Kâinatın Efendisi Kimdir?


A) Allah.

B) Hz Muhammed [sallallahu aleyhi ve sellem]

Bir çok sohbette, vaazda peygamberimiz için "kainatın efendisi" sözü kullanılır. Kâinatın efendisi sence hangisi? Allah mı peygamberimiz mi? "Efendi" kelimesi Allah hakkında kullanılınca rahatsız edici oluyor ama "kainatın efendisi" sözü Arapça "rabbül alemin" ifadesine denktir. Böyle olunca bir insan için kainatın efendisi sözünü kullanmak sıkıntılı bir durum oluyor. Bu aslında şeyhlik sisteminin mecburi uzantısıdır. Birinin "efendi" olabilmesi için önce peygamberimizi "efendi" yapması lazım. Kur'an'da açıkça fırkalara ayrılmayın [Şura 13] emri olmasına rağmen dünyada bir çok şeyhler/efendiler ve müridleri var. Bu düzende müridin efendisi şeyhi, şeyhin efendisi kendi şeyhi, bütün bu şeyhlerin efendileri de çeşitli evliya adında insanlar, bütün bu güruhun efendisi de peygamberimiz oluyor. Kur'an'a baktığımızda ise Allah "arkadaş" peygamberden bahsettiğini görüyoruz.

Necm
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

1. Aşağı kayan yıldıza yemin olsun!

2. Arkadaşınız (doğru yoldan) sapmadı ve azıtmadı (doğru yoldan çıkmadı) da!

3. Arzusuna göre konuşmuyor/nutuk atmıyor (ayet) söylemiyor.

4. O, vahyolunan bir vahiydir (Kur’an’dır) ancak.

Sebe
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

46. De ki: “Size bir tek öğüt vereyim: Allah için ikişer ikişer ve teker teker kalkın sonra iyice düşünün! Arkadaşınızda bir mecnunluk yoktur. O sizin için şiddetli bir azabın öncesinde bir uyarıcıdır ancak.”

47. De ki: “Ben, sizden hiçbir ücret istemedim o sizin olsun. Benim ücretim sadece Allah’a aittir. O, her şey üzerinde şahittir.”

Gördüğün üzere Allah peygamberimizin arkadaş olduğunu söylüyor. Allah'ın "içinizden biri, arkadaşınız" diye anlattığı peygamberimizi Türkiye'de kainatın efendisi yapmışlar. Bunda hurafelerin de etkisi var. Onlardan biri; kainat peygamberimizin yüzü suyu hürmetine yaratıldığı iddiasıdır. Peygamberimiz bu hurafeler sayesinde doğru tanınamıyor. Bunu Hz Adem’in cennetten çıkarılışı konusunda ele alırlar ve Hz Adem Allah’tan af dilerken kullandığı iddia edilen sözlere dayandırırlar.

“Sen Olmasaydın Felekleri Yaratmazdım” Hadisi

“Levlake lavlake lema halaktü’l-eflak” Sen olmasaydın, sen olmasaydın Ben felekleri yaratmazdım.

Benim derdim aklıma yatmayan hadislere “uydurulmuş” deyip kendimce bir şeylerler yazıp çizmek değil. Ben gerçeği arıyorum. Bu gerçeğin temeline Kur’an’ı koymazsak ahiretimizi kaybedeceğiz. Dünyayı çoktan kaybettik. Ben ve benim gibi insanlar gerçeğe, Kur’an’a çağırıyoruz. İslam dünyasının birinci problemi Kur’an’dan kopmuş olmak. Halbuki Allah İslam’ı bütün dinlere üstün kılacağını söylemiş.<

Saf
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

7. İslam’a çağrıldığı halde Allah’a yalanlar yakıştırandan daha büyük yanlışı kim yapabilir? Yanlışlar içindeki bir topluluğu Allah yola getirmez.

8. Bunlar, Allah’ın nurunu (Kur’an’ı) ağızları ile söndürmek isterler. Kafirler hoşlanmasa da Allah, nurunu tamamlayacaktır.

9. Dinini bütün dinlere hâkim kılmak için Elçisini bu Rehberle (Kur’an ile), gerçek din ile gönderen O’dur. Allah’ı ikinci sıraya koyanların/müşriklerin hoşlarına gitmese de bu hakimiyet gerçekleşecektir.

Allah Vaadine Sadıktır

Peygamberimizin hayatını biraz düşünsene; özenilecek neyi vardı? Medine’ye hicret ettiğinde başını sokacak evi dahi yoktu. Çağrı filmini izlesen bile az çok bilgi sahibi olursun. Evi dahi olmayan insan nasıl oldu da iki sene içinde bütün Yahudileri Medine’den göç etmek zorunda bıraktı. Ticaret Yahudilerin elindeydi. Bütün pazarları Yahudiler kontrol ediyordu. Böyle bir ortamda peygamberimiz sadece Kur’an’a uyarak bütün bölgeye hakim oldu. Hz Ömer dönemine kadar bu böyle devam etti. Ömer öldüğünde İslam toprakları Türkiye’nin dört katı büyüklüğündeydi. Allah gönderdiği dine uyan insanları vadettiği üzere dünya hakimiyetini verdi. Daha sonra Hz Osman ve Hz Ali dönemiyle Müslümanlar geri gitmeye başladı ve nihayet Emeviler’le beraber İslam bitti. Şu an Emeviler döneminde uydurulan ve Abbasiler döneminde kemikleşen dini yaşıyoruz. Uydurulmuş dinle akıl tutulması yaşayan Müslümanlar Allah’ın peygamberimize “Levlake lavlake lema halaktü’l-eflak” "Sen olmasaydın, sen olmasaydın Ben felekleri yaratmazdım" dediğine inanıyor ve bununla övünüyor. Üstte yazdığım ayetlerde koyu belirttim, Allah "yanlışlar içindeki bir topluluğu yola getirmez" diyor. Yanlışlar içinde olduğumuz için Allah bizi doğru yola getirmiyor. Ben bunun derdindeyim. Ayetleri gösteriyorum ki senin de aklında soru işaretleri olsun. Sen de sorgula. Alttaki ayeti bilirsen Allah’ın neden yardım etmediğini de bilirsin.

Rad
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

11. İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle onu korurlar. Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirip düzeltmedikçe Allah onların durumunu değiştirip düzeltmez. Allah, suçlu bir kavmi cezalandırmak diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur.

Bir ayet daha göstereyim;

Nisa
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

14. Kim koyduğu sınırları aşarak Allah'a ve elçisine başkaldırırsa onu, ölmemek üzere kalacağı bir ateşe[*] sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır. 

[*] Ateş diye tercüme ettiğimiz nar kelimesi nekre yani belirsiz olduğu için cehennem diye tercüme edilmesi doğru olmaz. Allah’ın sınırlarını aşanlar, bu dünyada da kendilerini yakarlar. 

Allah Müslümanları dünyadayken ateşe koydu çünkü Allah’ın koyduğu sınırları aştık. Ayet, elçiye başkaldırmaktan bahsediyor. Elçi yaşasaydı bize Kur’an’dan konuşmayacak mıydı? Problemlere Kur’an ayetlerini göstermeyecek miydi? Bugün elçi yok ama elçinin getirdiği Kitap elimizde. Bu kitaba uymadığımız için Allah bizi ateşe attı ve kendimizi düzeltmezsek bu ateşten çıkacağımız da yok. Bizi ateşe atan “sen olmasaydın, sen olmasaydın Ben felekleri yaratmazdım” sözünü araştırınca aslında böyle bir hadis olmadığını görüyorsun. Kütübü Sitte denen altı hadis kitabında da böyle bir hadis yok. Böyle bir hadis olmadığı için rivayeti kurtarmaya çalışanlar “bu hadisi kutsidir” demişler. O ne demek? Allah bu sözün anlamını peygambere ilham etmiş, peygamber de ilhamı sözlere çevirmiş. Böyle olsa dahi bu hadis neden altı hadis kitabında yok? Yeri geliyor ayetlerde açık açık yazan hükümler için “Kütübü Sitte’den hadis göster” diyen insanlar çıkıyor. Ayn insanlar Kütübü Sitte’de olmayan sözü hadis kabul ediyorlar. Altı hadis kitabını yazan insanlar bu söze itibar edip neden kitaplarına almamış biraz düşünmek lazım değil mi? Bu sözü nakledenlerden biri Kadı İyaz.

Kadı İyaz'ın Şifa-i Şerif Kitabında Hz Adem'in Özrü

"Hz. Âdem (a.s.) cennetten çıkarılmasına sebep olan hatayı işledikten sonra affedilmesi için yaptığı duâda: 'Allah'ım! Beni Muhammed'in hakkı için Senden beni affetmeni istiyorum' diye yalvarmış. Cenâb-ı Hak: 'Ey Âdem! Henüz yaratmadığım halde Muhammed'i sen nasıl tanıdın?' diye sorunca, Hz. Âdem (a.s.): 'Yâ Rabb! Sen beni elinle yaratıp bana ruhundan üflediğinde başımı kaldırıp arşa baktığımda, arşın sütunlarında 'Lâ ilâhe illâllah Muhammedün Rasûlullah' cümlesinin yazılı olduğunu gördüm. Bildim ki Sen, ismine ancak mahlûkatın en sevimlisini izâfe edersin!' dedi. Bunun üzerine Allah: 'Doğru söyledin Ey Âdem! Gerçekten o, Bana yaratılmışların en sevimli olanıdır. Onun hakkı için Bana duâ ettin Ben de seni affettim. Şâyet Muhammed olmasaydı seni halketmezdim' buyurdu." (Kadı Iyaz, Şifâ, I338).

Tefsirlerde de şöyle geçiyor;

Adem zellesinden dolayı suç irtikab ettiği zaman: Ey Rabbim! Muhammed hakkı için beni bağışla, dedi. Allahü Teala buyurdu ki: Ey Adem! Sen Muhammed’i nerden biliyorsun? Ben onu henüz yaratmadım. Bunun üzerine Adem : Şuradan biliyorum ki, sen beni kudretinle yaratıp bana ruh üflediğin zaman başımı kaldırıp Arş üzerine “Lâ İlâhe İllallâh Muhammedün Rasûlüllah” yazılmış olduğunu gördüm. Bildim ki sen şerefli ismini ancak yarattıklarının en sevgilisi olan bir kimsenin ismine bağlarsın. Bunun üzerine Allahü Teala: Ey Adem! Doğru söyledin. O bana mahlukatın en sevgilisidir. Madem ki onun hürmetine benden mağfiret istedin bende seni mağfiret ettim. Eğer Muhammed olmasaydı seni yaratmazdım, diye buyurdu.

Zelle, peygamberlerin hata ile veya unutarak yaptıkları kusurları ifade eden bir terim. Ben Adem’in yaratılışıyla ilgili büyün ayetleri çıkarttım, böyle bir hikaye yok. Allah Adem’in yaratılışını sekiz surede ayrı ayrı anlatmış. Adem’in hatasına karşı af dilerken söyledikleri de bu ayetlerde yazıyor. Araf suresindeki ayetleri göstereyim, aklında soru işareti kalmasın.

Araf
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

20. Sonra Şeytan her birinin bedeninin örtülü yerlerini açıp diğerine göstermek için şöyle vesvese verdi[1*]: “Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması sadece hükümdar (saltanat sahibi) olmanızı ya da ölümsüzleşmenizi engellemek içindir.”

21. Onlara yemin etti: “Ben ikinizin de iyiliğini istiyorum.”

22. Böylece ikisini de kandırıp değerlerini düşürdü. İkisi de o ağaçtan tadınca açılması hoş olmayacak yerleri gözüktü. Bahçedeki yaprakları üst üste koyup örtünmeye başladılar. Rableri onlara şöyle seslendi: “Size bu ağacı yasak etmedim mi? Demedim mi Şeytan sizin açık düşmanınızdır?”

23. Dediler ki “Rabbimiz! Biz ne ettikse kendimize ettik. Bizi bağışlamaz (durumumuzu düzeltmez) ve bize acımazsan, kaybedenlere karışır gideriz.”

24. Allah dedi ki “İnin oradan! Biriniz diğerinin hakkına göz dikecek. Sizin için bu topraklarda karar kılınıp yerleşecek yer ve bir süreye kadar da geçineceğiniz şeyler bulunacaktır.”

25. (Allah) Dedi ki “Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz, yine oradan çıkarılacaksınız.”

Gördüğün gibi Allah tefsirlerdeki gibi bir hikaye anlatmamış. Adem “Muhammed’in hürmetine affet” deseydi sekiz surede Adem’i anlatan Allah bunu niye eksik bıraksın ki? Hadis kitaplarında da böyle bir hadisin yok. Anlasana işte bu uydurulmuş bir söz. Bunu savunmakla eline ne geçecek?

Peygamberimiz bizim de Yahudi ve Hristiyanların yaptığı hataları yapacağımızı ön görmüş.

“Sizler, kendinizden önce gelen ümmetlerin sünnetine kulacı kulacına, arşını arşınına ve karışı karışına muhakkak tıpa tıp uyacaksınız. Hatta onlar, daracık bir keler (kertenkele) deliğine girseler siz de oraya gireceksiniz.” Oradakiler, “Ey Allah’ın Resûlü! (Onlar) Yahudiler, ve Hıristiyanlar mı?” diye sordular. O da: “Bunlar değilse ya kimler?” cevabını  verdi.” (Buhari: 4/206, hn. 3456; Müslim: 8/57, hn. 6952) 

Peygamberimiz Yahudi ve Hristiyanların yaptığını yapacağımızı ön görmüş ve haklı da çıkmış. Müslümanlar düşünmüyorlar, akıllarını kullanmıyorlar. Hurafelerden kafalarını kaldırıp biraz araştırma yapsalar aynı sözün Pavlus'un Koloseliler'e yazdığı mektupta geçtiğini görecekler. Hıristiyanlar da her şey İsa için yaratıldı diyor. Koloseliler 1 mektubundan kopyaladım.

Mesih’in Kimliği ve Görevi - Koloseliler 1

15 Görünmez Tanrı’nın görünümü, bütün yaratılışın ilk doğanı O’dur. 16 Nitekim yerde ve gökte, görünen ve görünmeyen her şey –tahtlar, egemenlikler, yönetimler, hükümranlıklar– O’nda yaratıldı. Her şey O’nun aracılığıyla ve O’nun için yaratıldı. 17 Her şeyden önce var olan O’dur ve her şey varlığını O’nda sürdürmektedir. 18 Bedenin, yani kilisenin başı O’dur. Her şeyde ilk yeri alsın diye başlangıç olan ve ölüler arasından ilk doğan O’dur. 19 Çünkü Tanrı bütün doluluğunun O’nda bulunmasını uygun gördü. 20 Mesih’in çarmıhta akıtılan kanı aracılığıyla esenliği sağlamış olarak yerdeki ve gökteki her şeyi O’nun aracılığıyla kendisiyle barıştırmaya razı oldu.

Hakikati Muhammediye

Peygamberimiz haklı çıkmış mı? Evrenin ya da dünyanın hangi peygamber için yaratıldığının kavgasını vermek peygamber yarıştırmaktan başka bir şey değildir. Pavlus’un mektubunda her şey İsa için yaratıldı deniyor. Bizimkiler altta kalmamış Hakikati Muhammediye diye bir şey uydurmuş; “her şey Muhammed’in nurundan yaratıldı” demişler.

Cabir sormuş;

“Ey Allah’ın Resulü! Anam-babam sana feda olsun, Allah’ın her şeyden önce ilk yarattığı şeyi bana söyler misiniz?” diye sordum. Şöyle buyurdu: “Ey Cabir! Her şeyden önce Allah’ın ilk yarattığı şey senin peygamberinin nurudur. O nur, Allah’ın kudretiyle onun dilediği yerlerde dolaşıp duruyordu. O vakit daha hiçbir şey yoktu. Ne Levh, ne kalem, ne cennet, ne ateş/cehennem vardı. Ne melek, ne gök, ne yer, ne güneş, ne ay, ne cin ve ne de insan vardı." "Allah mahlukları yaratmak istediği vakit, bu nuru dört parçaya ayırdı. Birinci parçasından kalemi, ikinci parçasından Levh’i (Levh-i mahfuz), üçüncü parçasından Arş’ı yarattı. Dördüncü parçayı ayrıca dört parçaya böldü: Birinci parçadan Hamele-i Arşı (Arşın taşıyıcılarını), ikinci parçadan Kürsi’yi, üçüncü parçadan diğer melekleri yarattı. Dördüncü kısmı tekrar dört parçaya böldü: Birinci parçadan gökleri, ikinci parçadan yerleri, üçüncü parçadan cennet ve cehennemi yarattı. Sonra dördüncü parçayı yine dörde böldü: Birinci parçadan müminlerin basiret nurunu/iman şuurunu, ikinci parçadan -marifetullahtan ibaret olan- kalplerinin nurunu, üçüncü parçadan tevhitten ibaret olan ünsiyet nurunu (La ilahe illallah Muhammedu’rresulüllah nurunu) yarattı.” (bk. İmâm Ahmed, Müsned IV-127; Hâkim, Müstedrek II-600/4175; İbni Hibban, El İhsân XIV-312/6404; Kastalanî, Mevahibü'l-Ledünniye: 1/6; Krş. Aclunî, I/262-6)

"Adem'in Çamuru Yoğurulurken Ben Peygamberdim" Hadisi

Bu da başka bir söz. Böyle sözler evliya diye niteledikleri insanların kitaplarında geçiyor. Niyazi Mısri'nin İrfan Sofraları kitabının 48. sofrasında peygamberimizin yaratılan ilk ruh olduğu geçiyor.

Sülukten maksat,cüz’i ruhun,KÜLLİ RUH’a kavuşmasıdır.Külli Ruh için Hz.Peygamber Aleyhisselatü Vesselam Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Allah ilk defa benim ruhumu,nurumu ve aklımı yarattı.” İşte bütün peygamberlerin ve kamil velilerin gittiği Allah’ın GENİŞ ARZ’ı budur.

20. yüz yılın hadis alimlerinden Muhammed Nasırudin Elbani bu söz için şöyle yazmış.

---------- alıntı başlangıcı ----------

"Âdem su ile çamur arasında iken ben nebî idim." Hallâc, Suhreverdi, Ahmet Avni Konuk gibi tasavvuf ehli insanlar bu sözü hadis diye nakletmişlerdir. İbn Teymiyye, bu rivâyetin aslının olmadığın, bu lafızla rivâyeti ilim ehlinden kimsenin görmediğini ve bâtıl olduğunu söylemektedir (İbn Teymiyye, Hakikatu Mezhebi'l-İttihâdiyyûn, s. 126-127). Zerkeşî, bu lafızla aslının olmadığını belirtir (Zerkeşî, Tezkire, s. 172). Bu rivâyetin kaynağı bakımından dayanağı yoktur. Elbânî bu tür hadisleri uydurma kabul etmiştir (Muhammed Nâsıruddin Elbânî, Silsiletu'l-Ehâdîsi'd-Daîfe ve'l-Mevzûa ve Eseruhâ's-Seyyiu fi'l-Ümme, I/473-474) Hemen hemen aynı bilgilere Aclûnî ve eş-Şeybânî gibi müellifler de eserlerinde yer vermişlerdir. Rivâyetin uydurma olduğu açıktır (A. Yıldırım, s. 125)

"Ben, yaratılışta nebîlerin ilki, peygamber olarak gönderilme yönünden sonuncusuyum." Elbânî, rivâyeti zayıf kabul etmiştir (Elbânî, a.g.e. II/115, no: 661).

---------- alıntı sonu ----------

Niyazi Mısrı'nin kitabından yaratılan ilk ruhun peygamberimiz olduğu örneğini şu yüzden verdim; bu uydurma hadislerin bir sonraki nesle nasıl aktarıldığının bir örneğidir. Bazı insanlar evliya ilan edilip yazdıkları kitapları da dokunulmaz, eleştirilmez algılandığı zaman, kitaplarda geçen uydurma hadislerin farkına varılmıyor. Bu kitapları okuyan her yeni nesil uydurma hadisleri de bir sonraki nesle taşımış oluyor. Bu hadislerin uydurulmuş olduğunu anlatanlara itibar edilmiyor. İslam dünyası bu yüzden düzelemiyor. Aşırı kutsallaştırılmış kişiler ve kitaplarındaki hataları görmezden gelip, bir sonraki nesile taşıyorlar. Efendi/şeyh sistemi de aynı şeyi yapıyor. Efendi/şeyhin yerine gelen yeni efendi kendi efendisinden öğrendiklerini bir sonraki nesile taşıyor.

Peygamberler Nasıl Vahiy Alır?

Bir peygamber kendisine vahyedilen kadar bilgi sahibidir. Peygamberimiz neye göre “Allah’ın ilk yarattığı şey senin peygamberinin nurudur” diyebilir. Sihirli cümle; Allah bildiremez mi? Allah bildiremez mi diye diye ne kadar hurafe varsa hepsini vahiy kabul etmişler. Allah’ın vahyettikleri Kur’an’da. Allah gelecek kuşaklara, kıyamete kadar ne bilinmesini istediyse Kur’an’la indirdi.Bunun yolu vahiydi. Allah peygamberlerine nasıl vahiy gönderdiğini de açıklamış.

Cin
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

26. Bütün gizli bilgileri (gaybı) bilen O’dur. O, gaybını kimseye açmaz;

27. uygun bulduğu bir elçi olursa başka. Onun da önüne ve arkasına gözcüler diker.

28. Bunu yapar ki o elçi, Rabbi tarafından gönderilenleri, meleklerin ona tam olarak ulaştırdığını, getirdiklerinin hepsini aldığını ve her şeyi tek tek kavradığını bilsin.

Bu ayetleri gözünde canlandırmaya çalış; demek ki Cebrail bir grup melekle geliyormuş. Bu melekler şeytanlara karşı gözcülük yapıyormuş. Peygamber kendisine vahyedilenlerin Allah’tan geldiğini, şeytanın hiç bir şey eklemediğini bu sayede anlıyormuş. Allah peygamberlerine böyle vahyetmiş. Bizim peygamberimize gelen vahiy şu an elimizde. Biz bu vahyin içinde yaratılan ilk nurun peygamberimize ait olduğunu görmüyoruz. Allah bunu peygamberimize vahyetseydi Kur’an’da olurdu. Bunun gibi Adem hatasından dolayı tövbe edip özür dilerken Allah “madem ki onun hürmetine benden mağfiret istedin bende seni mağfiret ettim. Eğer Muhammed olmasaydı seni yaratmazdım” deseydi sekiz sureden birinde bunu yazardı. Müslümanlar “Allah bildiremez mi, Allah’ın gücü yetmez mi” diyene kadar birazcık düşünseler, ilgili ayetlere baksalar hurafeleri temizleyecekler ama düşünmeyi, sorgulamayı yasakladıkları için hurafeler içinde debelenip duruyorlar.

Muhammed Nasırudin Elbani “Sen olmasaydın, sen olmasaydın Ben felekleri yaratmazdım” sözü için şöyle yazmış.

---------- alıntı başlangıcı ----------

Bu, hadis diye uydurulmuş bir sözdür, hadis değildir. Sağânî (ö.650) “el-Ehâdisu’l-mevzûa” adlı kitabında (s.57) onun hakkında "hadis diye uydurulmuş söz" demiştir.

Ali el-Kârî (ö.1014) “el-Mevzûât” adlı kitabında (s.67-68) şöyle demektedir: “Hadis değildir. Fakat anlamca doğrudur; çünkü Deylemî'nin İbn Abbas’tan naklettiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: ‘Cebrail bana gelerek şöyle dedi: ‘Ey Muhammed! Sen olmasaydın cenneti yaratmazdım. Sen olmasaydın, cehennemi de yaratmazdım.’” İbn Asâkir (ö.571) bu sözü, “Sen olmasaydın, dünyayı yaratmazdım” biçiminde nakletmiştir.

Benim [Muhammed Nâsırudin Elbânî] kanaatim odur ki Ali el-Kârî’nin sözünü ettiği Deylemî’deki rivayetin sahih olduğu kesinleşmedikçe bu sözün anlamca doğru olduğu da söylenemez. Deylemî’deki hadisin sahih olduğunu bildiren herhangi bir âlim de bilmiyorum. Artık Deylemî’nin “el-Müsned”inde yer alan hadisin senedini de tesbit etmiş durumdayım. Hadisin râvileri arasında bulunan Abdüssamed b. Ali b. Abdullah isimli râvi bu hadisin felâketidir. Ukaylî onun hakkında “Hadisleri alınmaz” demektedir. “Ey Muhammed! Sen olmasaydın, ben âlemleri yaratmazdım” hadisinde de aynı râvi bulunmaktadır ve hadisin başka bir râvi zinciri (senedi) de yoktur. İbn Asâkir’in “Sen olmasaydın, dünyayı yaratmazdım” şeklindeki rivayetine gelince, İbnu’l-Cevzî (ö.597), bunu “el-Mevzûât” adlı kitabında (I, 288-289) nakletmiş ve “bu hadis diye uydurulmuş bir sözdür, hadis değildir” demiştir. Suyûtî (ö.911) de “el-Leâlî” (I, 272) adlı kitabında İbnu’l-Cevzî’nin söz konusu hadis hakkındaki değerlendirmesine katılarak o da hadisin uydurma olduğunu söylemiştir. (Silsiletu’l- ehâdîsu’z-zaîfe, I, 448-451)

------------ alıntı sonu ------------

Allah Bu Dünyayı Neden Yarattığı Bildirmiş

Allah bu dünyayı peygamberimiz için yaratmadı. Alttaki ayetler doğrultusunda bizi imtihandan geçirmek için yarattı.

Mülk
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

2. Ölümü ve hayatı yaratan odur. Bunlar; hanginiz daha güzel iş yapacak diye sizi yıpratıcı bir imtihandan geçirmek içindir. O güçlüdür, bağışlayıcıdır. 

Araf
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

1. “İnsan (ile dünyanın kuruluşu) üzerinden uzun bir zaman geçti değil mi? Bu süre içinde o, hakkında bilgi olan bir şey değildi.

2. Biz insanı, çok bileşenli döllenmiş yumurtadan yarattık. Yıpratıcı bir imtihandan geçireceğiz; o nedenle onu dinleyen ve gören bir varlık haline getirdik. 

Kainat Peygamber efendimiz için mi yaratıldı - Abdülaziz Bayındır