslim aldığında kendisi de bizzat çalışarak Süleyman Mabedi’nin Hıristiyanlık döneminde moloz­lar altında kalmış olan yerini temizletip Sahre'nin güneyindeki düzlükte cemaate namaz kıldırmış sonra buraya bir mescid yaptır­mıştır. ((Nebi BOZKURT, Mescid-i aksa, DİA, Ankara 2004.))

Daha sonra Emevi halifelerinden Abdulmelik b. Mervan (65/6856) Kubbetü’s-Sahre’yi ((Nebi Bozkurt, “Kubbetü’s-Sahre”, DİA, Ankara 2002.)), oğlu I. Velîd (86/705) de Mescid-i aksâ adıyla anılan mescidi yaptırmıştır. ((İsmail Yiğit, Emeviler, DİA, İstanbul 1995)) Kaynak: Suleymaniyevakfi.org-isra-ve-mirac

İddia edildiği gibi peygamberimiz Kudüs'te ki mescitten Miraca yükseldiyse, Hz Ömer Kudüs'ü feth edince neden Hacer-i Muallak taşını ve mescidi derleyip toparlamadı?

Alttaki paragraflar Sadettin Merdin'in Miraç makalesinden.

Kudüs Hz. Ömer zamanında Ebu Ubeyde b. Cerrah tarafından fethedildi. Hz. Ömer’in Kab’ul-Ahbar’ın yol göstermesiyle çöplük haline getirilmiş bu sahranın /kayanın yerini bulduğu ve temizlettiği, kendisinin de eteğine taş, toprak doldurup taşıdığı bilinmektedir. Hz. Ömer’in molozlar altında kalan bu yeri temizletip, Sahre’nin güneyinde cemaate namaz kıldırdığı Taberî tarafından nakledilir. Ömer’in yaptırdığı bu cami, Beyt-i Makdis’in kalıntıları arasında bulunan sütunların üzeri kalaslarla kapatılarak oluşturulan basit bir yapıdır. Ancak Ömer Ehl-i Kitab’ın halen kullandıkları yerlere dokunmamış ve buralara el koymamıştır. Hatta Ömer’in kendisinden sonra âdet olur da mescide çevrilir endişesiyle Ehl-i Kitab’ın kullandığı bir mabette namaz kılmaktan imtina ettiği rivayeti vardır.

Kudüs İslam’ın ilk kıblesi olduğu halde Müslümanların oldukça uzun bir süre burası hakkında aldırmaz bir tutum içinde olmalarının sebebi ne olabilir? Ne Ömer’in fetihten sonra Peygamber’in üzerinden miraca çıktığı rivayet edilen “Hacer-i Muallak” taşını aratmış, ne de Mescid-i Aksa diye bir mabedi tespit edip burayı tamir ya da inşa etme işine girmiştir. [15] Öyle ya; Kur’ân’da İsra Suresi’nde bahsedilen mescit bu ise, Peygamber burada tüm peygamberlere namaz kıldırdıysa (!) bu alakasızlık neyle izah edilebilir?

Bu sorunun tek bir cevabı olabilir; burayı fetheden Müslümanların burasının Mescid-i Aksa olduğuna, Peygamber’in Kur’ân’da bahsedilen İsra, yani geceleyin Kudüs’e doğru mucizevî bir şekilde yürütülmesi hadisesi hakkında ve “Hacer-i Muallak”ın üzerinden miraca çıktığına dair hiçbir bilgileri yoktu. Eğer olsaydı böylesine önemli bir durum karşısında yapılacak ilk şey derhal Hacer-i Muallak’ın yerinin tespiti ve Mescid-i Aksa’nın Kur’ân’da geçen mescit olduğunun ilan edilmesi olurdu. Ama hiçte öyle olmamıştır.

Emevi kralları insanlardan biat almak için özellikle Kudüs’ü tercih etmişlerdir. Emeviler Kudüs ve civarını siyasi nedenlerden dolayı öne çıkarmaya gayret sarf etmişlerdir.

Özetle; Mescid-i Aksa, Emevi kralı Abdülmelik ve oğlu Velid tarafından, İsra olayından çok sonraları inşa edilmiştir. Kaynak: Sadettin Merdin ayın yarılması ve miraç makalesi

Peygamberimiz Kudüs'te bütün peygamberlere namaz kıldırmadı çünkü o zaman Kudüs'te iddia ettikleri mescid yoktu.

İsra yürüyüşü nereye yapıldı? Mescidi Aksa nerede?

Ben bu konuda gereksiz yazılar yazmayayım, İsrafil hocadan Mescidi Aksa'nın neresi olabileceğine dair iddiaları değerlendirdiği videoyu göstereyim. Mescidi Aksa'nın Cirane'de olduğunu söyleyenler var, Medine'de olduğunu söyleyen var hatta İsra birinci ayete dikkat edersen "kulunu yürüttü" diyor, peygamberimizin adını vermiyor, bundan dolayı bu gece yolculuğubu Hz Musa'nın yaptığını iddia edenler var çünkü İsra birinci ayetin devamı Hz Musa'dan ve israiloğlullarından bahsediyor. İsrafil hoca bütün bu iddiaları değerlendirmiş.

Peygamberimiz Allah'ı  Gördü Mü?

Süleymaniye Vakfı > Muhtelif > Yazılı Fetvalar

Tarih: 21 Ekim 2009

Soru:

Peygamberimiz miraç gecesinde Allah Teâlâ'yı görmüş müydü?

Cevap:

Başta Aişe validemiz olmak üzere Sahabenin ileri gelenlerinden Abdullah İbn Mes’ud , Ebu Hureyre, Tabiun ulemasının önde gelenlerinden Katade, Mücahit ve Rabî’ ve ulemanın çoğu Peygamberimizin Mirac gecesinde Allah’ı değil; melek Cebrail’i gördüğünü belirtmişlerdir. Onların dayandığı delil Aişe  validemizden nakledilen şu hadistir: “Kim Muhammed’in Rabbini gördüğünü iddia ederse o kişi Allah’a karşı büyük bir yalan uydurmuş olur. Zira o (peygamberimiz) Cebrail’i kendi suretinde, ufku kaplamış bir halde görmüştür.” (Buhari, Bed’ül Halk, 7. Benzer hadisler için ayrıca bkz.: Buhari, Tevhid, 4  Müslim, İman, 77)

Mirac gecesi Peygamberimizin Allah Teâlâ’yı gördüğüne dair nakledilen rivayet ise Abdullah İbn Abbas’a aittir. Fakat ulema tarafından diğer rivayetlerin yanında bu rivayete itibar edilmemiş, bunun İbn Abbas’ın kendi yorumu olduğu kanaati ağır basmıştır.

Pavlus'un ve Zerdüştlükteki Arda Viraf'ın Göğe Yükseliş Hikayeleri

Benim yaptığım araştırmalarda gördüğüm Hz Muhammed öldükten sonra Miraç, Zerdüşt, Hıristian, Yahudi hikayelerle değiştirilmiş. Hz İsa'dan sonra Hıristiyanlığı kökten değiştiren Aziz Pavlus'un yedi kat göğe yükselme hikayesi var. Bu peygamberimizin yaşadığı iddia edilen Miraç'tan yaklaşık altı yüz sene önce olmuş görünüyor. Bin seneden fazla bir zaman önce de Zerdüştlükte Arda Viraf'ın yedi kat göğe nasıl yükseldiğini anlatan metinler var. Bu metinde Arda Viraf'ın Surûş isimli melekle yedi kat semayı geçip Âhura Mazda’nın huzuruna gitmesi anlatılıyor. Aynı bizim Miraç hadisinde anlatılan olay. Bizim hadiste peygamberimize Cebrail eşlik ediyor, Arda Viraf'ın öyküsünde Surûş isimli melek eşlik ediyor. İki hikayede de yedi kat sema çıkılıyor, peygamberimizin Allah'la görüştüğü, Arda Viraf'ın sa Âhura Mazda ile görüştüğü anlatılır. Arada bin yıldan fazla zaman varken nasıl olur da bu iki olay aynı şekilde anlatılır?

Arda Viraf kim? (Murat Bardakçı'nın 24 Temmuz 2011 tarihli yazısından bir bölüm)

Ardâ Vîrâf, Zerdüşt dininin yokolma tehlikesi geçirdiği Makedonyalı İskender yani Büyük İskender döneminden hemen sonra yaşamış yüksek rütbeli bir din adamıydı. İskender‘in kaynakların çoğunu yoketmesi yüzünden Zerdüşt dininin mensupları bildikleri birçok şeyi unutmuş, halkın inancında gerileme meydana gelmişti ve Ardâ Vîrâf, bu yüzden uykusunda yedi gün yedi gece devam eden bir “ahret yolculuğuna” çıktı. Dinin kutsal kişisi Surûş ile tanrı Âzer, yolculuğu sırasında Ardâ Vîrâf‘a refakat ettiler; cenneti, cehennemi ve Zerdüşt dinindeki ölümden sonraki hayatın diğer mekânlarını gösterdiler ve büyük tanrı Âhura Mazda’nın huzuruna çıkarttılar. Ardâ Vîrâf, öteki dünyada gördüklerini ve öğrendiklerini dönüşünde kâtiplere yazdırdı ve “Ardâvîrâfnâme” denen eseri sayesinde Zerdüşt inanışının önemli bilgileri unutulmaktan kurtuldu.

Bu metni www.study-islam.org sitesinden aldım. W. St. Clair Tisdall'in Kuranın Orjinal Kaynakları isimli kitabını yayımlamışlar. Ben oradan konu ile ilgili olan miraç ile Zerdüştlükteki Arda Viraf'ın göğe yükseliş olayının aynı olduğunu ele alan bölümden bir kısım kopyaladım. Gerçekten miraç hadisiyle Arda Viraf'ın yükselişinin aynı olduğunu görebilirsin. Bu insanlar Miraç hadisini okuyup sonra bunun aynısını Arda Viraf'ın yazdırdığı olay olduğunu görünce, peygamberimizin kuranı, islamı kendisinin uydurduğunu zannediyor. Biz kendi geçmişimizi temizlemediğimiz için diğer dine mensup insanlar, ateistler, deistler bu insanlara itibar ediyor. Üçüncü sayfaya kadar klasik Miraç hadisini yorumlamış, üçüncü sayfada şöyle bir ifade var; Şimdi Muhammet’in bu gece yolculuğu fikrinin nereden kaynaklandığını araştırmalıyız bundan sonra Arda viraf'ın göğe yükseliş hikayesiyle Miraç hadisinin ortak noktalarını yazmış. Kuranin-Orijinal-Kaynaklari-W-St-Clair-Tisdall.pdf

Bu da Pavlus'un yedi kat göğe yükseldiğini anlattığı metin. Pavlusun-vahyi.pdf

★★★

Peygamberimizin Miraç'ta gördüğü söylenen ve Ardâ Vîrâf’ın gördüğü söylenen cehennem azaplarının benzerliği

Arda viraf'ın gördüğünü söylediği cezaları Murat Bardakçı'nın 24 Temmuz 2011 tarihli yazısından aldım. Bardakçı, Prof. Nimet Yıldım'ın Arda Viraf Name tercümesini köşesinde değerlendirmiş. Alttaki alıntılarda Arda Viraf'ın göğe yüksldiğinde cehennemlikleri nasıl gördüğü anlatılıyor. Tıpkı bizim peygamberimizin Miraç'ta gördüğünü iddia ettikleri cehennem cezaları gibi. Ya peygamberimizin Miraç'ta gördüğünü iddia ettikleri cehennem manzaraları Arda Viraf'ın metinlerinden alınmış ya da Arda Viraf da peygambermiş, Allah ona da cehennem manzaralarını göstermiş.

“…O ilk gece kutsal Sûruş ve tanrı Âzer beni karşılamaya geldiler. Bana selâm verdiler, benim için dua ettiler,

…elimden tuttular. İlk adımı güzel düşünceyle, ikinci adımı güzel sözle ve üçüncü adımı da güzel işle yüce makamlara atarak çok geniş ve sağlam Çinvâd Köprüsü’ne vardım…

…Orada ölülerin ruhlarını gördüm. İlk üç gecede ruhlar bedenlerinin yanıbaşına oturmuş, “İyilikleriyle herkesin iyiliklere kavuştuğu kişilere ne mutlu” …duasını okuyorlardı. …Bir yere vardık. Yanyana ayakta durmakta olan birkaç kişinin ruhunu gördüm. Kutsal Sûruş ve tanrı Âzer’e “Bunlar kim ve neden ayakta duruyorlar?” diye sordum. Kutsal Sûruş ve tanrı Âzer cevapladılar: “Buraya ‘Hemistekân’ derler ve bu ruhlar kıyamet gününe dek burada ayakta durarak beklerler. Bunlar sevaplarıyla günahları birbirine denk olan insanların ruhlarıdır. …Kıyamet gününe dek burada ayakta bekleyecekler”.

Alttaki metin peygamberimizin kabir azabıyla ilgili gördüğü söylenen rüyadan, bir alttaki Arda Viraf'ın cehennemde gördüğünü söylediği cezaya benzediği için aldım.

"Nihayet kandan bir nehire vardık. Nehrin içinde yüzen bir adam, kıyısında da yanına birçok taş yığmış bir başka adam vardı. Nehirde yüzen kişi, yüzeceği kadar yüzdükten sonra kıyıya geliyor ve ağzını açıyordu. Kıyıdaki adam da onun ağzına bir taş koyuyor, yüzen kişi dönüp yüzmesine devam ediyor, sonra dönüp yine kenara geliyor, ağzını açıyor, öteki de ağzına bir taş daha atıyor, o da dönüp gidiyordu. Ben, yanımdaki iki kişiye: - Bu adamların hali nedir böyle, dedim. - Yürü, yürü hele, dediler. Yürüdük." Nehirde yüzerek devamlı taş yutan bu adam, faiz yiyen bir kişiydi.

Arda Viraf'ın gördüğü cehennem azabı.

…Dördüncü adımı aydınlıklar yurdu, mutluluk ve huzur diyarı yüce Arş’a doğru attım. Ölülerin ruhları aydınlıklar içerisinde bizi karşılamaya geldiler. Bizi selâmlıyorlar, bize dua ediyorlardı. …İlginç bir yere götürdüler. Orada bir ırmak vardı. Çok tehlikeli, alabildiğine derin, zor geçit veren ve cehennem gibi karanlıklara gömülmüş bir ırmaktı. Ruhların çoğu bu ırmağın içerisinde bulunuyordu. Bazı kişilerin ruhları bütün gayretlerine rağmen o ırmaktan asla geçemiyorlardı. Bazı ruhlar da büyük zorluklar ve eziyetlerle düşe kalka karşı kıyıya ulaşabiliyor, bazıları da hızla ve rahatlıkla geçiyorlardı…

Peygamberimize atfedilen, Miraç'ta gördüğü söylenen cehennem azaplarından.

Bunlardan başka, cehennemde iki sınıf kimse gördüm; bunların bir sınıfı erkeklerden, bir sınıfı da kadınlardandı Bunların azabı gayet şiddetli idi Bunlar kimlerdir diye sordum ? Malik şöyle anlattı: Bu erkekler, beylerin (ağaların) önünde sopa ve kamçılarla gidip zavallı fakirlere vurup zulüm edenlerdir.

Arda Viraf'ın gördüğü söylenen cehennem azabı.

…Başaşağı asılmış bir erkeğin ruhunu gördüm. Dev iriliğinde elli tane yaratık, ellerinde engerek yılanları ile onun bütün vücudunu durmadan kamçılıyorlardı. “Bu beden ruhuna böyle cezalar çektirecek ne günah işledi?” diye sordum. Kutsal Sûruş ve tanrı Âzer Şöyle cevap verdiler: “Bu, dünyada kötü idarecilik yapan, insanlara karşı bağışlayıcı davranmayan, onları azarlayan, hatalarını affetmeyen, onlara türlü türlü zararları dokunan, şiddetli işkenceler yapan, suçlarından kat kat fazla cezayla onlara eziyet eden günahkâr bir adamın ruhudur”.

Peygamberimize atfedilen, Miraç'ta gördüğü söylenen cehennem azaplarından.

Bundan sonra, bir alay kadınlar gördüm; bunların kimisi göğsünden asılmışlar; kimisini de ayaklarından baş aşağı asmışlardıBunlar feryad figan edip duruyorlardı Bunlar kimlerdir dedim ? Malik şöyle anlattı: Bunlar zina edenlerdir; ayrıca çocuklarını düşürüp katil işi işleyenlerdir

Arda Viraf'ın gördüğü söylenen cehennem azabı.

…Bir kadının ruhunu gördüm. Sürekli ağlayıp inliyor, şaşkın bir şekilde aşağı-yukarı gidip geliyordu. Başından aşağı kar ve dolu yağıyordu. Ayaklarının altında eritilmiş çok kızgın çinkodan bir ırmak akmaktaydı. Kafasını ve yüzünü bıçakla parçalıyordu. “Bu beden nasıl ağır bir günah işledi de karşılığında böyle ağır bir cezaya çarptırıldı?” diye sordum. Kutsal Sûruş ve tanrı Âzer şöyle cevap verdiler: Bu, dünya hayatında yabancı erkeklerle gayrımeşru yollardan gizli ilişkiler kurarak hamile kalmış, çocuğunu da kimsesiz ve sahipsiz bırakmış bir kadının ruhudur. O kötü kadın, işlediği günahların karşılığında çarptırıldığı cezaları çekerken, azabın şiddetinden çocuğunun sesini işittiğini zanneder ve sesin geldiği yöne doğru koşar. Ancak koşması da son derece zor ve eziyet vericidir, çünki erimiş çinkonun üzerinde koşmaktadır. Ama, çocuğuna kavuşacağını hayâl ederek ona gitmek zorundadır. Başını ve yüzünü elindeki bıçakla paramparça etmekte, bunlara rağmen çocuğunu bir türlü görememektedir. Yaptıklarının karşılığı olarak kıyamete dek bu cezayı çekmesi gerekir”.

Sonuç

İsra ve miraç birbirinden ayrı olaylardır. Peygamberimiz yedi göğü geçerek Allah'ın huzuruna gitmemiştir, Miraç başka bir biçimde yaşanmıştır. Rüya türü bir tecrübe olması muhtemeldir.