Kuranın uydurulmamış olduğunun delilleri Entropi nedir? Fizikteki entropi ile kıyamet ilişkisi nedir? Kuranın bilimsel mucizeleri nelerdir?

☰ Menü

Fizikte Kıyametin Adı Entropi

Big bang’den genişleyen evrenden örnekler, ayetler verdim, son olarak bir örnek daha vereceğim, genişleyen bu evren ne olacak dersin? Alttaki resimde big bang'den sonra evrenin nasıl genişlediğini gösteren bir resim var.

big bang genşleyen evren

Bu galaksiler git git nereye kadar gidecek? Konu kıyamet, fizikteki adı entropi, ayet bu,

Enbiya
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

104. O gün, gökyüzünü toplayıp katlarız; yazılı kâğıtların tomarlarını/kitabın sayfalarını dürer gibi! İlk yaratmaya başladığımız gibi onu (insanı) yeniden var ederiz. Bu üzerimize (aldığımız) bir vaattir. Şüphesiz Biz, söylediklerimizi/vaatlerimizi yapanlarız.

Gökyüzünün kağıt gibi dürülmesi fizikte nasıl olacağı açıklanmış. Bunun nasıl olacağını Taşkın Tuna'nı Ol dedi oldu 2 – Kıyamet bölümünden bazı sayfaları taradım.

Taşkın Tuna - Ol Dedi, Oldu 2 - Şule Yayınları - Sayfa 260-280

Bu bilgi üstüne Allah'ın bir kez daha ayetlerin doğruluğunu göstereceğini bildirdiği ayetlerden bir bölüm göstermek istiyorum

Enbiya
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

36. O inkâra sapanlar seni gördükleri zaman, seni ancak alaya alırlar: “İlâhlarınızı diline dolayan kişi bu mu?” Oysa onlar Rahmân’ın öğüdünü inkâr edenlerdir.

37. İnsan acelecidir! Ben size ayetlerimi(n işâret ettiği gerçekleri) göstereceğim. Şimdi (yargılanma/din/hesap/ceza günü için) acele etmeyin!

38. Diyorlar ki: “Eğer, doğru sözlüler iseniz bu söz ne zamandır?”

39. İnkâr edenler, ateşi yüzlerinden ve sırtlarından savamayacakları, yardım da edilmeyecekleri gerçeğini bir bilselerdi!

40. O, onlara aniden gelir ve onları şaşkına çevirir! Sonra onu geri çeviremezler. Kendilerine mühlet de verilmez.

41. Ant olsun, senden önceki elçilerle de alay edildi. Ancak onlarla alay eden kimseleri, kendisiyle alay ettikleri şey kuşatıverdi!

Kurandan bazı deliller göstermeye çalıştım ki maksadım kuranın insan yazması bir kitap olmadığını göstermek. Alttaki ayetler vahyin peygamberimizin uydurması olduğunu iddia eden Mekke’lileri anlatıyor. Bizim yaşadığımız bu dönem, kuranın Allah’ın sözleri olduğunu anlamamız açısından daha iyi çünkü yukarıdan beri bilimsel verilerle ayetlerin bildirdiklerinin gerçekliğini göstermeye çalışıyorum.

Enbiya
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

1. İnsanların hesap verme vakti yaklaştı. Ama onlar hâla koyu bir gaflet içinde haktan yüz çevirmekteler.

2. Rab'leri tarafından kendilerine gelen her yeni uyarıyı, alaya alıp dinlerler.

3. Kalpleri eğlenceye dalarak, hem o zalimler aralarında kulis yapıp, şu fısıltıyı, gizlice yayarlar: "O da sizin gibi bir insandan başka birşey değil. Şimdi siz göz göre göre sihire mi kapılacaksınız yani?"

4. Resul dedi ki: "Rabbim gökte olsun, yerde olsun, söylenen her sözü bilir. O öyle mükemmel işitir, öyle mükemmel bilir ki!"

5. (Kur'ân'ı kime mal edecekleri konusunda şaşırıp kaldılar, cevapları kendilerini bile tatmin etmeyip durmadan fikir değiştirdiler.) "Hayır!" dediler, "bu adğâsu ahlam: karışık karışık rüyalar." "Yok yok, böyle değil, anlaşılan onu kendisi uydurmuş!" "Hayır! bu da değil, galiba o bir şair!", "Öyleyse önceki peygamberlere verilen mûcizeler kabilinden istediğimiz mûcizeyi bize göstersin!"

6. Kendilerinden önce imha ettiğimiz hiç bir şehir halkı iman etmedi, şimdi bunlar mı iman edecekler?

7. Biz senden önce de, ancak kendilerine vahiy gönderdiğimiz birtakım erkekleri peygamber gönderdik. Şayet bilmiyorsanız, bunu bilenlere sorunuz.

"Bilenler" diye tercüme edilen kelimenin aslı "Ehlu'z-zikr" yani "kitap, tebliğ veya uyarının muhatapları" demektir. Tevrat, İncîl, Kur'ân esas itibariyle bir kitap ve uyarıdır.

8. Biz onları yeyip içmeyen bedenden ibaret kılmadık; hem dünyada onlar ebedî olarak da kalmadılar.

İnsan olarak onlar yemeye içmeye muhtaç idiler. Onlar ölümsüz de değildiler, ömür sürelerini tamamlayıp vefat ettiler.

9. Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik. Onları ve beraberlerinde bulunan dilediğimiz kullarımızı kurtardık, haddi aşanları ise helâk ettik.

10. Muhakkak ki, hayatınız için gerekli notları içeren, size şan ve şeref sağlayan bir kitap indirdik. Neden düşünmüyorsunuz?

Bakara
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

208. EY İMAN EDENLER! Hepiniz topluca barış ve güvenliğe girin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size saldırgan bir düşmandır.

209. Size apaçık deliller geldikten sonra, eğer yine de yan çizerseniz, bilin ki Allah; gerçekten mutlak güç sahibidir, doğru hüküm/karar verendir.

210. Onlar, bulut gölgeleri içinde Allah’ın (azabının) ve meleklerin kendilerine gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar?! Halbuki bütün işler sonunda Allah’a döndürülür.

Enbiya
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

45. DE Kİ: “Ben sizi ancak vahiyle uyarıyorum,” ama sağırlar, uyarıldıkları zaman çağrıyı işitmiyorlar.

46. Eğer onlara, Rabbinin azabından ufak bir esinti dokunuverse; “Eyvah bizlere, gerçekten biz, zalim kimselermişiz” derler.

Allah herkesi doğuştan, yedi yaşından itibaren çevresini, varlığını sorgulayacak şekilde bir sistem oluşturmuş. Herkes Allah’ı arama eğiliminde, ailesinde hiçbir dini bilgi edinme imkanı olmayanlar bu konuda biraz şansız olsa da Allah varlığını onlara da gösteriyor, herkes çevresi sorguluyor ama buluğa erdikten sonra özgür iradesiyle başka tarafa yönelince kendisi başka bir tercih yapmış oluyor.

Burada big bang, güneşi ayın yörüngeleri ve genişleyen evren ile ilgili, kâinatı Allah’ın yaratmış olduğuna dair deliller gördün. Bunlar tahminen yazılacak bilgiler değil. Bunun gibi daha pek çok delil var. Ben en büyüğünden yaşadığımız evrenden örnek verdim. Dünyada ki düzeni araştırırsan kuranın ve bu düzenin örtüştüğünü göreceksin. Böylece eğer daha önce herhangi bir delil görmediysen şimdi sen de bazı delilleri gördün. Allah varlığının delillerini göstereceğim dediği ayetin öncesindeki ayete dikkat etmelisin.

Fussilet
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

52. DE Kİ: “Gördünüz mü? Ya o (Kur’an), Allah katından ise; sonra siz onun (gerçek olduğunu bildiğiniz halde) üstünü örtmüş/gizlemiş/inkâr etmişseniz, haktan/gerçeklerden çok uzak bir ayrılığa düşen o kimseden, daha sapık kim olabilir?”

53. Ayetlerimizi(n hakikatini zamanla) onlara, ufuklarda (dış dünyada, evrende, uzayda) ve kendi içlerinde (tıp dünyasında) göstereceğiz! Ta ki, onlara iyice belli olsun, kesinlikle onun (Kur’an’ın) hak/gerçek olduğu! Rabbin yeterli değil mi/yetmez mi; gerçekten O’nun herşeye şahit olması?!..

54. İyi biliniz ki onlar, Rableriyle karşılaşmaktan kuşku içindedirler. İyi biliniz ki kesinlikle O, herşeye gücü yetendir.

Eğer doğuştan varlığımızı, çevremizi sorgulayacak şekilde yaratılmasaydık, Allah varlığının delillerini göstermeseydi o zaman Allah adil davranmış olmazdı, “bari varlığına dair bir ip ucu olsaydı” derdik “bu kadar gizli, hiçbir delili olmayan bir ilahı nasıl bulabilirdik” derdik, bunları söyleyen herkes haklı olurdu. Evrimi ve ateizmi en ateşli savunan Richard Dawkins bile Allah’ın varlığını hissettiğini dile getiriyor hatta diğer bilim adamlarının da bunları hissettiğini söylüyor.

"Doğaya Bakınca Yaratıcı Bir Gücün Varlığını Hissediyorum"

Son resimde ki söz Allah'ın varlığına şahit olmanın itirafı anlamındadır. Allah olmasa insanlar neden gördükleri şeyleri bir yaratıcı güce bağlamaya çalışsınlar ki? Bu insanların derdi ne ki, kendi açıklamalarına göre olmayan bir güce karşı sanki varmış gibi karşı koymaya çalışıyorlar. Aslında Allah yok ama insanlar onu var zannettiği için gördüğü her şeyi ilahî bir güçle açıklamaya çalışıyor öyle mi? Madem yok niçin böyle yapmaya çalışıyor o zaman? Neden bir çok bilim adamı uğraştığı konular gereği belli bir zaman sonra "bir yaratan olmalı" itirafında bulunuyor? Bulunmayanlar da var, onların ruh hallerini tahlil edecek halim yok ama çoğunluk gördüğü düzenin kusursuzluğu konusunda Allah'ın varlığını kabul ve itiraf eder. Üstteki sözleri en ateist insan bile söylüyorsa, kâlû belâ- Allah'ın varlığına şahit olma Abdülaziz hocanın anlattığı şekilde Allah’ın herkese varlığını buluğa erince göstermesi şeklinde oluyor demektir ve Allah herkese varlığının delillerini gösteriyor demektir. Bundan sonra her şey bu ve benzeri ayetlere göre şekil alıyor.

İbrahim
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

4. BİZ HER RASÛLÜ/ELÇİYİ, mutlaka kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara iyice açıklasın. Bundan sonra Allah; Sapıklıkta direnen kimseyi sapıklığında bırakır, Hidayet için çalışan kimseyi de doğru yola iletir. O güçlüdür, doğru hüküm/karar verendir.

Düzgün Tercüme Edilmiş Bir Kuranda Şüphe Çelişki Yoktur

Sen de bu ayetlerin bir insanın tahminen yazamayacağını, bunların Allah’ın ilmi, bilgisi olduğunu görmüş oldun. Allah kuran için şöyle diyor;

Bakara
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

1. Elif, Lâm, Mim.

2. İŞTE BU KİTAP içinde şüphelenecek/çelişkili hiçbir şey yoktur. Takva sahipleri (Allah’a karşı gelmekten sakınanlar) için, bir yol göstericidir.

3. Onlar ki; gayba inanırlar ve namazı da gereği gibi kılarlar ve rızık olarak ellerinde bulunanlardan da harcarlar.

4. Ve o kimseler ki; sana indirilen gerçeklere inanırlar ve senden önce indirilen gerçeklere de!.. Ve onlar, sonsuz gelecek konusunda da kesin inanç sahibidirler.

5. İşte onlar Rablerinden (gelen) doğru bir yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır.

6. ŞÜPHESİZ Kİ o kâfirler (gerçekleri anladıkları halde gizleyenler), onları uyarsan da uyarmasan da kabul etmiyorlar.

7. Allah onların kalplerine (davranışlarından dolayı), mutsuzluk vermiştir. Ve (onlar), kulaklarını gerçeklere karşı kapatıyorlar. Ve gözleri ile de gerçekleri görmek istemiyorlar. Onlar için büyük bir azap vardır.

 

13. Ve onlara denildiği zaman; “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın.” “Biz de mi o zavallıların inandığı gibi inanalım?” derler. Dikkatli olun; asıl zavallı kendileridir, fakat zavallı olduklarını bilmiyorlar.

14. (Onlar) iman eden kimselerle karşılaştıkları zaman: “Biz de iman ettik” derler. Fakat şeytanlarıyla, (münafık dostlarıyla) başbaşa kaldıkları zaman: “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak (onlarla) alay ediyoruz” derler.

15. Allah da onlarla alay eder. Ve onlara mühlet verir. Onları azgınlıkları içinde bocalar hâlde bırakır.

16. İşte bunlar o kimseler ki; hidayete (doğru hayat tarzına) karşılık, sapıklığı (yanlış hayat tarzını) seçtiler/satın aldılar. Bu yüzden alışverişleri onlara bir kâr sağlamadı. Ve hidayete/doğru yola da gitmediler.

17. ONLARIN durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer. (Ateş) tam çevresini aydınlatınca; Allah da onların nurlarını/ışıklarını giderir ve onları karanlıklar içinde bırakır. Çünkü onlar gerçekleri görmek istemediler.

18. Sağırdırlar (gerçekleri işitmek istemiyorlar), dilsizdirler (doğruları söylemek istemiyorlar), (üstüne üstlük gerçeklere karşı da) kördürler. Artık onlar (doğru yola) dönmüyorlar.

İnsanların Peygamberleri Kabul Edememesine Örnek Ayetler

Birkaç ayet göstermek ve üzerine Abdülaziz hocanın "peygamberi yanlış algılamak" konulu bir dersinden bir bölüm göstereceğim. Burada "peygambere inanmak neden zor" konusu da ele alınmış, bunu dinletmek istiyorum. Alttaki ayetleri okuyor. Dinleyeceğin bölümün tamamı "kâinatın efendisi kimdir" bölümünde.

İsra
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

88. DE Kİ: “Şayet insanlar ve cinler, bu Kur’an’ın benzerini getirmek üzere toplansalar, onun bir benzerini getiremezler. Birbirlerine arka çıkıp destekçi olsalar da!..

89. Ant olsun, insanlar için her çeşit misali bu Kur’an’da iyice anlattık. Ancak, insanların birçoğu inkârda/gerçekleri gizlemekte direttiler.

90. Dediler ki: “Sana asla inanmayacağız yerden bize bir göze fışkırtmadıkça!..

91. Ya da senin hurmalıklardan veya üzümlerden bir bahçen olmalı ve aralarından şakır şakır akan ırmaklar fışkırtmalısın.

92. Veya iddia ettiğin gibi, üzerimize gökyüzünden parçalar düşürmelisin. Ya da Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmelisin!

93. Veya senin, altından yapılmış bir evin olmalı. Ya da gökyüzüne çıkmalısın! Ve ona çıkmana da asla inanmayacağız, ta ki bize; kendisini okuyacağımız bir kitap indirmedikçe!” De ki: “Rabbimi yüceltir, tenzih ederim! Ben sadece elçi olan bir beşer/insan değil miyim?”

94. KENDİLERİNE hidayet geldiğinde, insanları inanmaktan alıkoyan şey onların (kibir ile) ancak: “Elçi olarak Allah bir insan mı gönderdi?” demeleridir.

95. De ki: “Eğer yeryüzünde uslu uslu yürüyen melekler olsaydı; elbette Biz de, üzerlerine elçi olarak gökten bir melek indirirdik.”

96. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Şüphesiz O; kullarından haberdardır, görendir.

97. ALLAH kime (rasûllere, elçilere) doğru yolu gösterirse, işte o doğru yolu bulmuştur. (Suçlulardan) kimini de sapıklıkta bırakırsa artık onlar için, O’ndan başka evliya/dostlar/yol gösteren bulamazsın. Kıyamet günü onları toplayıp süreriz, yüzleri üzerine kör, dilsiz ve sağır bir halde! Onların varacakları yer cehennemdir; o her sakinleştiğinde çılgın alevi onlara artırırız.

98. Onların cezaları işte budur! Çünkü onlar, ayetlerimizi inkâr ettiler ve dediler ki: “Kemik yığını ve ufalanmış toprak olduktan sonra mı?!.. Gerçekten biz mi?!.. Yepyeni bir yaratılışla diriltileceğiz?!..”

99. Görmediler mi? Gökleri ve yeri yaratan Allah, kendilerinin benzerlerini yaratmaya elbette kadirdir. Kendileri için bir süre koymuştur, onda hiçbir şüphe yoktur. Ama zalimler, ancak inkârda direttiler.

100. De ki: “Eğer, Rabbimin rahmet hazinelerine siz sahip olsaydınız, o zaman da, harcayıp tüketmek korkusuyla kısardınız!” İnsan gerçekten çok cimridir!

Şu an islam diye takdim edilen veya görülen şeylerin büyük çoğunluğu kuran ve sünnetten uzak uygulamalardır. İnsanlar bir yerde gördükleri bu uygulamalardan dolayı islamdan soğumakta haklı ama doğruyu anlatanlar var. "Doğu bilinen yanlışlar" kısmında bu yanlışları görebilirsin. Alttaki videoda "peygamberler insan fıtratına aykırı şeyler söylemezler" gibi ifadeler var, bu videoyu gördüğün yanlış uygulamaları islam zannederek değerlendirme.

Peygambere İnanmak Neden Zor

Kuranı Kerim Ahirette Olacakları Haber Veriyor

Alttaki ayetlerde iki gruptan bahsediliyor, inkar edenler, iman edenler, iki grubun ne karşılık göreceğini anlatıyor. Kuranın insan yazması olamayacağını görmek bu yüzden çok önemli, kuran ahirette olacaklardan haber veriyor. Kötü bir son olduğu gibi çok güzel bir son da var. Tek yapacağın şey Allah’a yönelmek, peygamberin getirdiği bu kitabı kabul edip iman etmek. Kafirlikle günahkarlık arasında çok ince bir çizgi vardır. Kuranı red ettiğin vakit kafir, Allah’tan geldiğini kabul edip ama görevlerimiz konusunda eksikliklerin olduğu vakit günahkar oluyorsun, zaten hepimiz günahkarız, nerde var günahsız insan?

Tur
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

11. İŞTE O GÜN yalanlayanların vay haline!

12. Onlar daldıkları bir batakta oyalanıp duruyorlar.

13. O gün onlar bir itilişle cehennem ateşine sürüklenirler;

14. “İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur!

15. Bu bir sihir midir, yoksa siz mi görmüyorsunuz?

16. Ona girin! İster sabredip dayanın, yahut ister sabretmeyin, sizin için farketmez! Sadece yapmış olduklarınızdan dolayı cezalandırılıyorsunuz.”

 

17. ŞÜPHESİZ korunup sakınanlar, cennetlerde ve nimetler içindedirler;

18. Rablerinin kendilerine verdikleriyle neşelenip eğlenerek! Rableri onları cehennem azabından korumuştur.

19. Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyiniz ve içiniz!

20. Sıra sıra dizilmiş, güzel koltuklara yaslanmışlardır. Ve Biz onları güzel gözlü arkadaşlara eş kıldık!

Tur
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

6. EY İNSAN! Madem ki sen, Rabbinin katına varan yolda, çaba üstüne çaba göstermektesin, sonunda O’nun huzuruna ulaşacaksın.

7. Artık kimin sicili/dosyası/kitabı sağından verilirse,

8. o; kolay bir hesap ile hesaba çekilecek

9. ve sevinçli olarak ailesine dönecek!

10. Kimin de dosyası/sicili/kitabı ardından verilirse,

11. derhal yok olmayı çağıracak

12. ve (o) çılgın alevli ateşe atılacak.

13. Çünkü o, (dünyada iken) çevresi içinde sevinçli idi.

14. Çünkü o, hiç dönmeyeceğini sanmıştı!

15. Aksine hiç şüphesiz Rabbi onu görmekte idi.

Ayetlerde kitabını sağından, arkasından ve solundan almak terimleri geçer, bunların ne olduğuna dair bir örnek vereyim, kim kitabını sağından kim solundan alır?

Beled
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

8. ONUN için, iki göz var etmedik mi?

9. Bir dil ve iki dudak?

10. Ona, iki tepe (iyilik ve kötülük yolunu) gösterdik!

11. Ama o, sarp yokuşu aşamadı.

12. Sarp yokuşun ne olduğunu, bilir misin?

13. O, bir kimseyi esaretten kurtarmak

14. ya da yokluk gününde yedirmektir;

15. yakınlığı olan bir yetime

116. veya toprağa uzanıp (çaresiz) kalmış olan (yabancı) bir yoksula!

17. SONRA da iman edenlerden, sabrı tavsiye edenlerden ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır.

18. İşte bunlar, kitabı sağından verilenler/merhametin arkadaşlarıdır!

19. AYETLERİMİZİ inkâr edenler ise onlar, kitabı solundan verilenler/merhametsizliğin arkadaşlarıdır!

20. Üzerlerine sımsıkı kapatılmış bir ateş vardır!

Kitabını sağından almanın yani cennete gitmenin her hangi bir zorluğunu görüyor musun? İman etmek ve insan olmanın getirdiği özelliklerle iyi davranmak, yardım etmek, zor mu?

Hakka
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

13. SUR’A tek bir üfürüşle üfürüldüğü zaman,

14. yeryüzü ve dağlar kaldırılıp da tek vuruşla birbirlerine çarpıldığı zaman,

15. işte o gün olacak olan olmuştur.

16. Ve gök yarılıp parçalanacak, çünkü o gün zayıf ve güçsüz düşecek/sarkacaktır!

17. Ve melekler onun (göğün) çevresinde onların üstünde de o gün; sekizi, Rabbinin Arş’ını taşırlar.

18. SİZ o gün arz olunursunuz. Size ait hiçbir sır gizli kalmaz!

19. Kitabı sağından verilen kimseye gelince, der ki: “İşte, alın kitabımı okuyun!

20. Çünkü ben, hesabıma kavuşacağımı biliyordum.”

21. O artık, hoş/razı edici bir hayat içindedir,

22. yüksek bir cennette (bahçede).

23. Onun meyveleri sarkmış, koparılması çok kolaydır.

24. Yiyiniz, içiniz, afiyet olsun! Geçmiş günlerde peşin olarak gönderdiklerinize karşılık!..

 

25. KİTABI solundan verilen kimseye gelince, der ki: “Ne olurdu kitabım (suç dosyam) bana verilmeseydi

26. ve hesabımın ne olduğunu hiç bilmeseydim.

27. Ne olurdu o (ölüm), hesabımı kesip de bitirseydi (ölümüm sonum olsaydı!)

28. Malım bana fayda vermedi!

29. Otoritem de benden kopup gitti!”

30. “TUTUN ONU, hemen bağlayın!

31. Sonra onu çılgın bir aleve sallayın.

32. Sonra da onu boyu yetmiş arşın olan zincire vurun.

33. Çünkü o, yüce Allah’a inanmazdı.

34. Ve yoksula yedirmeye teşvik etmezdi!

35. Bugün ona burada yakın bir dost yoktur!

36. Ve irinden başka bir yiyecek de yoktur;

37. onu büyük günahkârlardan başkası yemez.”

38. HAYIR, yemin ederim gördüklerinize

39. ve görmediklerinize!

40. Şüphesiz o, şerefli bir Rasûl’ün/Elçi’nin sözüdür.

41. O, bir şair sözü değildir. Ne kadar da az inanıyorsunuz!

42. O, bir kâhinin sözü de değildir. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!

43. O, âlemlerin Rabbinden indirilmiştir!

Dünyadayken ayetleri anlamaya çalışmayanlara, Türkçe meallerden mantık hatası olduğuna kanaat getirip kurana sırtını dönenlere, red edenlere, Allah yok din yalan diyenlere, ölüm sondur başka bir diriliş yoktur, cehennem yoktur diyenlere yalan saydıkları ateşi gördüklerinde olanlara denecek ki “size bunların gerçek olduğunu bildiren bir elçi gelmemiş miydi?”

Mülk
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

6. CEHENNEM AZABI, Rablerini inkâr edenler içindir. Ne kötü dönüş yeridir o!..7. Oraya atıldıkları zaman, onun kaynarken çıkardığı korkunç homurtusunu işitirler;

8. neredeyse öfkesinden çatlayıp parçalanacak! Her bir güruh oraya atıldıkça, onun bekçileri onlara: “Size bir uyarıcı gelmedi mi?” diye sorarlar.

9. Derler ki: “Evet, tabi ki bize uyarıcı geldi ama biz yalanladık. Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapıklık içindesiniz!” dedik.

10. Dediler ki: “Eğer dinleseydik veya aklımızı çalıştırsaydık çılgın ateşin halkı içinde olmazdık.”

11. Böylece, günahlarını itiraf ettiler. Çılgın ateşin halkı uzak olsun!

Bu bölümde peygamberimizin getirdiği kitaptan delilleri görmüş oldun, elçiyi tanıdın, buna rağmen inşallah ahirette “evet, tabi ki bize uyarıcı geldi ama biz yalanladık. Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapıklık içindesiniz!” diyenlerden olmazsın. İnsanlar akıllarını kullanmadığı için cehenneme gidecek, bu bölümde aklını kullanacak, düşünecek epey delil gördün. Bunları gördükten sonra hâlâ görmezden gelebilecek misin?

Ali İmran
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

85. Kim İslam’dan başka bir din ararsa; (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.

86. İman ettikten, Peygamberin hak olduğuna şahitlik ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra, inkâr eden bir toplumu Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah zalim toplumu doğru yola iletmez.

87. İşte onların cezası; Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lânetinin (ilencinin) üzerlerine olmasıdır.

88. Onun içinde ebedi kalacaklardır. Onların azabı hafifletilmez, onlara göz de açtırılmaz.

89. Ancak bundan sonra tövbe edip kendilerini düzeltenler müstesnadır. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

90. Şüphesiz iman ettikten sonra inkâr eden, sonra da, inkârda ileri gidenlerin tövbeleri, asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar sapıkların ta kendileridir.

91. Şüphesiz inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya, dünya dolusu altını fidye verseler bile bu, hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için çok acıklı bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.

Buna benzer bir durum Sebe suresinde de var

Sebe
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

42. Artık bugün bir kısmınızın bir kısmınıza fayda sağlamaya ve zarar vermeye gücü yetmez. Zulmedenlere: “Yalanlamış olduğunuz ateş azabını tadın!” deriz.

43. ONLARA apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman, “Bu sizi atalarınızın ibadet etmiş olduklarından çevirmek isteyen bir adamdan başkası değildir” dediler. Ve dediler ki: “Bu, uydurulmuş bir iftiradan başkası değildir.” Ve yine kendilerine geldiği zaman gerçeği inkâr edenler: “Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir” derler.

44. Halbuki Biz onlara, ders alacakları kitaplar vermemiştik. Ve onlara, senden önce de bir uyarıcı göndermemiştik.

45. Onlardan öncekiler de yalanladılar. Ve verdiklerimizin onda birine ulaşamamışlardır! Yine de elçilerimi yalanladılar. Peki, Benim azabım nasıl oldu?

46. DE Kİ: “Size bir tek öğüt vereyim: Allah için ikişer ikişer ve teker teker kalkın sonra iyice düşünün! Arkadaşınızda bir mecnunluk yoktur. O sizin için şiddetli bir azabın öncesinde bir uyarıcıdır ancak.”

Bu ayeti biraz düşün istersen.

İnfitar
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

6. EY İNSAN! Sonsuz cömertliğin sahibi olan Rabbine karşı, seni aldatan nedir?

7. O seni yarattı, sana şekil verdi, seni ölçülü ve dengeli kıldı.

8. Seni dilediği herhangi bir biçimde oluşturdu.

 

17. HESAP/DİN GÜNÜ NEDİR, bilir misin?

18. Ve bir kez daha soruyorum: Hesap/din günü nedir, bilir misin?

19. O gün hiç kimse, hiç kimse için (zerre miktarı) bir şey (şefaat/şahitlik) yapamaz! Ve o gün buyruk/emir/otorite yalnız Allah’ındır!

Üstte HESAP/DİN GÜNÜ NEDİR, bilir misin? diyor ya, din günü ile ilgili ayetleri çıkardım, O günün nasıl olacağına bu ayetlerden bakabilirsin. Din günü nasıl olacak?

Caner Taslaman - Allah'ın Varlığının Delilleri - Evrenden Allah'a

Caner Taslaman felsefe profesörü. Yaratılış konusunu hem islam düşünürleri hem klasik felsefeciler hem de ateistlerin argümanlarına göre tartışabiliyor. Bu tartışmaya big bang, genişleyen evren, evrenin hassas dengeleri ve evrim teorisinin "rastgele" diye başladığını iddia ettiği yaşamın neden rastgele olamayacağına dair matematiksel hesaplarla ortaya bir sonuç çıkartıyor, bu video onlardan biri, Allah'ın varlığının delilleri nelerdir.