Bu dünyanın anlamı nedir? Allah'ın varlığına nasıl şahit oluruz? Evrim teorisinin olmayacağının delilleri nelerdir? Kâlû belâ nedir? Meşiet ve irade nedir? Allah Dilediğini Saptırıp Dilediğini Doğru Yola Mı Getirir? Kafirlerin gözleri kulakları mühürlü müdür? Kuranda mantık hatası var mıdır? Kader nedir? Mirac nasıl gerçekleşti? Namaz vakitlerindeki hatalı hesaplama ve doğru takvim. Şirk nedir Kıyamet alametleri nelerdir? Hz isa geri gelecek mi? Mehdi deccal çıkacak mı? Yecüc mecüc nedir? Dabbetül arz nedir?

☰ Menü

Hayatın anlamını arayanlara…

Bu siteyi arkadaşlarımla varoluş üzerine yaptığım sohbetlerden sonra yapmaya karar verdim. Her bir araya geldiğimizde söz dönüp dolaşıp “nereden geldik nereye gidiyoruz”a dönüp birbirimize fikirlerimizi söylediğimizde her seferinde konuştuğumuz konuların havada kaldığını fark ettim çünkü bir daha ki sefer görüştüğümüzde yine aynı şeyler etrafında konuşmaya başlardık. Bu sitede uzun yıllar okuduğum kitapları, dinlediğim dersleri ve gördüğüm sonuçları bir araya getirdim. Yani bu sitenin amacı karşılıklı "sen doğrusun ben yanlışım" diye tartışmak yerine düşünmeyi sağlamaktır. Dolayısıyla iki saatte okuyup bitirebileceğin bir site değil. Sitede bazı kitaplardan bahsettim, bunda da amaç bir haftada okuyup bana cevap yetiştirmek değil daha çok okuduğun kitaplarda bir tutarsızlık olmadığını fark edip üzerine düşünmek olmalı. Bu kitaplar din kitapları değil normal insanlar anlasın diye yazılmış fizik ve doğa kanunlarından bahsediyor. Benim gözümü açan Allah’ın varlığının bilimle açıklanabildiğini görmem oldu. Daha sonra buna benzer bir görüşü John Lennox’ta okudum. John Lennox Oxford’da matematik profesörü ve filozof. Lennox diyor ki “evrenin bilim yapmaya musait bir yapısının olması tanrıyla daha iyi açıklanıyor.” Bu sitede yazdıklarımdan veya referans gösterdiğim kitaplar veya derslerden maksadım düşünmeni sağlamaktır. Bundan ötesine de kimsenin gücünün yeteceğini zannetmiyorum.

Genelde karşılaştığım en büyük sorun kimse okumak istemiyor ama konuşmaktan çok hoşlanıyor. “Bir kitap var orada şöyle bir açıklama var” dediğimde çoğu zaman bu kitapların, açıklamaların dikkate alınmadığını gördüm. Bunları yok sayarak sohbet etmek daha cazip geliyor olsa gerek. O yüzden yine böyle olmasın diye okuduğum kitaplardan bazı bölümler taradım, belki dikkatini çekebilirim ama sonuçta bu taranan bölümler 20-30 sayfa kadar, devamını okumak sana kalıyor. Asıl delillerim olan kitaplar Taşkın Tuna’nın ve Caner Taslaman'ın kitapları. Caner Taslaman'ın kitaplarını kendi sitesinden pdf olarak indirebiliyorsun. Bu site aklımda şekillenip de yazmaya başlayınca Taşkın Beye site hakkında bilgi verdim ve kitaplarından bazı bölümler için telif hakkı sordum, sitemin ilgisini çektiğini ve bazı şartları yerine getirmem şartıyla bazı bölümleri kullanmama izin verdi. Üç kitabından birer bölüm aldım. Buradan Taşkın Tuna’ya kitaplardan birer bölüm yayınlamama izin verdiği için sonsuz teşekkür ediyorum. Aynı şekilde kitapları yayına hazırlayan Şule Yayınlarına da sonsuz teşekkür ederim. Allah izin verenlerden razı olsun.

Bu kitaplardan bölümler gösterme amacım evrim teorisinin matematiksel imkansızlığı ve kuranda ifade edilen big bang, genişleyen evren, güneşin, ayın yörüngelerini anlatan ayetlerin bilim tarafından 20. yy da ispatlanmış olduğunu göstermektir. Ayetlerde bildirilen ele aldığım bu üç konu basit konular değil, tahmin üzere yazılacak şeyler de değil. Bunlar ancak belli bir teknolojik gelişme sonucu gözlemle, bilimle elde edilebilecek sonuçlar. Bunu kuranın bir insan yazması olamayacağını göstermek için yapıyorum çünkü sıklıkla duyduğum konulardan biri “Muhammed kitabı kendisi uydurmuş” sözüdür. Bu üç konudan çok daha fazla delil var ama ben evrenin başlangıcını, genişlemesini ele aldım. Bu kuranın bir insan yazması olamayacağının en büyük delilidir. Bunları hayranı olduğum Taşkın Tuna’nın kitaplarından delillerle göstermeye çalıştım. Bundan sonrası insanların ne düşüneceğine kalmış. İstersen bunları görmezden gelir “kuran uydurmadır” diyebilirsin ya da bunlar dikkatini çeker ve daha fazlasını araştırmak, kim bilir bir bölüm okuduğun Taşkın Tuna’nın kitaplarını alıp okumak istersin.

Kuranda insanların tavırlarını anlatan ayetler var, özellikle inkar edenleri anlatan ayetler çok ilgimi çekiyor. Bu ayetler inkar etmekte ısrar edenlerin gözlerini, kulaklarını açmadığını, akıllarını kullanmadığını söylüyor. Bu ayetler eğer İnsanlar akıllarını, basiretlerini kullanırsa Allah’ın delillerini göreceğini bildiriyor. Kuranın uydurulmamış olduğunu görmek bu yüzden çok önemli. Uydurulmadığının delillerini görebilirsen inkar eden, red edenlerin de tavırlarının kuranda yazılı olduğunu görebilirsin

Casiye
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

22. ALLAH gökleri ve yeri bir hesap ile yarattı. Ta ki, herkes kazandığıyla karşılık görsün! Onlara zulmedilmez.

23.ŞİMDİ SEN, arzusunu ilâh edinen ve Allah’ın bilgisi dahilinde kişiyi kendi sapıklığında bıraktığı; işitmek istemeyen, düşünmekten kaçan, görmek istemeyen kimseyi gördün mü? Artık Allah’ı dinlemedikten sonra onu kim doğru yola iletebilir? Hâlâ düşünmüyor musunuz?

Rum
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

52. Şüphesiz ki sen ölülere işittiremezsin! Ve çağrıyı; arkalarını dönmüş giderlerken, sağırlara da duyuramazsın!

53. Görmek istemeyenleri de (düşünce körlüğü içinde olanları), sapıklıklarından (kurtarıp) doğru yola iletemezsin! Sen ancak ayetlerimizi düşünen, araştıran, inanan kişilere işittirirsin. Onlar teslim olan/müslim kimselerdir.

Eğer inancın yoksa veya zayıfsa ayetlerin uydurulmadığı, Allah’ın ilmi olduğunu göstermek için delilleri olduğunu söylediğim kitaplardan örnek vermem, eğer bunları dikkati okuyup, düşünüp, görüp, anlayıp Allah’a yönelirsen Allah’ın sana yardım edeceğini bil diyedir.

Enam
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

125.Allah kim doğru yola gitmek/gelmek isterse; onun gönlünü Müslümanlığa/İslam’a/teslimiyete açar. Kim de sapıklığı dilerse/isterse/tercih ederse, onun gönlünü tıkanık, dar kılar; sanki gökyüzüne yükseliyormuş gibi!.. Allah işte böylece, gerçeklere inanmayan kimselerin üzerine pisliği çökertir!

126.Rabbinin dosdoğru yolu, işte budur! Biz ayetleri öğüt alan bir toplum için, geniş geniş, ayrıntılı olarak açıkladık.

127.Rableri katında esenlik yurdu onlarındır. Yapmış olduklarından dolayı onların dostu O’dur.

Kuranın Allah’ın indirdiğini ispatlamak üzere yazılmış pek çok bilimsel kitap var. Bu kitaplara arkasını dönüp gidene “bunlar eskilerin masalları” diyene Allah yardım etmeyecek demektir. Önce insanların yönelmesi, araması gerekiyor. Bu siteyi yapma sebebim bunu göstermektir.

Enfal
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

23.Allah onlarda bir hayır (hakka yöneliş) olduğunu bilseydi, elbette onların işitmelerine yardım ederdi. Onlarda yöneliş olmadığı için işitseler bile, mutlaka yine yüz çevirerek dönüp giderlerdi.

Eğer inancın zayıf veya yoksa, şüphelerin varsa Taşkın Tuna’nın, Caner Taslaman'ın kitaplarından veya diğer kitaplardan okuyacağın bölümler inşallah şüphelerini gidermene yardımcı olur. Eğer “ben zaten müslümanım” diyorsan o zaman bu kitaplar Allah’ın ne kadar büyük olduğunun bir fikrini verecektir. O kadar ince hesaplarla yaratılmış bir evren var ki insan “Allah bunu tek bir sözüyle nasıl yapmış” diye düşünmeden edemiyor. Üstte yazdığım ayetlerin ve benzerlerinin ne demek olduğunu “İnanmayan insanların kapleri, gözleri, kulakları mühürlü müdür” bölümünde görebilirsin.

Kitap okunmamasından şikayet ettiğim gibi aynı zamanda insanların konusunda uzman olmuş kişileri dinlemek istememesinden de şikayetçiyim. Mesela kurandan bir bölümü örnek verdiğimde açıklamasını konunun uzmanı olan birinden dinlenmesini istediğimde insanlar dinlemek istemiyor ama sorular sormaya devam ediyor, nasıl olacak böyle? Halbuki bir uzman bir konuda konuştuğu zaman o kişinin söyledikleri esas alınmalı, kulaktan dolma bilgilerle tartışmak yerine doğru bilgileri temel alıp konuşmanın çok daha doğru olduğunu düşünüyorum ama dediğim gibi bu konuda da insanların gereğini yapmadıklarından şikayetçiyim.

Bir gün bir arkadaşıma “şu kişi şu konuda şöyle bir konuşma yapmış bir dinlesene” dedim, “ben o kişiyi hiç sevmiyorum” dedi. Cevap böyle olunca bizim konuşmamızın da bir anlamı, o konuşanın anlattıklarının da hiçbir kıymeti olmuyor. Peki ya o kişi ahirete nasıl inanacağını anlatıyorsa? Aslında neden böyle söylendiğini de az biraz anlıyorum, insanlar yanlış yapıyor olmayı duymak istemiyor. İnsanlar yanlış düşüncelere dayalı inançları düzeltmek üzere konuşanları ki bu islam olursa çok daha şiddetli tartışmalar çıkıyor, red etmem eğiliminde. Bu ateist, deist için olduğu kadar kendisini müslüman diye tanımlayanlar içinde geçerli. Çoğu zaman müslümanlar kendilerine belirli hocaları önder kabul eder, dinler öte yandan kendilerine anlatılanlarda hurafeleri ortaya çıkaranları sapık, kafir, zındık ilan eder. İnsanlar dinlememekte ve okumamakta ısrar ettiği için çoğu zaman müslüman olsun ateist olsun bu insanlara ulaşmanın mümkün olmadığını gördüm. İnsanlar kendilerini kapatıyorlar, duymamak için uzaklaşıyorlar. Bu ayetler sadece inkar edenler için değil hurafelere saplanmış doğruları anlatanları dinlemek istemeyen müslümanlar için de geçerli

Rum
Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım (Nahl 98)

53. Görmek istemeyenleri de (düşünce körlüğü içinde olanları), sapıklıklarından (kurtarıp) doğru yola iletemezsin! Sen ancak ayetlerimizi düşünen, araştıran, inanan kişilere işittirirsin. Onlar teslim olan/müslim kimselerdir.

Ayetleri düşüne düşüne okuyup araştıran insanlar doğruları görecektir. Özellikle kendisini müslüman diye tanımlayanlar için fark ettiğim bir şey var. Çok büyük oranda müsümanım diyen “beş farz” üzere müslümanlık yapıyor. Bu beş farz, kelimeyi şehadet getirmek, namaz, zekat, oruç ve hac. Kelimeyi şehadet getirmeyi düşünürsek “la ilahe illallah muhammeden resullullah” diyen bunu yerine getirmiş olur ve isterse ömür boyu bir daha söylemesin Allah’ı bir bildiğini ve Hz Muhammedi elçi kabul ettiğini tasdik etmiş olur. Orucu ve zekatı ele alırsak bunlar da yılda bir ay yapılıyor geri kalan on bir ay oruç ve zekattan sorumlu değilsin. Haccı da ömründe imkanın varsa bir kere yaparsan onunda sorumluluğu kalkıyor. Geriye namaz kalıyor. İster her gün beş vakit namaz kılsın isterse sadece cumaya gitsin, namaz sürekli bir ibadet olduğu için namaz kılan insanlar kendisini müslüman sayıyor. Buna itirazım yok elbette, bu doğru ama itirazım doğruyu arama gayreti gösterilmiyor. Müslümanlar geleneksel olarak neler anlatılıyorsa onu takip ediyor. Halbuki bugün hurafeleri temizlemeye çalışan, fark etmediğimiz şirke yakın davranışları ele alan, açıklayan insanlar var. Bu insanlar öyle dünden bu güne çıkmış insanlar da değiller. Onlar da bir zaman hurafeleri fark etmemişler ama gün gelmiş bir yerlerde yanlışlık olduğunu fark edip yıllarını bunları ortaya çıkarmaya harcayan insanlar. Namaz kılıp geleneksel bilgilere sıkı sıkıya bağlı insanlar diğer insanların ortaya çıkardığı hurafeleri dinleyince, yıllardır duydukları bilgilerden farklı şeyler duydukları için karşılarındakileri “dinde reform yapıyorlar” diyerek sapık ilan ediyorlar. Adeta bir savaş başlıyor. İnsanlar “dininize sahip çıkın birileri dininizi değiştiriyor” diyor. “Hayatın sırrı” dediğim şey sadece inancı zayıf veya olmayanlar için değil beş vakit namaz kılanlar içinde geçerli. Doğruyu bulmak gayret gerektiriyor. Okumadan, araştırmadan ve üzerinde düşünmeden doğru inancı aramak zar atmaya benzer ve din ratsgele, tesadüfî bir olgu değildir. Amerikalı fütürist Alvin Toffler’in çok beğendiğim, özellikle müslümanlarda ve neredeyse baktığım her yere gördüğüm bir sözü var, der ki “21.yy cahilleri okuma yazma bilmeyenler değil, yanlış öğrendiklerini unutamayan, yeniden öğrenmeye, değişime ve dönüşüme açık olmayanlar olacaktır.” Yeniden öğrenmeye açık olmayanlar mevcut bilgileriyle kalacaklardır, kimse kimseyi değiştiremez. Bu sitede islam ve bilimin örtüştüğü yerleri göstermek istediğim gibi tarikat/cemaat ve şirk uygulamalarını da göstermek istiyorum. Yeniden öğrenmeye ya da eski bilgilerini değiştirmek istersen bu dinin gerçek olduğunu, şu an hurafelerle dolu olduğunu ve şirke girmiş birçok insan olduğunu görebilirsin, görmek senin elinde.

Sitenin adını hayatın sırrı yaptığıma göre bir iddiam var gibi görünüyor. Daha önce benim de dine dair bir itirazım olmasa da gereklerini yerine getirme taraftarı değildim ama daha sonra bir değişim yaşadım ve çok büyük bir inanç gelişti, her şey değişti. Bu inancın daha önce olmayıp da daha sonra nasıl olduğunu araştırdığımda bazı cevaplar buldum, siteye bu ismi veremin sebebi bulduğum bu cevapları göstermek için.

Bu araştırmalarım sırasında bulduğum şeyerden biri de islamın temel kavramlarının yanlış bilindiğidir. Tabi bunları ben açıklamadım, bu konuda Süleymaniye Vakfının araştırmalarını, vakfın kurucusu olan Abdülaziz Bayındır’ın derslerini kullandım. Bu derslere dikkat edersen göreceğin ilk şey bir imana sahip olmak “görmek” için gayret gösterip çalışmak gerektiğidir. Bu aynı zamanda halihazırda imana sahip olanlar için de geçerlidir. Hurafelere mi yoksa gerçekten islamın esaslarına mı inanıyorsun? Bunları birbirinden nasıl ayıracağız? Bu yüzden okumak, dinlemek çok önemli. Kimsenin imanı akşamdan sabaha kendi kendine güçlenmiyor. Bu yüzden okumak ve okunanların üzerine düşünmen gerektiğini yazıyorum. Hepimiz sorular soruyoruz, cevapları öğrenmek için bir gayret göstermemiz gerektiği açık. Burada insanlar birkaç gruba ayrılıyor, ateistler ki varlıklarını evrim teorisiyle izah ediyorlar, deistler Allah’a inanıp dini red ediyorlar hatta “bütün kutsal diye nitelenen kitaplar zeki insanlar tarafından yazılmıştır” diyenler var ve bir de peygamberlik kurumunu hak bulup Allah’ın toplumları yönlendirmek için peygamberler gönderdiğine inanan insanlar var. Beni bu konular üzerinde düşündüren “neden bu kadar çeşit inanç sahibi var” sorusu oldu. Mesela nasıl oluyor da bir insan öldükten sonra başka bir ebedi hayat olacağına adı kadar emin olarak inanırken bir başka insan öldükten sonra yeniden dirilip başka bir hayatın yaşanmasını mümkün olmadığına inanıyor. Bu iki insanın inanç farklılığı bir sisteme dayanıyor olmalı. Sonra bir de benim gibi yirmi dört yaşından sonra müslümanlığın bütün gereklerini yerine getirme gayretine girenler var. Bu nasıl izah edilir? Bir grubun uydurulmuş dediği şeye bir diğer insan yirmi dört yaşında nasıl oluyor da “meğer gerçekmiş” diyebiliyor. Bunları araştırırken ateist grupların sitelerini, forumlarını epey takip ettim. Bu sitede kullanmak üzere resimler, yazılar aldım. Hatalarının neye dayandığını anlamaya çalıştım. Uzun zaman sonra bunların neye dayandığını anladığımı düşünüyorum, tabi bunu anlamam Süleymaniye Vakfının yaptığı çalışmaları okuduktan, derslerini dinledikten sonra oldu. Bu dersleri görmeseydim bu sorularıma bir cevap bulamazdım. Bu inanç farklılığını anladığımda sohbetlerimizde arkadaşlarıma neden insanların görüp göremediğini anlattığımda bana “delilin nedir” dediler. Buna cevap vermek aslında benimle ilgili değil herkesin kendisiyle ilgili. Benim bulduğum cevaplar, gördüklerim bir başkasının şüphelerini gidermez. Cevapları sen aramalısın. Bunun matematiksel bir denklem gibi bir yolu var ama denklemin sonucunu ben değil herkes kendisi bulmak daha doğrusu görmek zorunda çünkü aslında cevap ortada. Bu durumda okumanın ve düşünmenin çok önemli olduğunu tekrar vurgulamalıyım. Hayatın sırrı dediğim şey hangi tarafı seçtiğinle ilgili. Eğer evrim gibi tesadüfleri red edip “bir yaratan olmalı” diye düşünüp, Allah’a yönelirsen Allah bir kısım insanların "uydrulmuş" dediği şeylerin gerçek olduğunu görmene yardımcı olacak, bunun nasıl olduğunu yazacağım ve bunu yaşayanlardan örnekler vereceğim. "Sır" dediğim şey aslında dikkatini çekmek için kullandığım bir kelime yoksa kuranda sırlar, şifreler falan yok. Nasıl ki bir zamanlar ben dinin gerçek olduğundan habersizdiysem, bunu henüz yaşamayanlara, dışarıdan dinleyen herkes için dinden, kurandan uzak durdukları için sanki "sır" gibidir, şu an insanların neden namaz kıldığını, oruç tuttuğunu, hacca gittiğini vb anlayamıyorsan bu sana sanki bu insanların beyinleri yıkanmış gibi geliyor olabilir ama eğer kurana yönelirsen, anlamaya çalışırsan Allah gayretlerin, çalışmaların sonucu başka bir idrâk verdiğinde bu artık dikkat çekmek için dediğim "sır" olmaktan çıkar, görmediğin şeyleri görmeye başlarsın. Bunu yaşadığında kendi kendine “meğer bütün cevaplar ortadaymış” demen çok muhtemel.

Varlığının kaynağı nedir? Bu dünyada ne arıyorsun? Denklemin parametreleri bunlar, cevap da ortada ama çözümü görmek senin elinde çünkü bir başkası sonucu söylediğinde insanlar tatmin olmuyor, inanmak istemiyor. Evet sorular bunlar Varlığının kaynağı nedir? Bu dünyada ne arıyorsun?


Jim Carey'nin Bu Sözüne Karşılık Bir Kaç Ayet

BU DÜNYA HAYATI bir eğlenme ve bir çalışma(yurdun)dan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise, elbette asıl hayat/konaklama yeri/sonsuz vatan odur! Şayet bilmiş olsalardı!.. (Ankebut 64)

İNSANLARIN hesapları yaklaştı, oysa onlar hâlâ gaflet içinde yüz çevirmektedirler.(Enbiya 1)

EY ÂDEMOĞLULLARI (ve kızları!) Size içinizden, ayetlerimi haber verip açıklayan elçiler geldiğinde, kim sakınır ve kendini düzeltirse; işte onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. (Ankebut 35)

GERÇEK ŞU Kİ bu Kur’an en doğru olan yola iletir ve salih amel/faydalı işleri en iyi şekilde yapan müminlere, kendileri için büyük bir ödülün olduğunu müjdeler. (İsra 9)

Sonsuz yaşam kaynağı O’dur. O’ndan başka İlâh yoktur. O halde; samimiyetle yaşam biçiminizi, O’na (Allah’a/Kur’an’a) göre düzenleyerek ibadet edin/dua edin. Hamd'a lâyık olan Alemlerin Rabbi Allah’tır! (Mümin 65)

Rabbinizin bağışına; genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için, hazırlanmış bulunan cennete koşun. (Ali İmran 133)

★★★